..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Düşgücü güzelliği, adaleti, mutluluğu yaratır. -Pascal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Sevgi ve Aşk > BEREN İPEK BOYAR




28 Ağustos 2021
Aşk Gerçek Midir?  
Aşkın Tarifi

BEREN İPEK BOYAR


Yazımı çelişikili bulabilirsiniz belki. Ama düşüncemin çok güzlü bir duygu olduğu ama bunun adı aşk mı değil mi onu bilmediğimi bilmelisiniz okumadan önce . Azıcık mitoloji ilişkisi yapmaya çalıştım . Şunu söylemeliyim ki mitoloji de fazla abartılı gelen öğrenmesi hoşuma giden ama tam olarak inandığımı da söyleyemediğim bir durum . Gerçekten tam olarak böyle düşünüyorum size tuhaf gelse de . İçeriğini merak ettiyseniz çok isterim okumanızı . Teşekkür ederim şimdiden..


:GH:
Mitolojiye inanır mısınız ? Eğer tarih kitaplarının çoğu kelimesine inanıyorsanız mitolojiye de inanmalısınız bence . Neden mi ? Olaylar doğru ama anlatılma şekilleri abartılı değil mi sizce de ? Nadir abartılı olmayan olaylardan biri olarak Büyük Taaruz ‘ u görüyorum. Mitoloji de tamamen doğru değildir ama belli başlı olayları mantıklı gelir bana. Eğer biraz merak edip ilginizi çektiyse bu metin aslında bu aşkla ilgili tam aşkın şehrinde yazılmış bir yazı olacak...
Mitolojiden girmiştim çünkü eğer mitoloji ilginizi çekiyorsa aşkı Zeus ‘un başlattığını bilmelisiniz. Hikayeye geçmeden önce kısa bir soru soracağım . Sadece tek bir soru : Aşk gerçekten var mıdır ? Ya da nedir aşk ? Sadece birkaç dakikalığına durup düşünebilirsiniz bunu. Şimdi analatacağım hikayeye geçiyorum . Çok eski zamanlara dayanan bu mitolojik hikaye baş tanrı Zeus’un bir halk tarafından unutulmasıyla başlar. Kendisinin unutulmasına sinirlenen Zeus onlara ceza olarak ruh eşleriyle birlikte yaşayan insanları ikiye bölmüştür. Şöyle bir ayrıntı var ki , bu ikiye bölme fiziksel olarak değil sadece onların ruhları için geçerlidir. Ruhları bölünen insanların yeni amacı ruhlarının diğer yarısını aramak olmuş ömürleri boyunca . Kimi bulmuş , ancak çok şanslı olanlar , kimi bulduğunu sanmış kimi de hiç bulamamıştır aradığını. İşte buradan gelir günümüzde ‘’ruh ikizi ‘’ durumu. Bu kısa hikayeyi ilk duyduğumda şunu düşünmüştüm aslında : Aşk diye bir şey yoktur o zaman . Bu aşk sadece ruhla ilgilidir ve eğer hikayeye inandıysanız bu ruhu bulmak da imkansız gibi bir şeydir bence. İnsanın ruhunu tamamlayan diğer yarısını bulması...
Şimdi başka kısa bir hikaye anlatacağım . İlk fikrimle çelişen fikri düşünmeme sebep olan hikaye. Hatta bu hikaye bildiğimiz en büyük aşk hikayesi olan Romeo ve Julıet ‘ e bile ilham olmuş yazılırken . Bundan yıllar önce Pyramos ve Thisbe adında iki genç kraliçe tarafından surlarla çevrilmiş Babil ‘ de birbirine bitişik iki evde yaşıyorlardı. Tahmin ettiğiniz üzere biri çok yakışıklıyken diğeri de doğunun en güzel kızıydı. Ve yine tahmin ettiğiniz üzere ikisi birbirine aşık olmuş yalnız aileleri istemiyordu birlikte olmalarını . Tek iletişimleri evlerinin arasındaki çatlaktan konuşmaları oluyordu. Böyle konuşmaya dayanamayan sevgililer birbirlerini cesaretlendirip geceleri dışarı çıkmaya