..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ben bir öğretmen değil, bir uyandırıcıyım. -Robert Frost
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Din > Muhammed CAN




18 Aralık 2014
Kurban ve Fedakârlık!  
Muhammed CAN
Bu kutsi vadinin akışına engel olan her ne ise, onu can-akıl birlikteliği ile fedakârlık ve kurban eylemleriyle bütünleştirerek aşmanın verdiği haz ile...


:EFE:



Can ve aklın Rabbi olan Allah'ın adı ile!
Madem can ve aklın sahibi olan Allahın adı ile başladık, öyle ise can ve akıl gibi iki değerli emanetin yerine getirmesi gereken sorumluluklara da değinmeden geçmek yerinde olmaz. Can ve akıl kurban olmanın, fedakârlığın simge ve sembolü olmalı!
Âlimlerin mürekkebinin, şehidlerin kanı ile özdeş olmasının hikmeti belki de burada yatar.
Bu kutsi vadinin akışına engel olan her ne ise, onu can-akıl birlikteliği ile fedakârlık ve kurban eylemleriyle bütünleştirerek aşmanın verdiği haz ile...
Kurban; Allah yolunda gösterilen bir fedakârlık, O'nun verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmek olarak tanımlanıyorsa da, neyi? Ne için? Nasıl? Eda edilmesi fikir ve yöntemini farklı bir yaklaşımla ele almanın pek de mahsuru olmasa gerek.
Kurban; kişioğlunun en değerli şeyini (can) Maşukunun dergâhına sunma fedakârlığıdır. Maşukun dergâhının azamet ve yüceliği idrak edilmeden, neyi nasıl kurban etmek gerekir? Demagojisi nice bin yıllar sürer gider!
Şeyh Hasan-ı Curi'nin Nişabur ahalisine ey Kufe halkı! Diye hitap etmesinin nedeni neyin neye kurban edilmesi gerektiğini bilmediklerinden olsa gerek!
R.E(s.a.a)in "Ben iki kurbanlığın oğluyum!" (Hz. İsmail ve Babası Abdullah'a atıf) Mealindeki hadisleri kurbanın aslının ne olduğunun alemet-i farikası olsa gerek.
İbrahim'in kurbanı İsmail, İsmail'in kurbanı kendisi!
Kurban; Mabud'a giden yolda İlahi güzergâhta ki sahte ve geçici sevgi ve cilvelerin Mabud'un önündeki en büyük seti, en büyük engeli, görebilme ve onu yok edebilme eylemidir.
Bizim kurbanımız, benliğimizin en derinliklerinde gizlenen görünmez putlarımızın feda edilmesidir.
Bizim kurbanımız, Allah'tan korkmamamıza cesaret ettiren en korktuğumuz şey ne ise, onu boğazlamamızdır.
Bizim kurbanımız, ümmet olmaya engel olan en kutsal değerlerimiz (ırk, mezhep, bilgisizlik)'i kurban etmemizdir.
Bizim kurbanımız, bizi biz olmaya engel olan her ne ise, onu feda etmemizdir.
Bizim sayımız, benlik zirvesinden aşağılara akarak biz deryasına akıp zerre olabilmektedir. Bizim Arafatımız, vakfemiz, benim gibi düşünmeyen, düşünemeyen kardeşlerimle yakınlaşmada ve "ya eyyuhelleziyne amenu" cem'inde zemzemi yudumlayarak, beng-i sularda yüzebilmektir.
Kurban'daki sembolik sunumun, Âdemoğlu’nun kendisine has en değerlisini feda etme misyonudur. Pekâlâ, birli, yedili kurban sunumlarının tevhide adanışı, kişioğlunun kendi iç dünyasındaki Maşuk'una sunalım!
Bireyin kendi değerlisini tevhide sunuşundaki olgu, İbrahim'in en değerlisi olan İsmail'e İbrahim'den başka kimin ne kadar kurban sunma hakkı vardı ki?!
Neye kurban olmam gerekiri yeterince algılayamadan, neyi kurban etmem gerekiri nasıl anlayayım?
Son putu vurarak kurban yolunun açılması gerekirken, bana ait olan benlik putunu korumak ve yüceltmek adına başka neyi boğazlatmak gerekir!
Kurban eylemi; kurban edilenler ile kurban edenler olarak iki ana başlıkta toplansa bile, her iki başlık altında eylemlerin taraftarlarının sembolize olgusu yatar.
Yani; bir yönü ile İsmail'in kendini adayışı, İbrahim'i eylemin bütünlüğünün gerekliliği iken; İbrahim'i sunuş İsmail'i fedakârlıkla bütünleşir! Mücadelenin öteki tarafı için ise farklı bir anlam ve sunuş ifade eder.
Yani; güce teslim olmuş taraf ile, gücün sembolü olanın teslim olandan beklentisi. Kurban edilenlerle, kurban olunanlar! Demokrasiye sunulan kurbanlar göğün tanrısı ile yerin tanrıları arasındaki farklılıktan kaynaklanan!...
...Ve Ebu meçhul'ün! Kurban edeceği şeyi güç ve iktidar sahiplerinin otoritesini muhkemleştirmek için sunduğu kurbanı dini iken. İbn-i Sakit'in kurban olarak sunduğu dili arasında inanılmayacak kadar benzerlik varken, bir o kadar da zıtlık!
Kurban Bayramı ise; Putlarla birlikte putçulardan uzaklaşmanın zafer ritüelidir. Bağımlılıklardan kurtulmak ve kendini bulmaya götüren sürecin zirvesidir.
Kurban Bayramı; ''Eyyamullah''tan bir ''yevm''dir. Kendini feda etmesini bilen hür insanın şölenidir. Bayramı kutlamaya en layık olan kişidir bir anlamda. Öyle ki; O'nun fedakârlığının neticesinde gün sıradan bir zaman olmaktan çıkarak eyyamullah özelliğini kazanmıştır!
Bir anlamda kurban Bayramı; Gülistan'a giden dikenli yollardan geçenlerin zafer nidasıdır.
Fedakârlık ise; feda edilecek değerlerin uğrunda feda edilenden değersiz olma gerçekliği, bir serdengeçti eylemidir.
Fedakârlık; en büyük namus olan namus'u Ekber(Kuran-ı mecid)in uğrunda her şeyden geçebilme eylemidir. İşte bu fedakârlıktır ki; bugün İslam âleminin hemen her yerinde fevc fevc yükselmekte ve burcu, burcu Tevhid kokmaktadır. Yükselen bu fedakârlık dalgasının önünde küfür ve istikbar, şirk ve nifak en amansız korkuya kapılmış, en onulmaz çaresizliklere düşmüş, ne yapacağını bilmez hale düşmüş.
Esasında; insanlık tarihinin bütün safhalarında kutsal önderler mutlak değerler için kendilerine ait en değerli varlıklarını feda etmekten çekinmemişlerdir. Bu noktadan, şüphesiz Adem'in gerçek varislerinin hemen hepsi aynı çizgiyi takip etmişlerdir. İmam Ali'nin R.E (s.a.a) in yatağında o hazretin yerine kendisini feda etmeye hazır olması nedendi acaba?
Fedakârlığın zirvesini sunan İlahi önderlerin inanışlarına aşina olmanın temennisi ile kurbanlıklarımızın kabul olması. Kurban Bayramınızın en ulvi derecelere yükselerek kabul olmasını en içten dileklerimle sunarım.
Frankfurt 22.12.2007



