..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Işık verirseniz, karanlık kendiliğinden yitecektir. -Erasmus
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Ertuğrul ERDOĞAN
Ertuğrul ERDOĞAN - ERDOĞAN'LA EDEBİYAT
Site İçi Arama:


Ana Sayfa
  Suçlusunuz! (Ertuğrul ERDOĞAN) 2 Haziran 2013 Türkiye 

Bir balon düşünün ve durmadan içine hava ve gaz veriyorsunuz. Öyle bir zaman geliyor ki, artık balon basınca dayanamayıp patlıyor… İşte Türk halkı da sonunda patladı. “Gezi Parkı”nın adı, tarihe altın harflerle yazılacak. Şimdi herkes o Gezi Parkı’nın ağaçlarına takılı kalacak… Hayır, takılı kalmayın, o ağaç insanları uyandırdı…

  Tıksırıncaya Kadar Yiyin! (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Nisan 2008 Toplum 

TIKSIRINCAYA KADAR YİYİN!... Şu fani dünyada, gülmek, ağlamak arasında, ‘bir varız, bir yokuz’ Hepimiz için öyle zamanlar oluyor ki, bazen insanın insana yaptığı kötülüklerden, bazen de hayatın ağır gelen onlarca yükünden sonra başımızı alıp, dağlara, ovanın yemyeşil ve yalnızca kuşların serenat yaptığı sessizliğine, belkide; çevresinde hiç evin olmadığı, lapa lapa yağan karlı bir havada, şöminede yanan odunların sıcaklığı ve çıtırtısında, dinlendirici bir müziğin eşliğinde, içinde yüz milyarlarca nöronların dolaştığı ortalama 1,3 kg ağırlığındaki beynimizi boşlatmak ve kendinize gelmek isteriz.

  Milli Eğitim Bakanı İstifa Etsin... (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Aralık 2010 Türkiye 

Yumurtanın sarısı siyasetçilere düştü çift sarılısı… Yumurta, ‘kolesterol yapıyor mu, yapmıyor mu’ tartışmalarından sonra yine gündeme oturdu. Bugünlerde de muhabbeti, esprileri dallandı budaklandı… Şimdide hükümet konunun üzerinde titizlikle çalışıyormuş… Yine yumurta atanlarının arkasında Ergenekon mu var? Diye belki de öğrencilerin evlerine gece yarıları baskın yapılacak… Belki de evdeki yumurtalar delil olarak tek tek toplanacak ve suçlanan öğrenciler Silivri’de aylarca tutulacak!... Haydi Hayırlısı!...

  Kıçı Açık... (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Temmuz 2011 Toplum 

Yine başa döndük!… Yine yoksul evlerden ağıtlar yükselmeye başladı! Yüreğimiz parçalandı!… Yine doğmamış bebekler ve baba özlemiyle yanıp tutuşan çocuklar yetim kaldı.. Yazarı, çizeri, politikacısı ve halkımız her zaman olduğu gibi yine görüşlerini belirtecek… Terör lanetlenecek… BDP’nin Özerklik kararı, Meclis protestoları, derken doğu şimdiden her türlü gelişmeye gebe bir bölge olmaya devam edecek… Dış güçler ise ‘ağzı sulu’ köşe başlarında pusuda… Akıllı politikalarla şimdi birlik ve beraberlik zamanı… Aşağıda okuyacaklarınızı hain saldırıdan önce yazmıştım. Yazımı askıya almayı düşündüm ancak

  Falcı Bacı! (Ertuğrul ERDOĞAN) 14 Nisan 2008 Toplum 

FALCI BACI! Bir mahalle düşünün ki, geçmişi 1050 yıllarına dayansın. Ataları ise Hindistan’ın Pencap-Sind nehir havzasının bulunduğu bölgelerden göç ederek İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılsın.