başladılar . Mezarlığın kenarında bir dut ağacının altında buluşuyorlardı . Yine bir gece Pyramos ‘ la buluşmak için gizlice evden çıkan Thisbe yüzüne de tanınmaması için bir tül örterek evden çıkmış . Ağacın oraya gittiğinde kanlı ağzıyla gelen bir aslan görmüştür . Çeşmeden su içmeye gelen aslana görünmeden bir mağaraya kaçan kız kaçarken yüzündeki tülü düşürmüş , oradan geçen aslan da bunu görüp ağzıyla parçaladı tabii . Az sonra oraya varan Pyramos hayvanın ayak izlerini fark etmiş , bir de parçalanmış tülü görünce "aynı gece iki sevgilinin de ölümünü görecek, ikimizden en uzun yaşaması gereken oydu, suçlu olan benim, zavallı sevgilim! seni yok eden ben oldum. çünkü geceleyin böyle tehlikeli bir yere gelmeni senden ben istedim ve buraya senden önce gelmedim. ey bu kayalıklarda yaşayan aslanlar! bedenimi parça parça edin. etimi korkunç çenelerinizle ısırıp paralayın.. ama yalnız korkaklar ölüm dilenirler."
Şeklinde haykırdığı söylenir üzgün gencin . Arkasından tülü alıp uzun uzun öperek kılıcını göğsüne batırıp olduğu yerde ölüverdi. Ve söylenene göre o kan o gece dut ağacının beyaz meyvelerine renk vererek mor renge dönüşmesini sağladı. Halk arasında denene göre de tanrılar bu iki aşığın anısını yaşatmak için tüm ülkelerde karadut ağacının yetişmesini yeşermesini sağlarlar. İlk okuduğumda tüylerim ürpermişti . Neden diye soracak olursanız aslında hikayenin karadut kısmı ne kadar hayal ürünü gelse de bana , tüylerimi ürperten asıl şey sadece sevdiği kişinin öldüğü düşüncesi bile kendisini öldürmesine yeten bu insan ne düşünerek yapmıştı bunu ? İlk hikayedeki ruh eşi düşüncesi gibi diğer yarısını kaybettiğine mi inanmıştı ? Belki de ruh eşi değildi onun ? Belki ikisi çok farklı insanlardı ? O halde nasıl sevebilmişlerdi birbirlerini ? Siz buna ne derseniz deyin dünyadaki en güzel ama belki de en zehirli duygu olmalıdır bu .. Hem bu kadar mutlu eden aynı zamanda bu kadar acıtan . Karar size kalmalı burada . Bu hikayeler aslında sadece bir aracıydı benim için . Aşk mitoloji gibi sadece fantastik şeylerle açıklanabilecek bir şey değildir bence . Sizin başta öyle düşünmenizi istedim . Ama hikayeyi duyunca mitolojiye inanabilir misiniz gerçekten ? Bu karar size ait ancak bence inanmanız gereken tek şey duygulardır bence. Gerçek hayatta olsa mitoloji de olsa aşk varsa vardır . Tabii varsa ?



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


BEREN İPEK BOYAR kimdir?

selam, ahali :) Beren ben. Herkesle tanışırken en merak ettiğim şey isminin anlamı olur. Benimki güçlü, akıllı kişi ya da kadife kumaş anlamlarına geliyormuş. Ama annem küçükken sorduğumda hep kuzu derdi anlamı için. Kuzu demişken hayvanlara aşığım. Bir tane de köpeğim var : adı Gofret . Tanıtım için yeter sanırım , sizinle konuşmak güzel olucak ;)

Etkilendiği Yazarlar:
O kadar çok var ki. Biraz da çok farklı alan sevdiğimden.. JANE AUSTEN ORHAN PAMUK TURGUT UYAR SABAHATTİN ALİ DOSTOYEVSKİ STEPHEN KING ...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © BEREN İPEK BOYAR, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.