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın din kümesinde bulunan diğer yazıları...
Velayet-i Fakih ve Siyasla İslam
İslamda Kadının Rolü - 1
İtret, Ümmet ve Vahdet
İslamda Kadının Rolü - 4
Türk İslamcıların, Mele/molla Planı!
Dehe-i Fecri İdrak Ettiysek Vahdet ve İzzeti Seçme Zamanı Gelmedi mi?
Kurban ve Fedakarlık!
İslamda Kadının Rolü - 3
Orucumuz Neyi Emreder?
İslamda Kadının Rolü - 2

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kürt İslam Tarihine Farklı Bir Bakış (I)
Bugün Tek Bağımsız Devlet İran’dır
O Karede Ne Vardı?
Afrika’da Nal Toplamak!
Cemre Düştü!
3. Dünya Savaşında İranı'ı Anlamak!
Arap Dünyasında Ortaçağın Sonu Mu?
Ali Şeriati'den Esintiler - 3
Ali Şeriati ile Kürt Sorununa Bakış ve Yeni İslamcıların Senaryoları
İslam Dünyasının Arayışı

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Dost İçin [Şiir]
Serzeniş [Şiir]
Ne İnsanlar Gördüm [Şiir]
Bizde Ne Anne'ler Var [Şiir]
Ey Gazzeli Cocuk! [Şiir]
Ayrılık Senfonisi [Şiir]
Sendin [Şiir]
Hatıram! [Şiir]
Namus'un Adına! [Şiir]
Hum Kıyısında Bir Gece [Deneme]


Muhammed CAN kimdir?

. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Muhammed CAN, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.