..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Özgür insan, denizi daima seveceksin. -Baudelaire
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Polisiye > Dilek KIZIL




10 Kasım 2018
Hapishanedeki Kadın 2  
Aynalı Suçlu

Dilek KIZIL


Bir kadının kardeşi için intikam alırken yaptığı ilginç planlar ve yaşadığı olaylar anlatan bir yazıdır.


:DJ:
BULUNAMAYAN SUÇLU
AYNALI SUÇLU
Yoldaki kalabalığı görünce
-sanırım kaza olmuş.Oraya gitsem iyi olacak diye geçirdi içinden.O tarafa yavaşça yaklaştı.Kolları çok acıyordu.Kalabalıkta merakla kendisine bakan kişilere
-Doktorum ben şeklinde cevaplar verip kendine yol açıyordu.Ambulans daha gelmemişti.Sonunda arabanın yanına geldiğinde kapıyı merakla açtı.İçerdekini görünce büyük bir şoka uğradı.Bu Tuana ‘ydı.Başından akan kana bakarak
-bu olamaz ,umarım onu okumamışsındır deyip eline siyah bir defter ve CD aldı.Sonra bu şoktan hızlıca kurtuldu.Yaralıyla ilgilenmeye başladı.Bir taraftanda konuşulanları dinliyordu.Kamyon şoförü kendisine sorulan
-Kaza nasıl oldu? Sorusuna verdiği cevap şöyleydi.
-Ne olduğunu anlamadım.Birden kendi şeridinden çıktı önüme geçti.Ne yapacağımı bilemedim.Frene bastım.Bana çarptı.Doktor verilen cevabı dinleyince içinden
-olamaz onu okumuş…birden kendine sorulan soruyla irkildi.
-Senin burada ne işin var?Sesin geldiği tarafa baktı.Bu Ali’ydi. Ters bir ifadeyle ona cevap verdi:
-benim nerede ve ne için burada bulunduğum seni ilgilendirmez.Doktor bunları çok öfkeli bir şekilde söylemişti.Bunları Ali’nin yüzünden hapise girdiği için mi bu öfkeyle söylemişti yoksa Tuana ‘ya mı sinirlenmişti bilmiyordu.Ali onun öfkeli olduğunu anlayınca yumuşak bir ifadeyle uyarmak için söze başladı:
-Yeni hasteneden çıktın ve halsizsin kollarının acısını belli etmemeye çalışsanda yüzünde beliren çizgiler bunu haykırarak belirtiyor.Doktor onu duymazdan gelip :
-Olamaz çok kanaması var.Beyin kanaması olabilir.Hastaneye kadar çok kan kaybedecek.Ambulans gelene kadar başına tampon yapmalıyım.Ayrıca ambulansın gelmesi on dakikayı geçerse ona kanı ben burada vereceğim.Ali:
-Deli misin sen? Ona kanı burada vereceğim de ne demek? Doktor onu dalgaya alır biçimde:
-Eğer ambulans on dakikaya burada olmazsa ne demek olduğunu göreceksin.Sonra Tuana ‘ya doğru dönüp başındaki kanamaya müdehale etmeye başladı. Biraz sonra saatine bakıp :
-On beş dakika olmuş üzgünüm ambulansı bekleyemem deyip arabanın bagajına bakınmaya başladı. Çok geçmeden iki tane sibop iğnesi ve takviye hortumu ile geri döndü. Orada bulunan birinden çakmak istedi.Ali ‘ye
-Başına ben gelene kadar tampon yap.Orada bulunan motorsiklet sürücüsüne:
-Motorsikletinizi kullanabilirmiyim lütfen, dedi.Sürücü herkes gibi doktoru merakla izleyip onay verdi.Doktor motorsikleti çalıştırıp yere yatırdı.Az önceki sürücüden yavaşça gaz vermesini istedi. O gaz verdikçe hızlanan tekerin jantına sibop iğnelerini yaklaştırdı ve onların ucunu sivrileştirdi.Aldığı çakmağı takviye hortumunun ucunu eritmek için kullandı.Sibop iğnelerinin arka kısmını hortumun eriyen kısmına hızlı bir hareketle yerleştirdi.Eriyen plastiğin soğuması için üzerine biraz su döktü.Plastik donup iğneler hortuma sabitlenince sibop iğnesinin birini ağzına alıp üfledi.Elini hortumun diğer ucundaki iğneye koydu.Sonra kendi kendine:
-Güzel, hava çıkışı var.Sonra hemen bağcığının birini kesti orada bulunan birine kolunu sıkıca bağlattı.Bir damar buldu.İğnenin birini kendi damarına orada bulduğu elektrik bandıyla sabitledi.Aynı işlemi Tuana ‘ ya da yapacaktı ki Ali ‘ nin engeliyle karşılaştı.Ali:
-Onun kanının seninkiyle aynı olduğunu nereden biliyorsun? Doktor hastanın kimliğini göstermeyi yeterli buldu.Sonra hemen hortumun diğer ucundaki iğneyi Tuana ‘nın koluna sabitledi. Kendi kolunu biraz kaldırdıktan sonra:
-Ali sen tampon yapmaya devam et ambulans gelene kadar yaptığımız bu işlemler hastanın durumunun stabil kalmasına yeter. Sözleri bittiğinde az önce merakla doktoru izleyen kalabalıktan alkış yükseldi.Doktor Tuana ‘yı yaşatmak için elinden geleni yaparken onu birinin izlediğini bilmiyordu.Kendisine kurulan tuzaktan ne yazık ki habersizdi.Gelen ambulansa hastayla birlikte giden doktor hasteneden çıkarken Murat ile karşılaştı.Murat:
-Çok bitkin görünüyorsun hadi ben seni evine bırakayım.Doktor hayır diyemedi. Çünkü bitkin halde yaptığı bu kurtarma onu iyice yormuştu.Onun yaşadığı ev şehrin en sakin ve en ıssız yerindeydi.İşte tam böyle bir bölgeye girdiklerinde araba şiddetle sarsıldı.Kendine geldiğinde kendini bilmediği bir yerde buldu.Elleri arkadan bağlanmıştı.Murat tam karşısına bağlanmıştı.Kar maskeli iki adam vardı.Biri kendi yanında diğeri Murat’ın başındaydı.İkisininde ayıktığını gören adamlar doktorla konuşmaya başladı.Başındaki adam:
-Hadi bir anlaşma yapalım. Biz sana soru soracağız.Eğer doğru cevaplar verirsen arkadaşın ölmez.Eğer bize yalan söylemeye kalkarsan ikinizde ölürsünüz ama seni öldürmeden önce ona işkence yaparım.Hadi başlayalım.
