..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bilim şaşkınlıkla başlar. -Aristoteles
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Hakan Yozcu




21 Kasım 2016
Düşen İlk Yağmur  
Hakan Yozcu
Ben, çok severdim ilk düşen yağmurdan sonra etrafa yayılan toprak kokusunu… Başka bir kokusu olurdu. Beni alır, farklı dünyalara götürürdü hep… Mis gibi gelirdi bana… “Toprak kokuyor” derdim hep. Dışarı çıkar bu kokuyu sonuna kadar teneffüs ederdim.


:FEG:

     Kavurucu ve yakıcı uzun bir yaz sıcağından sonra, havaların serinlemesi bizlere mutluluk vermişti. Geceleri, artık rahatlıkla uyuyabiliyorduk. Hatta sabaha karşı üşüyorduk bile. Bu nedenle yanımıza battaniye dahi alıyoruz şu son günler…
     Ekim Ayı ile birlikte hasretle yağmurları beklemeye başlamıştık. Gözlerimiz gökyüzünde idi hep. Bulutların koyulaşmasını, gri renge dönüşmesini bekliyorduk. Toprak kokusuna hasret kalmıştık. Artık bu kokuyu içimizde hissetmek istiyorduk.
     Ben, çok severdim ilk düşen yağmurdan sonra etrafa yayılan toprak kokusunu… Başka bir kokusu olurdu. Beni alır, farklı dünyalara götürürdü hep… Mis gibi gelirdi bana… “Toprak kokuyor” derdim hep. Dışarı çıkar bu kokuyu sonuna kadar teneffüs ederdim.
     Ağaçlara, çiçeklere, çimlere de iyi gelecekti yağmur suyu. Çünkü gökyüzünden süzülerek geldiği için en temiz su idi. Bütün canlılara yarardı doğrusu. Bitkiler hemen boy atar, doğa, birdenbire canlanıverirdi. Birkaç gün içinde yemyeşil bir görüntüye bürünür, kendimizi cennette gibi hissederdik…
     Ne de olsa su, hayat demekti. Su, candı. Su, canandı… Herkese, her şeye faydalıydı su… Bir damlası bile bir ömre bedeldi…
     Ve beklenen an geldi… Bulutlar, gri elbiselerini giydiler. Biraz sonra gökyüzü, gündüzün ortasında kapkara oldu. Sanki gece yarısını yaşıyorduk. Şimşekler çakmaya başladı. Ufak ufak yağmur damlaları düştü önce. Yağmur, kısa bir anda göstermişti kendini…
     Bulutlar, Beşparmak Dağları üzerinden büyük bir hızla geliyordu Mağusa’ya doğru. Uzun sürmedi. 5, ya da 10 dakika sonra “geliyorum değil”, “Geldim” demişti yağmur. “Bütün kötülüklere set çekmeye geldim.” “Bütün pislikleri örtmeye geldim”, “Bütün çirkinlikleri yok etmeye geldim” diye haykırıyordu sanki…
     Küçük damlalar, yerini büyük damlalara bıraktı. Damlalar da doluya dönüştü. Büyüdü, büyüdü… Koskocaman taşlar oldu.
Damların üzerlerine sanki gökyüzünden binlerce taş yağıyordu. Hızlandıkça hızlanıyor, başımızı dövüyordu. Şimşek gürültüsü sarmıştı tüm şehri… Arka arkaya gürlüyordu gökyüzü… Bir aslan kükremesinden bin kat daha fazlaydı… Kıyamet görüntüsü vardı sanki… Korku vermeye başlamıştı…
     Yağmur, arttıkça artıyordu. Bardaktan boşanırcasına dökülüyordu sular… Islanmadık hiçbir şey kalmamıştı. Sırılsıklamdı şimdi herşey…
     Çok yağmıştı yağmur... Sular, bol bol akmıştı… Yollar, su dolmuştu… Evin bahçesi çamur deryası olmuştu. Araba, sular içinde kalmıştı… Hatta birçok araba yollarda, su içinde kaldığı için sönmüş ve olduğu yerde kalmıştı…