  Etrafta Liboşlar Türedi! (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Nisan 2008 Yazarlar ve Şairler 

ETRAFTA LİBOŞLAR TÜREDİ! Sizler, Çalık grubunun satın aldığı “ Sabah Gazete”sinin tuzu kuru köşe yazarlarından, Engin Ardıç’ın söylediği gibi, “Basit” olanlardan mısınız? Biliyorsunuz, Holding gazeteciliğinde, köşe kapmak ve değirmenin suyuna göre gitmek kolay olmaz. Patronunuz ve onun yandaşlarını memnun ettikçe; kilonuz şişecek, yurt dışı gezilerine gidip, lüks otellerin süit odalarına kurulacak ve ücret olarak da binlerce doları cebinize indireceksiniz! Yani liboşluğa adım atmış olacaksınız!

  İşte Size Çözüm! (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Mayıs 2008 Toplum 

İster baş olun, ister ayak, bu dünyada herkesin saygı duyulacak bir emeği mutlaka vardır. Dünyanın 185 ‘e yakın ülkesinde şenlik havasında kutlanan “ 1 Mayıs İşçi Bayramı ” sırf kışkırtıcıların çıkartabilecekleri olaylar yüzünden Taksim alanında kutlanmasına izin verilmedi.

  Türkiye'ye Bu Lazım! (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Mayıs 2008 Toplum 

İngiltere kraliçesi ll. Elizabeth’in şaşalı gelişiyle günlük yaşam, uğradığı şehirlerde trafiği felç etti. Konuğumuza ayıp olmasın ve arabasında hop inip, hop kalkmaması için yollarına asfalt döktük. Keşke Türkiye’ye böylesi kral ve kraliçeler sık sık gelseler, işte o zaman, yollarımızda çukur diye bir şey kalmaz!

  Ortalama Türk (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Mayıs 2008 Toplum 

Son günlerde hesap yapmaktan kafam allak-bullak oldu. Öyle enflasyonun TÜİK tarafından yıllık % 9,6 olarak açıklanmasına ve ATO Başkanı Sinan Aygün’ün örneklerle gösterdiği ve mutfakta %50’lere varan enflasyondan bahsetmesi de değil. Yağın,

  Kol ve Bacaklara Dikkat! (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Mayıs 2008 Toplum 

İngiliz’lerin şımarıklığı ile yurdumuzu ele geçirmeye çalışan Yunanlıları, Kurtuluş Savaşı’nda denize dökerek tarihe geçtik. Fakat bu kez kendi içimizden yetiştirdiğimiz futbolcularımızı, Karadeniz’in serin ve hırçın sularına dökerek, yine tarihe geçtik!

  Gözünüz Aydın, Telekulağınız Oldu! (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Haziran 2008 Toplum 

Oh be! Hele şükür bu kez dinlenmekten mutluyuz! İyi ki varsın tele kulak! Küçükken konuşmak istediğimizde “ Sus bakalım! Küçücük boyunla sen ne anlarsın!” diye susturdular. Öğretmenlerin, “ Susun bakalım! Dersime başlayacağım. Sınıfta ‘çıt’ istemiyorum” direktifiyle, anlatılanları yarım yamalak dinleyip üzerinde yorum bile yapmadan, zilin o rahatlatıcı sesiyle, bahçenin özgürlüğüne koşardık

  Turko (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Haziran 2008 Toplum 

13. Avrupa Futbol Şampiyonası’na başlamadan önce görsel medyada, öylesine gaz verdik ki, sanki önümüze kim çıkarsa çıksın hiç önemli değildi! Mutlaka yenecektik! “Turco” lakabıyla futbolcularımızı, TV’nin büyüsünde şişirdik. Çocukluğumuzda da böyle değil miydik? Aynanın karşısında devdik. Sonra büyüdük ve istatistikî veriler önümüze geldikçe, “Acaba hatayı nerede yaptık?” sorusuyla, baş başa kaldık…

  Cumhuriyet Treni (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Haziran 2008 Toplum 

Dedemlerin kasabası Orta Anadolu’nun tipik kasabalarındandı. Çocukluğum ve gençliğimde, şehirden uzaklaştığım, kendimi bulduğum, sessizliği yakaladığım, her şeyin saf ve temiz olduğu güzide mekânlardandı.