ADAMLARIN SORULARI
Doktor söze şöyle başladı:
-Siz kimsiniz ve ne öğrenmek istiyorsunuz bunları bilmeden hiçbir şey söylemem.Yanındaki adam:
-Bizimle pazarlık mı ediyorsun sen! Sonra diğer adama kafasını yana doğru sallayıp işaret etti. Adam işareti görünce bıçağını çıkarıp Murat ‘a doğru yürüdü.Doktor:
-Tamam. Yapmayın.Sorunuzu sorun lütfen.Adam sormaya başladı:
-Kardeşlerimizin ölümlerinden senin sorumlu olduğunu düşünüyoruz peki doğru mu düşünüyoruz? söyle bakalım.Doktor gülmeye başladı. Adam sinirlenip doktora tokat attı.Doktor tokadın verdiği acıyla sustu.Adam:
-Neden gülüyorsun sana bir soru sordum.Doktor:
-Kardeşlerinizi tanıtmadınız ki ölüm sebebini söyleyim. Hem tıpta böyle hatalar olur. Adam bir tokat daha atıp:
-Biri ameliyatta öldü ama diğeri başından vurulmuş bu nasıl oldu söyler misin?Doktor :
-Ne demeye çalışıyorsunuz siz onu ben mi vurdum.Adam:
-Evet bulduğumuz deliller bunu gösteriyor.Doktor:
-Ne delilinden bahsediyorsunuz siz? Adam:
-Gir içeri! Diye bağırdı.İçeri elinde bir poşetle üçüncü kar maskeli adam girdi.Az önce konuşan adam poşeti eline alarak konuşmasını sürdürdü:
-Bu delillerden bahsediyoruz.Arabanda her zaman tabanca bulunur mu? Dedi alaya alarak.Doktor:
-Evet o benim ruhsatlı silahım.Söze Murat girdi:
-Ayrıca dediğiniz adam LİON şirketinin sahibisiyse balistik raporuna göre o intihar etmiş.Adam:
-Sus sen! Diye azarladı.Sonra adamdan aldığı bir laptoptan doktora bir görüntü izletti.
-Peki bu görüntülerde aldığın CD ve siyah defterin içinde ne vardı ki hastanın hayatından daha önemliydi.Neden ilk hastayla ilgilenmek yerine onları hastanın elinden aldın.Doktor:
-Özel hayatımdan size ne? Adam bir tokat daha atıp bağırdı:
-Yalan söylemee! Kaza yerindeyken cebindeydi peki şimdi nerede? Eğer onun içindekiler dediğin kadar önemsiz olsaydı onlar şimdi yanında olurdu.Murat bu sözlerden sonra Doktordan şüphelenmeye başladı.Hemen soru yöneltti:
-Bu doğru mu Dilek? Doktor:
-doğru değil benim içime kapanık biri olduğumu biliyorsun.Ona duygularımı yazıp sakinleşiyorum. Kimsenin okumasını istemediğim için kaza yerinde ilk onu aldım.Ve onu hastaneden çıkmadan önce sakladım.Murat:
-Madem içindekiler önemsiz onlara yerini söyle de bizi bıraksınlar.Doktor isteksizce :
-Onlar hastenede odamda.Üçüncü katta zaten adım yazıyor görünce anlarsınız . Adımı biliyorsunuz değil mi? Dedi dalga geçer biçimde.Yanındaki adam çok sinirlenmişti.Yanındakilere:
-Kardeşlerim, şunları bayıltın yoksa doktor elimde kalacak.Sonra bu ikisine ne yapacağınızı biliyorsunuz zaten, dedi.Doktor daha ne olduğunu anlamadan başında hissettiği acıyla kendinden geçti.Ayıktığında iki kar maskeli adamın etraflarına benzin dökerken gördü. Baygın taklidi yapıyordu çünkü onların ne yapmak istediklerini merak ediyordu.Üçüncü kar maskeli adam:
-Kardeşlerim kamera hazır onların nasıl öldüklerini keyifle izleyebiliriz.Biri:
-Ağabey peki kurtulurlarsa onları nasıl göreceğiz? Az önceki adam:
-Bunu da düşündüm kardeşim.Deponun içini ve dışını kameralarla kapladım.Ayrıca kayıdın yapıldığı kasedi iki bilgisayara bağladım.Buraya bağladığım polisler için bizi boşuna aramasınlar,dedi.Üçü arasında kahkaha koptu.Sesleri depoda yankılanıyordu.Sesleri doktorun tüylerini ürpertiyordu.Bu sözleri duyunca az sonra yakılacak ateşin sıcaklığını boynunda hissetti.Birinin konu açmasıyla dinlemeye devam etti:
-Peki diğerini nereye koydun? Adam:
-onlarıda bizim çıkacağımız gizli çıkışa koydum.Oraya tek kamera koydum.Orayı bulacaklarını sanmıyorum.Orada görünen demir kapıyı göstererek:
-şurayı asla açamazlar. Kapıyı dışardan zincirle bağladım.Kapı sadece dışardan açılabilir.Doktor bu sözleri duyunca onlar gittikten sonra harekete geçmeliyim o gizli çıkışı bulmalıyım diye düşündü.Bu sözlerinden sonra adam:
-Kardeşlerim hadi işe başlayalım.Üçüde aynı anda kibritleri yakıp attılar.Sonra ateş çoğalmadan oradan kaçtılar.Onlar çıktıktan sonra doktor ayağa kalktı.Ateş gözlerini yakıyordu.Duman çoğalmaya başlamıştı.Az daha oyalanırsa nefessiz kalacaklardı.Hemen ceketini çıkarıp ateşin üzerine vurdu.Ceketini vurup söndürdüğü yer tekrar alevle kaplanmasın diye yârdeki kumlardan oraya attı.Kapının önündeki kamera kayıtlarına baktı.İşte çıkışı bulmuştu.Hemen az önce alevlerin arasında açtığı yoldan gidip Murat’ı kaldırdı.Başı dönüyordu.Nefes alamamaya başlamıştı.Murat ayakta zor duruyordu.Ara sıra bilinci gittiği için doktor için yürümek zorlaşıyordu.Sonunda çıkışa ulaşmışlardı.Ama doktorun değerlendirmeye almadığı bir cümle vardı “kamera hazır onların nasıl öldüklerini izleyebiliriz” Dışarı çıktığında ıssız bir ormanda bulunduklarını gören doktor yardım bulmak için oradan ayrılmadan önce baygın yatan Murat’ın üzerini dal yaprak ve deponun dışında bulduğu kasalarla kapattı.Oradan biraz uzaklaşmıştı ki :
-Kardeşlerim yakalayın onu orada doktor kaçmış.Ormanda birden kaybolan doktor onları şaşkına çevirmişti.Hemen yakınındaki konuşmalara kulak veren doktor çok sessiz olmaya çalışıyordu.Adam:
-Az önce buradaydı.Nereye kaçtı.Acaba arkadaşı içerde mi? Diğeri:
-Ölüm diyince akan sular durmuş onun için.Ağabeyleri:
-Hayır onu da çıkarmış telefondaki kayıda bakın.Kardeşlerden biri:
-Peki nerede?