     Cam kenarından yağmurun yağmasını izliyorum. Korku veriyor insana, gittikçe artan yağmur… Rüzgar da yağmura eşlik ediyor. Ağaçlar yerlerinden sökülüp gidecekmiş gibi sallanıp duruyor. “İnşallah bir şey olmaz” diyorum içimden… Her şeye rağmen ilk düşen yağmura seviniyorum. Beklediğim, özlediğim havayı teneffüs ediyorum içime…
     Biraz sonra evin arka tarafından büyük bir gürültü geliyor… Anlatamayacağım bir gürültü. Bir patlama gibi, büyük bir şeyin yere düşmesi gibi… Ne olduğunu o an için anlayamıyorum…
     Eşim geliyor yanıma… Korku dolu gözlerle “Ne oldu?” diye soruyor. “Bu ses neydi? Ev mi çöktü?” diyor. Ev çökse şimdi biz altında olurduk. Değil. Başka bir şey bu… Ama ne?
     Çok sürmüyor yağmur… Sadece yarım saat süren bir yağışın ardından her taraf su ile doluyor. Arkaya koşuyoruz. Sesin geldiği yere bakıyoruz…
     Arka bahçede üzüm asması var idi. Verigo cinsi üzüm. 4 yıldır afiyetle yiyorduk üzümlerini… Ama bundan sonra yiyebilir miyiz bilmiyorum… Çünkü asma talvarı yağan yağmurdan kaymış, kuvvetli fırtınadan dolayı gücünü kaybetmiş ve asma yerle bir olmuş…
     “İlk düşen yağmur” diyorum kendi kendime, “seni bunun için mi bu kadar heyecanla ve merakla bekledik?”
     “İlk düşen yağmur, seni bize zarar veresin diye, bizi üzesin diye mi dört gözle ve sevinçle bekledik?”
     Bir saat sonra yağmur tamamen duruyor… Etkisini sonra gösteriyor… Yağmur sellerinin bıraktığı pislikler, dal parçaları, irili ufaklı taşlar, su birikintileri içimizdeki o romantik sevinci alıp götürüveriyor…
     Gülerek bakıyorum etrafa. Bu, doğanın gücü değil miydi? Bu, yaşamın bir parçası değil miydi?
     Sen önceden tedbirini almazsan, önlemlerini almazsan, tabii olumsuzluklar ortaya çıkacaktı… Doğa boşluğu ve ihmali affetmiyor işte…
     Etrafı endişeli gözlerle izlerken, Ziya Osman Saba’nın “Kim Bilir” ismindeki şu mısralar aklıma düşüyor:
“İlk yağmur damlası düştü
Kuru yapraklarına güzün.
Ardında kış kıyamet,
Dert, hüzün.
Alınyazısı hepsi…. Kısmet….
Ha yazı, ha kışı geceyle gündüzün,
Kim bilir kaç günü kaldı
Ömrümüzün?”



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
"Kuzucuk Köyü"nde Sabah Kahvesi
Ulu Çınar
Son Dua
4. Türkoloji Buluşması Kktc Gezisi
Beyaz Melekler
Topuk Dikeniyle Yaşamak
Küçük Bir Kaza Yaşadık
Davetsiz Misafirler
Binboğa Köyü
Şimdi Geliyorum

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sevgisiz Sevgi
Gulit
Emanet
Ritsa Gölü Efsanesi
İran’dan Acı Bir Aşk Hikâyesi
Aksilikler
Bağdat Hurması
Nasılsın?
Ferhat Gibi
Güle Güle Omarım

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Minik Bir Şaire Rastladım [Şiir]
50. Yaş Şiiri [Şiir]
Yağmur [Şiir]
Yollarım Sana [Şiir]
Nar Gözlüm [Şiir]
Kazan Mesnevisi [Şiir]
Sen Bilirsin [Şiir]
Bırakıp Gitme [Şiir]
Yaşayan Ölü [Şiir]
Analar [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Hakan Yozcu, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.