  Karpuza Gel! Karpuza (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Haziran 2008 Toplum 

KARPUZA GEL! KARPUZA! Doğup büyüdüğüm Ankara’nın belediye başkanı da bir hoş! Bazen çocukları sevindireyim der, otobüsün içinden topları fırlatıverir! Şehirli susuz kalmasın diye, döşer kilometrelerce boruları, sonrada içinden tartışmalı Kızılırmak’ın suyunu gönderir, yürekler ferahlasın diye…

  Eski Otogarlar (Ertuğrul ERDOĞAN) 29 Haziran 2008 Türkiye 

Yeşil Bursa’nın eski garajları, kimleri kavuşturmadı ki ve kimbilir hangi sevdalılar, otobüslerin pencere kenarından el sallamadı. Kalkış saatinin beklentisinde, alt kattaki küçük dükkânlardan hediyelik eşya ve havlular alınıp, kaç yakınımız sevindirilmedi ki. İşte burası, bir zamanlar, umudun beklendiği yerdi.

  İki Ucu Boklu Değnek (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Temmuz 2008 Toplum 

Siyaset dediğiniz nedir ki, “iki ucu boklu değnek” Siyaset arenasında şimdilerde oynananlar, tıpkı boks maçını andırıyor. Hakemin görmezliğinde bel altından hayâlara vuruluyor. Acımasızca gözaltına indiriliyor, sorgulamaların yumrukları. İktidar ve muhalefet ise, hakemin ellerinde taraftarlarıyla birlikte, kendi lehine sonuçlanacak zaferi bekliyor.

  Düşünmek Güzel Ya! (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Temmuz 2008 Toplum 

Düşünüyorum öyleyse varım” diyebilenlerden mi, yoksa “ Düşünüyorum öyleyse vurun” , “ Şunu da yazsam, başıma çorap mı örerler?” veya “ Bana ne, olup bitenlerden, ben hiçbir şeyle ilgilenmem” diyenlerden misiniz?

  Hukuk ve Guguk (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Temmuz 2008 Toplum 

Günün onca yorgunluğundan sonra evinize gelip, stresten bir an olsun uzaklaşmak istediğinizde, belki de ‘iyi bir haber’ olasılığı ile televizyonun tuşuna dokunursunuz. Görüntüden önce gelen sesle, Ergenekon’dan tutunda, düğünlerde artık tabanca kesmeyen ve makineli tüfekli, (Belki de gelecekte tank ve topla kutlayacağız!) haberlerin, kene gibi yapışmasının bilinmezliğini seyredip, sonra da şaşkınlık içinde yatağınızı boylarsınız.

  Hayalleriniz Aydınlık Olsun (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Ağustos 2009 Toplum 

HAYALLERİNİZ AYDINLIK OLSUN Şu boğucu sıcak yaz günlerinde, siyasetin “ Cadı Kazanı”yla sizleri bunaltmak istemiyorum… Anne karnında milyonlarca sperm arasında kazandığımız yarış sonrasında şekillenmeye başlayan bedenimiz, hukukun mutlakıyeti ile karşılaşıyor. Sonrada doğumun ardından gelen seçeneklerle, yaşamın labirentlerinde savrulup, sonsuzluğa doğru yol alıyoruz…

  Onurlu Olmak (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Ağustos 2008 Toplum 

Ülkemde, doğalgazın olmadığı dönemlerde, bir ton kara elmas için gecenin bir yarısı tatlı uykumuzdan uyanıp, az mı kuyruklara girdik. Hele ücretini yatırdığımız kömür, evimizin önüne geldiğinde sevinçten göbek atardık. Ahh! O sabahın erken saatlerinde yakılan ve rüyalarımızla karışık sobanın gürleyen sesi arasında maşa üzerinde kızaran ekmeğin üzerine sürülen tereyağı ve balla yapılan kahvaltının lezzeti bir başka olurdu.