- bunu bilmiyorum onu kameranın görmediği bir tarafa götürmüş.Tamam o zaman arkadaşını bulalım.Onu bulmak daha kolay olacaktır.Eğer arkadaşını bulursak doktoru tehdit edip ayağımıza kadar getiririz.Ağabeyleri:
-Haklısın hadi bulalım.Doktor buna göz yumamazdı.Yanında bulduğu dalı ses çıkartacak şekilde fırlattı.Sesi duyan adam:
- hala yakınlarda arkadaşını bırakacak birine benzemiyor.Siz ikiniz arkadaşını arayın ben de sesin geldiği tarafa bakacağım, dedi.Ancak hata yapmıştı.Doktor ağacın üzerindeydi.Onun geldiğini görünce ağaçtan atladı ne olduğunu anlamayan adam başına aldığı darbeyle yere yıkıldı.Doktor diğerlerini çağırmasın diye ağzını kapatıyordu.Adam direnmeye başlayınca doktor yerdeki taşı alıp adamın başına bir kez daha vurdu.Adam bayılmıştı.Sıra diğerlerindeydi.Bunun için taklit yeteneğini kullanacaktı.Ağabeylerinin telefonu aldı.Taklit yaparak:
-Kardeşlerim hemen buraya gelin.Onu buldum tek başıma yakalayamam.Bunları söyledikten sonra telefonu kapattı.Hemen polis çağırdı.Polisler gelmeden kardeşleri bayıltmalıydı ve arkadaşını korumalıydı.Şimdi o ikisini ayırmanın yollarını düşünmeye başladı.O sırada aklına gelen bir fikirle gözlerinde şeytani bir bakış belirdi.Tekrar kardeşleri arayıp:
-Kardeşlerim doktor deponun yanında biriniz deponun arkasından diğeriniz önünden gelsin.Onu böyle kolaylıkla yakalayabiliriz.İşte kardeşleri ayırmıştı.Bu onun işini kolaylaştıracaktı.Hemen deponun önüne geçip saklandı.Tam adamı bayıltmak için eline bir sopa aldı.Ancak bir aksilik olmuştu.Ağabeylerinin baygın olduğunu görmüşlerdi.Bunun bir oyun olduğunu anlamış.Ve doktorun oynayacağı oyunu bozmak istemişlerdi.İkisi birlikte deponun önüne gelmişlerdi.Doktor bunu görünce saklandığı yerden az sonra olacakları düşünmeye başladı.Kardeşlerden biri:
-Bak bakalım elimde ne var? Doktor şaşırmıştı.Onları bu kadar kısa sürede nasıl almışlardı.Konuşmaya devam etti:
-İçinde ne yazdığını biliyoruz.Bunları ilgili yerlere teslim etmemizi istemiyorsan sana bize gelmen için beş gün veriyoruz.O sırada polis arabasının siren sesi duyuldu.Kardeşler panikledi.Diğer kardeş:
-Çabuk olalım polis geldi.Ağabeyimizi arabaya götürüp buradan uzaklaşalım.Ağabeylerini kaldırıp kaçarlarken biri:
-Unutma! Beş günün var.Doktor kardeşler gittikten sonra oradan uzaklaştı.Polisler etrafta arama yapınca Murat’ ı buldular.Murat çok bitkindi.Bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama konuşamıyordu ,boğazı kurumuştu.Ambulansla hastaneye gönderildi.Olay yerine gelen Komiser Çetin kapının açılmaması durumunda içerden nasıl çıkacaklar diye düşünürken dışardaki kameraları fark etti.Kabloları takip ederek gizli çıkışa ulaştı.İtfaiye ekipleri içeri girip yangını söndürdü.Komiser Çetin gizli çıkışın önündeki bilgisayarı gördü.Hemen kamera kaydının yapıldığı kasedi aradı ama bulamamıştı.Biri kasedi almıştı.İçeride bulunan kamera ve bilgisayar tamamen yanmıştı.Komiser Çetin bir şey bulamamanın siniriyle şapkasını yere attı.Sonra hırsla yere eğilip şapkasını alacaktı ki yerde bir yaka kartı buldu.Üzerindeki bilgileri okuduktan sonra hemen dışarı çıkıp:
-Doktor hanım ,doktor hanım ! diye bağırdı.Hemen Memurlara bilgi verdi ve onlara dağılmalarını emretti.Memurlardan biri Çetin’in yanına gelip:
-komiserim şu tarafta ayak izleri ve teker izleri var.Komiser Çetin hemen memurun dediği yere gidip baktı.Sonra kendi kendine:
-sanırım burada bir kavga olmuş.İzler biraz karışık biri direnmeye çalışmış.Doktoru zorla götürmüş olabilirler.İşte tam bunları söylerken yanlarında olmaması gereken birisi onları dinliyordu.Komiser:
-İhbarın kim tarafından yapıldığını tespit edin şimdilik yapabileceğimiz bu kadar.Birde bu deponun kime ait olduğunu bulun.Komiser Murat uyanınca ondan aldığımız bilgilerle işimiz daha kolay olacaktır.Ben bu yüzden hastaneye gidiyorum.Komiser Çetin’in bu sözlerinden sonra memurlar dağıldı.Çetin hastaneye gittiğinde doktordan komiserin biraz daha uyutulacağını öğrendi.Başına aldığı darbe tramva geçirmesine neden olmuştu.Komiser Çetin düşünceli bir şekilde dışarı çıkaken birinin koşarak Murat’ın odasına doğru geldiğini gördü.Çetin onun kötü niyetli olduğunu düşünüp durdurdu.Hemen ona soru yöneltti:
-Sen kimsin ve Murat’ın odasında ne işin var ki bu kadar aceleyle yanına gidiyorsun? Ali soruları aceleyle cevaplamaya başladı:
-Ben doktor Ali .Komiser Murat’ın arkadaşıyım.Arkadaşım Dilek de onunlaydı.Eve götürecekti Murat onu.Ne oldu bilmiyorum ama yolda Murat ‘ın arabasını kaza yapmış biçimde gördüm.İçine baktım ama onları bulamadım.Siz polissiniz değil mi? Lütfen bana yardım edin.Çetin:
-öncelikle sakin olun.Birileri onları kaçırmış.Bir şekilde oradan kurtulmuşlar ama doktor Dilek ortalıkta yok.Sanırım adamlar kurtulduklarını anlayıp onları yakalamaya çalışmışlar.Doktor Murat’ ı iyi saklamış onu bulamamışlar.Ali bunu duyunca kapının yanındaki koltuğa yıkılmış biçimde oturdu.Komiser Çetin bir soru daha sordu:
-Peki bunu onlara kim yapmış olabilir? Bunu biliyor musunuz?Ali:
-Bilmiyorum.Dilek birkaç gün önce intihar etmeye çalıştı.Yoğun bir şekilde aranıyordu.Bugün bulunmuştu.O hastaneden çıktığında yolda bir kaza görmüş.Hastayı mucizevi bir şekilde kurtardı.Hastayı hasteneye bıraktı.Murat’la karşılaştılar.Dilek çok bitkindi.Murat onu evine götürecekti .Sadece bunları biliyorum.Komiser Çetin:
-Peki bizi doktorun evinin adresini verir misiniz?Ali adresi hemen verdi.Komiser Çetin daha doktorun evine varmadan yolda Ali’ nin bahsettiği kaza yerini gördü.Hemen şöforü durdurdu.Yardımcısı Mert’e:
-kaza şu çivilerle sağlanmış olmalı.Bunlardan birkaç tane alın ve üzerinde parmak izi var mı bakın.Komiser Çetin gelen telefonla konuşmasını bitiremedi.Depo LİON şirketinin sahibinindi ve o iki gün önce intihar etmişti.Komiser Çetin bu bilgileri öğrendikten sonra doktorun evine gitmekten vazgeçip LİON şirketine gitmeye karar verdi.Şirkete vardığında birkaç soru sorup karakola döndü.Öğrendiği bilgileri düşünmeye başladı.Şirket hissesi beşe ayrılıyordu.Kardeşlerden biri iki gün önce diğeri bir ay önce ölmüştü.Biri intihar etmişti.Diğeri doktor Dilek’in operasyon yapmasına izin vermemişti ve geçirdiği kalp kriziyle ölmüştü.Peki doktorun tedavi etmesine neden engel olmuştu?Hemen yardımcısına bunu araştırmasını söyledi.Aklına takılan bir şey daha vardı.LİON şirketinin sahiplerinden biri başından yaralıydı.O kardeşlerden şüphelenmişti.Onları verdikleri karttan aradı ve karakola çağırdı.Memurlardan birine adamların robot resmini verdi ve :
-Bu adamların geldiği arabayı takip et.Onlar anlamadan o arabanın tekerinden toprak al.Bunu yaptıktan sonra yanına birkaç kişi alıp deponun yanından toprak örneği alın.Sonra onları labaratuvara göndermenizi istiyorum.Kardeşler geldiğinde memur hemen denileni yaptı ve örnekleri labaratuvara yolladı.Onlar bu işlerle ilgilenirken hiç ummadıkları bir sorun onları karşıladı.Daha olayın ikinci günüydü.Lion şirketinin sahipleri karakoldan şirkete geçmişlerdi.Şirketleri şehrin çıkışına çok yakındı.Bu yüzden olmalı ki kardeşler hep eski otabandan gidip yolu kısaltırlardı.Ama bu yol onlar için çok tehlikeliydi ve öylede olacaktı.Akşam şirketten çıkarlarken ağabeyleri:
-Kardeşlerim,ben yarınki anlaşma için avukatımla görüşmeye gideceğim.Kardeşlerden biri:
-o zaman bizde Cenk’le burada kalıp anlaşma maddelerini tekrar gözden geçirelim.Ağabeyleri:
-İyi fikir Savaş. Avukatımla görüştükten sonra ben de size katılırım.Bu sözlerinden sonra arabasına bindi ve herzamanki yoldan avukatıyla buluşmak üzere gitti.Ama biraz ilerlediğinde gözlerinin kamaşması ona direksiyon hakimiyetini kaybettirdi.İleriden tır geldiğini ancak ona çok yakınken görebildi.Direksiyonu çevirmesiyle demir bariyerlere çarpıp şarampole yuvarlanması bir oldu.Bilincini kaybetmişti.Ona doğru gelen siyah kıyafetli adamdan habersizdi.Adamın geldiğini ara ara gelen bilinçle görebiliyordu.Adam arabanın içine ve dışına bakıp bir şeyler aradıktan sonra alaylı bir ifadeyle:
-Burası çok fena benzin kokuyor.Sence seni burada bırakıp kaçmalımıyım.Ağzını açıp bir şey söylemek istiyordu ama bunu yapamıyordu.Siyah kıyafetli adam gecenin karanlığında sanki kaybolup karşısıda tekrardan beliriyordu.Onun söylediklerinin hepsini anlayamıyordu.Adam şirket sahibine dönüp :
-Adın Zafer değil mi? Zafer neden konuşmuyorsun?Alaylı bir şekilde:
-Dilini mi yuttun, felç mi geçirdin?Sonra Zafer’ e dokunup onu kontrol ettikten sonra:
-Vay canına gerçekten felç geçirmişsin.Bunları söylerken sesi biraz tuhaflaşmıştı.Arkasına dönüp birilerinin geldiğini fark edince hemen Zafer’i arabadan çıkartıp biraz uzaklaştırdı.Gitmeden önce Zafer’e şu cümleyi fısıldadı:
-Ölmek istiyorsun değil mi? Üzgünüm seni o arabada bırakıp ölmene izin veremem.Ayrıca herkes cezasını çekecek.Az sonra araban patlayacak manzaranın keyfini çıkar.Neyse halledecek işlerim var.Şu adamlar buraya gelmeden gitmeliyim.Bunları söyledikten sonra koşarak oradan uzaklaşmıştı.Motoru yüz metre ilerideydi. Mobese kameralarının göremeyeceği bir yerde plakası ve markası kapalı halde park edilmişti.Bu bulunamayan suçluydu.Oysa herkes onu ölü biliyordu.Şimdi tekrardan belirmesi şaşırtıcıydı.Motoruna binmeden önce son kez geldiği tarafa baktı.Bir şeyler duymak istercesine elini kulağına götürüp dinledi.O sırada gelen şiddetli patlama sesi onu memnun etti.Sonra pişmanlığın verdiği duyguyla içinden” keşke onu bu şekilde bırakmasaydım.Bu şekilde defalarca ölecek ama onun için yapacağım şeyle…”cümlenin kalanını devam ettiremedi.Çünkü uzaklardan siren sesi geliyordu.Ve bahsettiği şeyi yapmak için yola koyuldu.
DOKTOR TEKRAR DÖNDÜ
O gece acil yoğundu.Kimse köşede darp edilmiş ve kolunun verdiği acıyla kıvranan kişiyi görmüyordu.Gelen ambulansla hemen birkaç kişi kapıya koşuştu.Ambulanstan indirilen kişinin bilgileri verilmeye başlandı.
-Otuz yaşında,erkek.Omurgasında kırık var ayrıca dokuları hasar görmüş.Bilinci gidip geliyor.İç kanaması ve bazı yerlerinde doku zedelenmesi.Doktor merakla ayağa kalktı.Burası şehrin çıkışına yakın küçük bir hastaneydi.Böyle ağır bir hasta buraya nasıl getirilirdi.Stajerler aralarında konuşmaya başladı:
-Tüm hocalar ameliyatta.Bu hastaya nasıl müdehale edeceğiz.Birinin yaklaştığını görerek sustular.Stajerlerin arasından geçerek:
-Eldiven! Diye bağırdı.Stajerler:
-sende kimsin?Doktor:
-pekala tanışalım.Ben doktor Dilek yani şu dövüşçü doktor dedikleri.Stajerlerden biri:
-o siz misiniz?Doktor:
-Daha fazla konuşmak isterdim ama hastayı kaybetmek istemeyiz değil mi?Bu sözlerden sonra doktor hastayı ameliyata aldı.Doktor aslında o hastanede çalışıyordu.Ama oraya yeni geldiği için tanıyan kişi sayısı çok azdı.Doktor hastaya müdehale edip onu vücudunun her yerinin felç olmasından kurtarmıştı.Az da olsa konuşabilecekti.Sadece fizik tedaviye ihtiyacı vardı.Komiser Çetin kazayı duymuş ve hastaneye gelmişti.Doktoru orada görünce çok şaşırdı.Tam söze başlıyacaktı ki doktor:
-Ellerinden kaçmayı başardım.Komiser Çetin:
-En kısa zamanda bana ifade vereceksiniz ayrıca içerdeki hastayla konuşmak istiyorum.Sonra benimle karakola geleceksiniz.Doktor:
-pekala, hastayla konuşabilirsiniz ama fazla yormayın.Komiser Çetin başıyla onayladıktan sonra içeri girdi.Söze şöyle başladı:
-Size soracağım soruları kısaca cevaplamanızı istiyorum.Yorulduğunuz yerlerde biraz dinlenebilirsiniz.Zafer başıyla onayladı.Komiser Çetin:
-Kaza nasıl oldu? Görgü tanıkları , yanında bir adam olduğunu ve seninle konuştuktan sonra kaçtığını söyledi.Zafer kekeleyerek:
-O,o adam b,beni ööldürmekk istedii.Sözleri bittikten sonra yorulduğunu belirtircesine inledi.Çetin:
-Peki o kimdi? Seni neden öldürmek istedi ve kazayı nasıl sağladı? Zafer:
-yyüzünü g,görmedim.Benni neden öldürmek iss….sözleri burada kesilmişti.Zafer’in kardeşleri gelmişti.Çetin Zafer’in zorlandığını görünce onu fazla yormak istemedi.Sonuçta kaza kasıtlıydı ve mobese kayıtlarından öğrenilebilirdi.Ama ilk önce halletmesi gereken bir iş vardı.Doktoru karakola götürdü.Onun ifadesini alacaktı.İlk sorusunu sordu:
-Kaçırıldığınız gün ne oldu? Doktor:
-Murat beni eve götürüyordu.Araba birden sarsıldı ve başımı cama çarptım.Uyandığımda bağlanmıştık.Bana soru sormak istediklerini söylediler.Yüzlerini görmemiştim.Sözlerini ciddiye almayınca beni Murat’ı öldürmekle tehdit ettiler.Çetin :
-Peki…durakladı.Doktorun anlattıklarını değerlendirmeye aldı.Sonra eline kalemliğindeki kalemi alıp çevirdi.Tekrar söze başladı:
-Size ne sordular? Doktor:
-Kardeşlerinin ölümünde benden şüphe ettiklerini söylediler.Çetin doktora şüpheli biçimde baktıktan sonra
- peki neden sizden şüpheleniyorlar? Doktor:
-birgün mafyanın arabası benim arabama çarpmıştı.Aramızda çok büyük bir tartışma çıktı.Aynı gün aynı mafya ağır yaralı bir şekilde acile getirildi.Mafya bedeninde kalan son hamlelerle benden tedavi almayı reddediyordu.Adamlarını üzerime göndermişti.Hepsiyle kavga etmeye başladım.Hasta kalp krizi geçiriyordu.Adamları tamamen etkisiz hale getirmiştim ama hasta hayatını kaybetmişti.Ölüm saatini ilan ettiğimde kardeşlerden biri bana “ bende seni öldüreceğim senden en değerlini alacağım.”dedi.Çetin bir şeyler çözme umuduyla:
-Peki sonra.Doktor biraz su içtikten sonra söze devam etti.Doktor:
-Birkaç gün sonra bir telefon geldi.Hemen oraya gitmem söylenildi.Bir adres verildi ve telefon yüzüme kapatıldı.İlk önce kaideye almadım.Ama aynı numara beni tekrar arayınca oraya gittim.Daha kimseyi göremeden boynumda hissettiğim acıyla bayıldım.Ayıktığımda ellerim kandı.Yaralandım zannettim ama kan benim değildi.Etrafa göz gezdirdim.Sanki biri sürünerek çıkmış gibi her taraf kandı.Daha ne olduğunu anlamadan kendimi hapiste buldu.Bir ay sonra suçlu olmadığım anlaşıldı.Serbest bırakılığım gün intihara kalkıştım çünkü herkes bana katil gözüyle bakıyordu.Üç gün sonra yaralı bir şekilde bulundum.Murat bana sorulan soruları saçma buluyordu.Çünkü biri kendi hataları ile ölmüştü.Beni tehdit eden adamsa benim bulunduğumdan bir gün önce başından vurulmuş bir şekilde bulunmuş.Murat balistik raporu onun intihar ettiğini gösteriyor dedi.Bunları öğrendikten sonra depoyu yakıp kaçtılar.Çetin başını kaşıdıktan sonra:
-Peki bu ölen kardeşlerin adını verir misin?Ve iftira ile ölü gösterilen kişi bulundu mu?
-Ameliyatta ölen sanırım Kaan aslan’dı.Diğerini inanın bana bilmiyorum.Ayrıca kaçırılan kişi bulundu.Çetin, başıyla onayladı.Sonra doktora dönüp:
-Eğer isterseniz size eşlik edip koruması için birkaç memur gönderebilirim.Doktor:
-Yoo hayır gerek yok.Bugün kardeşim gelebilir.Hapse girdiğimden haberi yoktu yeni öğrendi.Yanımda memurlarıda görürse endişelenebilir.Çetin:
-Peki.Size iyi günler.Eğer bir telefon yahut tehdit alırsanız bize bildirin lütfen.Doktor gülümseyip başını salladı.O evine gittikten sonra Çetin yardımcısı Mert girdi:
-O bölgedeki mobese kameralarına baktık.Ayrıca görgü tanıklarının ifadesini aldık.Görüntülerde siyah kıyafetli ve yüzü görünmeyen bir adam, Zafer ‘in gözüne aynayla ışık yansıttıktan sonra Zafer direksiyon hakimiyetini kaybediyor.Gözleri kamaşmış olmalı ki kendine doğru gelen tırı fark edemiyor son anda direksiyonu çevirip demir bariyerlere çarpıyor.Kazayı yaptıran kişi o tarafa doğru gittikten sonra kameraların göremeyeceği noktada oldukları için görüntüler burada sona eriyor.Görgü tanıklarının ifadeleriyle devam ettiğimizde adam Zafer’le biraz konuşuyor arabanın etrafını gezip sızma olduğunu farkediyor ve Zafer’i oradan çıkarıyor zaten o gittikten sonra araba patlamış.Çetin:
-Hepsi bu kadar mı? Bunlar onu yakalamamıza yardımcı olmaz.Yarın o bölgedeki kameraları biraz çoğaltın.Mert:
-Bana göre bu kasıtlı bir şey değil yani Zafer’i hedef seçmiş olsaydı onu arabadan kurtarmazdı.Ayrıca o civarda hırsızlar varmış.Tır şoförü bazen silah zoruyla durdurup arabaları soyduklarını söyledi.Bana göre hırsız aynayı gözüne tutup durmasını sağlamak istedi.Böylece onu soyacaktı ama Zafer durmadı ,kaza yaptı.Benzin sızıyordu ve araba patlamak üzereydi.Bu onu panikletti bu yüzden para almadan kaçtı.Çetin:
-Haklı olabilirsin.Peki o zaman oraya birkaç tane sivil polis yolla eğer o hırsızı görürlerse yakalasınlar.Eğer bir kişi daha böyle kaza geçirirse kameraları arttırırız.Mert başıyla komiseri onayladı ve çıktı.Ertesi gün Savaş ağabeyini görmek için hastaneye gidiyordu şirketteki toplantıyı yönetmesi için Cenk’i bırakmıştı.Dünkü olanları düşünürken gözüne gelen ışıkla irkildi ne yapacağını bilemedi.Ağabeyine kurulan tuzağın aynısına düşmek istemiyordu.Ama işte sadece bir metre ilerisinde tır vardı artık çok geçti.Ya hızla gelen tıra çarpacaktı yada direksiyonu kırıp kurtulmaya çalışacaktı.Hemen direksiyonu çevirdi.Hızla bariyerlere çarpttı ve takla atmaya başladı.Başını cama feci şekilde vurmuştu.Başından akan ılık kanı hissedebiliyordu.Başı çok dönüyordu.Az sonra gelen sesle tüyleri diken diken oldu.Elleri soğuk soğuk terlemişti.Adam dün yaptığı gibi arabanın etrafında gezdi sonra kapıyı açıp arabayı aramaya başladı. Bir yandan da Savaş’la konuşuyordu:
-Adın Savaş değil mi? Hadi tanışalım.Yeni adım aynalı suçlu. Nasıl güzel mi? Ağabeyin kadar şanssız değilmişsin. Kahkaha atmaya başladı sonra birden sustu. Arabadan inip koşmaya başladı. Hemen yirmi metre gerisinden ona doğru koşan tabancalı üç kişi vardı.Aynalı suçlu hızla motoruna atlayıp kaçtı.Bunlar komiser Çetin’in görevlendirdiği memurlardı.Ama suçlu kaçmayı başarmıştı.Memurlar Komisere rapor verdiler Çetin çok sinirlenmişti.Yardımcısına hırsla dönerek:
-Sana göre basit bir hırsızlık olayı öyle mi?Mert ne diyeceğini bilmiyordu.Çetin öfkesini etraftaki memurlara kusmaya başladı.Ama yararsızdı.Olay aynı zamanda ve aynı yerin birkaç metre ilerisinde gerçekleşmişti.Çetin :
-Bir sonraki hedef Cenk aslan.Yarın burası kameralarla kaplanacak.O suçluyu yakalamak şart oldu.Arkasından gelen sesle irkildi:
-Peki sana yardım edebilir miyim? Bu Murat’tı.Komiser Çetin:
-Pekala,ilk önce ifadeni vermen gerekiyor ama.Murat:
-Dilek’in verdiği ifadeyi okudum.Ona aynen katılıyorum.Ama unuttuğu bir şey var sanırım.Şu siyah defter ve CD meselesi.Onları söylememiş.Komiser Çetin biraz şüphelenerek:
-O zaman doktorun evine gidiyoruz.Doktorun evine gittiklerinde tüm lambalar sönüktü.Komiser Çetin kapının ziline bastıktan sonra Murat’a doğru dönüp:
-Sence o defterin içinde ne var ki bana ondan bahsetmedi.Murat cevap vermek için ağzını açtı fakat doktor kapıyı açmıştı.Çok uykusuz görünüyordu.Çetin:
-uykusuz görünüyorsun bir şey mi oldu?Doktor elindeki CD ‘yi ,kağıtları ve kitabı göstererek:
-Bir hastam hakkında iki gündür araştırma yapıyorum.Bu yüzden çok az uyuyorum.İçeri buyurmaz mısınız? Komiserler içeri girdiler.Murat söze başladı:
-Aslında biz seninle şu CD ve siyah defteri konuşmak için geldik.Doktor:
-Çok,çok özür dilerim ben onu tamamen unutmuşum.Sonra sağdaki kolonun yanında bulunan çekmeceyi açıp:
-Neden bilmiyorum ama onu almamışlar.Ama okunduğu belli kilidi kırılmıştı.Komiser Çetin’e uzatıp:
-Bu benim günlüğüm ayrıca…az önce elinde bulunan ve kağıtlarla beraber masanın üzerine bıraktığı CD’yi alıp:
-Bu da hastamın tomografi görüntüleri.Onları bulduğumda kaza yapan arkadaşım Tuana’nın elindeydi.Bizi kaçıran adamlar hastaya müdehale etmem yerine ilk önce onu almamdan şüphelenmişti.Ama içime kapanık olduğumdan sanki biriyle konuşurmuş gibi deftere duygularımı ve yaşadıklarımı yazarım.CD ‘nin kaybolmasını istemediğimden ilk onları aldım.Onlar intihar etmek istediğimde montumun cebindeydi.O da merak ettiğinden olmalı ki ben hastanede uyurken onları cebimden almış.Söylemeyip sizi şüphelendirdiğim için özür dilerim.Komiser Çetin defterin birkaç sayfasına göz gezdirdikten sonra başını sallayıp:
-Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.Doktor:
-Aslında ben de çıkmak üzereydim.Hastaneye gitmem gerekiyor.Bugün nöbetçi doktor benim.Çetin:
-Pekala,size eşlik etmemizi ister misiniz?Doktor:
-Hayır teşekkür ederim.Kapıdan çıkarlarken Dilek ağzını açıp bir şey diyecekti ki komiser Murat sözünü kesti:
-Söyleyeceğin başka şeyler var mı?Doktor:
-Aslında var.Şehir dışına çıkmamda sakınca var mı?Ailem benim hapse girdiğimi duymuş eğer oraya gidip olanları anlatmazsam aramız çok fena bozulur.Komiser Çetin:
-Çok kısa süreliğinde bir sakınca yok,dedi gülümseyerek.Doktor:
-Zaten çok kısa süreliğine gideceğim.Yarın sabah gider gece dönerim.Çetin başını sallayarak onu onayladı.Ardından Murat’la arabalarına binip karakola gittiler.Arabada Murat:
-Sence suçlu kim olabilir?diye bir soru yöneltti.Çetin başını kaşıyıp:
-İnan bana hiçbir fikrim yok.Bana göre rakip şirket patronları ortadan kaldırıp rekabeti azaltmak istemiş olabilir.Murat başını salladı.Bir süre camdan dışarı baktı.Camda oluşan buğuyu silerek meraklı bir ifadeyle tekrar sordu:
-Peki bizi kaçıranlar hakkında ne düşünüyorsun?Lion şirketinin sahibi intihar ettiğinde üzerinde bir kağıt vardı ve üzerinde “ikisinin hayatınıda mahvettim” yazıyordu.Sence buradaki ikisinden kasıt ne olabilir?Çetin:
-Bu yazıyı neden daha önce söylemedin.Bak şimdiye kadar iki kişi kaza geçirdi.Bence yaptığı bir hata o ikisinin ölümüne sebep olacağını düşünmüş ve bu yüzden intihar etmiştir.Murat bu sözlere cevap vermeden tekrar cama döndü.Mavi gözlerini etrafa düşünceli bir şekilde gezdirirken Çetin defterine not alıyordu.Çetin:
-Bundan sonra yapılması gereken son kalan kardeşi korumak ve o kardeş hakkında araştırma yapmak.Yarın onunla konuşalım.Suçlunun ona zarar vermemesi ve onu sona bırakması biraz şüphe çekici.Murat:
-Yani sana göre tüm o suçların altında küçük kardeşin bir parmağı mı olduğunu düşünüyorsun? Çetin başını sallamayı yeterli buldu.Ertesi gün komiserler olay yerini kontrol ettikten sonra şirkete gidip Cenk Aslan’la görüştüler.Ama onlara suçluyu bulmakta yarar sağlayacak hiçbir şeyden bahsetmemişti.Komiserler daha şirketin çıkışına yeni gelmişlerdi ki Cenk asistanına aceleyle bir şey söyleyip çıktı.Komiserler bu durumdan şüphelenmişti.Cenk’i takip etmeye başladılar.Cenk ağabeyinin hatasını tekralayarak aynı yoldan gitmişti.Suçlu,gündüz vakti olup kış mevsimi olduğundan farklı bir strateji deneyecekti.Cenk hızla gidiyordu.Bir tır ona çok yaklaşıp dar yolu kapatacak şekilde durduğunda durma ihtimali bulamadan tıra çarptı.Sanki bu yer özenle seçilmişti.Yol buzluydu.Cenk fren yapsada çarpacaktı.Cenk burnundan akan kan ağzına girip ona demirsi bir koku verdiğinde kendine kurulan tuzağı anca anlayabilmişti.Suçlu hemen arabayı aradı.İşte sonunda istediğini bulmuştu.Bir şey söylemek istedi ama yaklaşan arabayı fark edince tır kasasının kapağını açıp motoruna bindi ve hızla oradan kaçtı.Tır yolu kapatmıştı.Oradan geçme ihtimali çok zayıftı.Ambulansı arayıp ters yönden gelen motora bindiler.Çok geçmeden suçluyu buldular.Aralarında bir kovalamaca başladı.Murat takip ettikleri motorun tekerine ateş ettiğinde suçlu motordan düştü.Destek olarak istedikleri birkaç memur bunu fark edip suçlunun etrafını sardığında artık çok geçti.Suçlu yenilgiyi kabul etmiş biçimde yere diz çöküp ellerini kaldırdı.Murat temkinli bir şekilde ona yaklaşırken bir elini indirip cebinden bir şey çıkarmak istedi.Murat bunun silah olacağını düşündü.Daha o elini cebinden çıkarmadan tetiği çekti.Suçlu:
-Dur! Diye bağırdı ama artık çok geçti.Murat onu başından vurmuştu.İçini ürperten ve üzülmesini sağlayan bu ses nedense ona çok tanıdık gelmişti.Suçlunun nabzını kontrol edip:
-Ölmüş dedikten sonra suçlunun yüzündeki atkıyı indirdi.Çetin’e dönüp:
-Böyle birini daha önce görmüş müydün?Onu vurmadan önce çıkardığı ses bana çok tanıdık geldi.Çetin hayır anlamında başını salladı.Murat suçlunun cebinden çıkarmak istediği şeyi buldu.Bunlar sadece bir defter ve CD’ydi.Murat defterin daha ilk sayfasını okuduğunda:
-Lütfen o sen olma! Diye koşarak geldi.Suçlunun yüzünde bulunan sakalı çektiğinde yıkılmış bir şekilde oradan biraz uzaklaştı.Çetin onun böyle üzülmesinin nedenini merak edip cesede yaklaştığında doktorun yüzüyle karşılaştı.Beş gündür aradıkları suçlunun cana yakın biri ve Murat’ın arkadaşı olduğunu düşününce içi cız etti.Bir adım geri attı ve:
-Aman Allah’ım ,dedi.Yerde duran defteri görerek eline aldı ve okumaya başladı.