 

 



“Anne rahmine düsme sansini yakalayan insanoglu, yer yüzünde insanca yasamadan ve bir baskasina yasama sansi vermeden yapamiyor. Yüz yillardir, insanlar arasindaki kisir çekisme ve Tanri’nin bize lütfettigi dünya üzerindeki degerlerin tek sahibi olabilmenin mücadelesi yaninda, bu degerlerin iyi paylasilamamasi sonucu, insanin, insana yaptigi en büyük kötülük olsa gerek…

Mutlu ve iyi yasami yakalamak, bize en yakin olan beynimizin içinde olmasina karsin, biz insan oglu, elimizdeki en kiymetli degerlerden bikmak ve daha iyisini elde etmek ugruna uçurumun dibinde dans ediyoruz. Elimize, dilimize ve belimize sahip olamamanin cezasin da agir ödeyerek, kendimizi mahvettigimiz gibi gelecek nesil dedigimiz çocuklarimiz olan yani basimizdaki en kiymetli varliklarimizi da birlikte felaketin esigine sürüklüyoruz…

Tok olanin açin halinden, zengin olanin ise fakirin halinden anlamadigi, sevginin ve hosgörünün yani sira paylasimin cimrilesmeye yüz tuttugu dünyada, insanlarin bu tavirlarini sürdürmeleri durumunda, çok insanlarin bunalimlar içinde yasamaya, yüzyillar öncesi oldugu gibi, yine bundan sonraki yüzyillar içinde de devam edecege benziyor… Paylasim kavraminin ne oldugunu bilmeyen ve ögrenmekte zorlanan insanlar, kendilerine ve çevrelerinde olusabilecek kaoslara da her an hazir olmali… Biz insanlar, dünyanin gidisati içinde, terörün korku saldigi, savaslarin kol gezdigi, açligin alabildigince çogaldigi, insanin insana tahammül gücü kalmadigi, issizligin çig gibi büyüdügü, yesilligin katledildigi, kisacasi, iyi günlerin çok az, kötü günlerin ise yogun oldugu bir dünyada sizlaniriz. Eger, Tanri’nin bize sundugu güzel seylerden zevk alabilmek için açik yürekli olsak, üzerimize gelebilecek kötülüklerde, ona katlanmak için de yeterli derecede kuvvetimiz olurdu…

Sicak ve mutlu yuvamiz dedigimiz dört duvar arasinda yalniz kendi benligimizi düsünerek yasam felsefesini kabul edip, bana dokunmayan yilan bin yasasin tarzi görüsüyle, disarida ve olasi zor yasam içinde bulunanlari, örnegin bir sokak kösesinde, sürünmeye mahkum birakilan ve hepimizin seyrettigi küçük çocuklarin yasam çirpinislarina seyirci kalmak , okula gidecek malzemeyi bulamayan, bulsa da kilometrelerce karli ve çamurlu yollari asan yorgun çocuklarin okuma mücadelelerini ve çocuguna hakki olan sütü dahi alamayan ebeveynlerin, ne yapacagina ortak olmadan, onlarin sorunlarini gidermek için mücadele vermeden güle oynaya yasadigimiz sürece, bir gün, disarida olusabilecek ejderhanin, bizlerin de kapisini çalacagina her an hazir olmamiz gerekir…

Yüz yillar öncesinde tarihin sayfalarinda da kanit olarak bulunan, hirsli iktidar sahipleri, güçlü olmayi ispat ve doyumsuz egolarini tatmin etmek için, egitimsiz insanlarin olusturdugu kalabaliklari, ellerinde bulundurduklari silahlarla yönlendirerek, yine insanliga en büyük zarari vermeye devam ediyorlar, insanlar, ne istedigini bilmeden yasamaya devam ettikleri sürece, bundan sonra da bu tür krallari ve delileri tarih sayfalarinda nesretmeye devam edecek gibi görülmekte. Insanligin, daha iyi bir dünya için, önce, “insan gibi dünya insani olmak” kavramini betimleyerek ve özümseyerek her bireyin yaptigi ve yapacaklari yanlisligin tüm insanlara ve onlarin geleceklerine ve genlerine yansiyacagini bilerek hareket etmeleri yani sira, kaliteli ve ne yaptigini bilen egitimli insan olmalarinin gerekliligi de artik su gibi kaniksanmakta….

- oğlum Ege'nin yıl sonu okul balosunda yaptığı özlü konuşmanın linkini veriyorum;

http://www.youtube.com/watch?v=TbxCHA8NdaM

ertuğrul erdoğan
"biz bizde miyiz, biz neyiz?"
adlı çalışmamdan Bursa -2003
" Yazılarımın noter tasdiki mevcuttur"



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Ertuğrul ERDOĞAN, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 22.10.2018 16:50:34