SİYAH DEFTER VE CD’NİN İÇİNDEKİLER
Defterin kapağını açtığında büyük harflerle şu yazıyı gördü “ikisininde hayatını mahvettim” ikinci sayfaya geçtiğinde büyük harflerle yazılmış “ çoğu zaman intikam soğuk olarak yenen bir yemek değildir.İntikam almanı hızlandıracak bir değerlin herzaman vardır”Sayfalar zor okunuyordu ve önceden ıslandığı için buruşmuştu.Çetin aklına gelen bir fikirle kendi kendine:
-Tabi ya ben bunu neden düşünmedim intihar ettiğimde yanımdaydı demişti.Eğer denize düşmüş olsa ıslanırdı.Kendine kızgın bir şekilde okumaya devam etti. Bugün hapse gireli yirmi dört gün oldu.Bu gün bir kızla tanıştım.Sanırım beni araştırmak istiyor ona karşı dikkatli olmalıyım.Avukatımla görüştüm.Bana kardeşimin öldüğünü söyledi.Sanırım hastanede beni senden en değerlini alacağım diyen adam bu işin altında.Neyse ne yapıyorum ben? Hemen bu sayfayı yırtmalıyım eğer bu sayfa o spiker kızın eline geçerse benim için iyi olmaz.Sinir krizi geçirdiğimde bana çok yakındı.Eğer defteri ele geçirirse…
Sözler burada kesilmişti.Komiser Çetin eline gelen bir çıkıntıyla defterin dışını çevirdi.Defter siyah bir ciltle kaplanmıştı.Bu defter aslında yeşildi.Sanırım kamufle olsun istiyordu dedi kendi kendine.Diğer sayfaya geçti.
Düşündüklerimde haklı çıktım.Spikeri defteri alırken yakaladım.Ayrıca bu gün ona saldıran bir kadını etkisiz hale getirip ona birkaç soru sordum.Sanırım spikerin de benim de düşmanımız ortak.Bu yüzden ona daha fazla ilgi göstereceğim ve onu koruyacağım.Onun beni araştırmasına gelirsek bu benim için önemli değil.Bugün heyecanlı bir gündü benim için.Hapiste çıkan bir kavgada kalp krizi geçiren yaşlı bir kadının aort atardamarını tuttum.Hastaneden geldiğimde defterin okunmuş olduğunu görmek beni sinirlendirdi.Tuana ‘ya tam tokat atacaktım ki kendime verdiğim sözleri hatırlayıp kendimi durdurdum.Yarın ziyaret günü sanırım Murat gelecek.
Çetin sayfada yazanları değerlendirmeye aldıktan sonra okumaya devam etti.
Bugün ziyaret günü.Hapiste geçirdiğim zamana bakılırsa yirmi altı gün bitmiş.Ailem beni evlatlıktan reddetti.Sanırım onların anılarıyla yaşayacağım.Kardeşimi öldürüp hapse girdiğimi sanıyorlar.Ne yazık.Akşamüzeri yazmaya devam ederim…
Aynı sayfada bir iki satır boş bırakılmıştı.
Bugün Murat adımı neredeyse söyleyecekti.Tuana’nın beni dinlediğini biliyorum.Adımı bilsin istemiyorum.Ailemin sevgisini kaybettikten sonra bu ismi kullanmak istemeyeceğimi bilmiyordum.Her neyse ifademi Murat’a da verdim.Yarın mahkemeye gideceğim.
Çetin okumayı bırakıp:
-iyi ama Dilek bana ifade verdiği gün kardeşim gelecek demişti ve daha dün akşam ailemi görmek için şehir dışına çıkacağnı söylemişti.Tabi ya kendinden şüphelenilmemesi için böyle söylemişti.Okumaya devam etti.
Bugün mahkemede yaşananları anlatmayı istemiyorum.Ama yinede yazacağım çünkü eğer yazmazsam ölecek gibiyim.Avukatım kan sonuçlarını hakime verdi.O gün boynumdan iğne vurulmuştu.Hakim delili yeterli bulmadı.Eğer Murat kendinden istediğim kask kamerasını bulursa buradan çıkarım.Mahkemem ay sonuna ertelendi…
Diğer sayfayı çevirdi.
Bugün önemli bir şey olmadı.Tuana bana birkaç soru sordu.Bende karar verdiğim şekilde davranıp ona bilmesi kadarını anlattım.Ama anladım ki eğer ona böyle yakın davranırsam benden ayrılmayacak.Mahkemede bereatimize karar verilirse ona bir daha bana yaklaşmamasını söyleyeceğim.Eğer bana yakın durmaya devam ederse intikam almam olanaksızlaşır.Bu arada ikimizinde mahkemesi yarın.Ona beklemediği bir sürpriz yapacağım.
Komiser Çetin bu sayfayıda çevirmek istediğinde okuduğu sayfaların koparıldığını ve defterin arasına sıkıştırıldığını anca anlamıştı.Sayfanın arkasına baktı ama hiçbir şey bulamadı.Hırsla birkaç sayfa daha atladı işte devamını bulmuştu.Başlık mavi bir kalemle yazılmıştı.Aynalı suçlu.
Komiser çetin okumaya devam etti.
Bugün mahkeme bereatime karar verdi.Tuana tam düşündüğüm şeyi yapmak istiyordu.Ama onu uyardım hızla adliyeden çıktım.İşe ilk olarak evimde bulunan takma sakal,lens,peruk ,erkek kıyafetini alarak başladım.Daha sonra defterimi ciltledim.Bunları yazıyorum çünkü eğer suç işlediğimde bir hata yapmışsam bu hatama karşılık bir plan yapmam gerekecek.Daha sonra yıllar önce aldığım motorumu erkek kılığına girerek tamirciye götürdüm.Aslında hasarı yoktu ama garajın köşesinde durmaktan hasar görmüştür belki diye götürdüm .Motorumun plakasını,markasını ve yanında yazan numaraları boyadım.Bu yazılar beni ele verebilirler.İşe nereden başlasam diye düşünüyorken Tuana ile düşmanlarımızı ortak olduğu aklıma geldi.Bana göre onu öldüreceklerdi çünkü hapiste yakaladığım katil kadın suçluyu bilmesede Tuana biliyordu.Oraya gitmeye karar verdim.Gündüz yaptığım araştırmada bazı sokaklarda kamera olmadığını gördüm.Üstelik bu yollar evime kestirme yollardı.Bu işimi kolaylaştırdı.Adliyeden ayrılmadan önce Tuana fark etmesede onu izleyen birini görmüştüm adamı feci şekilde dövüp kaçtım.Tuana’nın evine gittiğimde onu dışarıda bekleyen bir adam gördüm sanırım uyumasını veya dışarı çıkmasını bekliyordu.Onu biraz izledim.Evet o kesinlikle Tuana’yı öldürmekle görevlendirilmişti.Orada bulunan ankesörlü telefonu kullanarak Tuana’nın dosyasında gördüğüm telefon numarasını çevirdim.Bu numarayı biliyordum çünkü mahkemedeki avukatı Tuana’yı kurtarması için ben tutmuştum.Avukatı ben tuttuğum için dosyaya bakmamda sakınca görülmedi.Tuana’ya dışarı çıkmamasını tembihlediğimde adam beni duymuştu.Taklit çıkararak konuştuğum için sesim yüksek çıkmıştı.Adam bana doğru geldiğinde hemen ona bir yumruk savurdum .Adam belinden silah çıkardığında aramızda vurulmamak için bir boğuşma oldu.Onu ne kadar vurmak istemesemde silah patladı.Kurşun ona gelmişti.Tuana’nın evine baktığımda bizi camdan izlediğini gördüm neyse ki ağzımı atkıyla kapatmıştım ayrıca atkı çıksa bile tanınmayacak haldeydim.Kılık değiştirdiğimden beni tanımayacaktı.Ayrıca bu bölgede kamerada yoktu.Sanki her şey ben intikam alabileyim diye kolaylaştırılmıştı.Hızla bir sokak aşağıda bıraktığım motoruma bindim.Keşfettiğim yollardan geçerek evime gittim.Üzerimi değiştirip evime yakın olup denize kıyısı olan uçurumun yanına gittim.Murat’ı aradım.İntihar edeceğimi söyledim.Deniz çıldırmış gibiydi.Atlamak çok tehlikeliydi ama gözümü hırs bürümüştü işte.Eğer buradan hasar almadan kurtulursam kimseyi şüphelendirmeden intikamımı alacaktım…
Sayfada yazanlar burada sona eriyordu.Mavi kalemle ikinci gün diye başlık atılmıştı.
Çılgın denizden nihayet çıkabildim.Kurtarma ekipleri gelmeden kıyıya çıktım.Ayağımda doku zedelenmesi var.Bu benim için çok kötü oldu.Benim için kaçmak zor olacak.Kıyafetlerimi değiştirdim.Akşamüzeri Tuana’nın evine gittim.Evin arkasından dolandım çünkü oraya gitmeden önce yaptığım keşifte evin önünde iki kişi gördüm.Tuana onlarla konuşuyordu.Sanırım onlar polis.Evin arkasından geçtiğim sırada Tuana çay vermek için dışarı çıktı.Sesinden tanıdık gelen kişiyi ancak o zaman gördüm. Bu Murat’tı.Bir şaşkınlık anı yaşadıktan sonra kırmızı ışığın Tuana’yı takip ettiğini gördüm.Karşı evin çatısında silahlı bir adam vardı.Adam tetiği çektiği sırada ses çıkardım ve Tuana’nın göreceği şekilde taş fırlattım.Tuana taş çarpmasın diye eğildiğinde silah ateş aldı.Onu kurtarmıştım.Ama Tuana eğildiğinde Murat beni görmüştü.Hızla koşmaya başladım.Ayağım hasarlı olduğu için aksıyor arada bir durup dinleniyordum.Sonunda motoruma binip kaçmayı başardım.Ama biraz sonra arkamda beliren trafik polisleri moralimi bozdu.Hızla keşfettiğim dar,kamerasız sokaklardan ilerledim.Polisler bana çok yaklaşmıştı.Aklıma gelen fikirle sokak motorcularının bulunduğu yere gittim.Burada eşgale uyan birçok kişi vardı.Beni yüzümü görmemişlerdi ve nasıl biri olduğumu bilmiyorlardı.Sadece siyah kıyafetler giyen bir motorcu olarak biliniyordum.İşte telsizden gelen emir işleri bozmayı başarmıştı.Suçlunun ayağında aksama var onları yürütün emri başımda yankılanmaya başlamıştı.İki polis motorcuları teker teker yürütürken biri arabada bekliyordu.Polis arabası yavaş manevralarla dönene kadar ben kaçmış olacaktım.Hemen motoru çalıştırdım ve hızlı bir kalkışla onları atlattım.Ertesi gün dikkat çekmemek için arabama binip Tuana’nın evinin yakınlarında tur attım.Neden bilmiyorum ama dün Tuana’ya ateş edilen yere gittim.Yerde bir kurşun kovanı vardı.Yerden aldığım sırada içinden bir kağıt düştü.Üzerine yazılmış bir adres vardı.Oraya şimdi gitmeye karar verdim.Gündüz benim için tehlikeliydi ama akşama başka planlarım olabilirdi.Oraya gidersem Ali’nin ölüp ölmediğini öğrenirdim ve eğer ölmemişse onu kurtarmaya çalışacaktım…
Çetin diğer sayfayı çevirdi.Siyah bir kalemle ve büyük harflerle “zor bir görev” yazılmıştı.
Karar verdiğim üzere oraya gündüz gittim.Burası bir depoydu.Yanında ahşap bir ev vardı.Burası özellikle seçilmiş gibiydi.Eski ahşap evde yaşlı bir adam kalıyordu.Görgü tanığı olarak kullanılmak için ona yakın bir yer seçilmiş olmalıydı.Ona görünmeden içeri girdim.Kapıda oklarla yön gösterilmişti.Hepsini okudum ama biri ilgi çekici geldi. “Ölüme giden yol” buradan gitmeye karar verdim.İşte şimdi karşımda sandalyesine kapıya arkasını dönecek şekilde oturmuş siyah kıyafetli bir adam vardı.İşte onu görür görmez aklımda şeytani bir fikir belirdi.Adam geldiğimi anlamış olmalı ki bana doğru dönüp:
-Sonunda teşrif edebildiniz.Sözleri çok kibirli bir şekilde söylemişti.Sonra devam etti:
-Hadi bugün gizemi çözelim.Bu siyah kıyafetli iki adam kimmiş.Bunları söyledi ve başındaki kar maskesini çıkardı.Kar maskeli kişinin kim olduğunu görünce sağ elim titremeye başladı.Kulaklarımda “senden en değerlini alacağım” sözleri yankılandı.Sonra bana dönüp:
-Bu odaya senin gibi gizemli ve meraklı birçok kişi geldi.Ama biri hariç beni gören herkes öldü.Başımı öne eğip:
-Biri hariç de ne demek? Adam iğrenç bir kahkaha attıktan sonra:
-Şu doktor adam var ya o. Sen şu dövüşçü doktorun adamı mısın?Kahkaha atma sırası bana gelmişti.Ağzıma sardığım atkıyı çözerek:
-Hayır ta kendisiyim.Adam bir anlık şok yaşadıktan sonra bana kameraları göstererek:
-Ne yazık herkes bunu öğrenecek.Onun hakkında yaptığım araştırmada öğrendiğim bilgileri kullanmaya karar verdim.Telefonuma kaydettiğim fotoğrafları gösterip:
-Eğer en değerlilerini kaybetmek istiyorsan hadi durma o görüntüleri herkese göster.Takma sakalımı takıp atkımı sardım.Adam biraz kekeleyerek:
-Böyle bir şey yapamazsın.Telefonuma kaydettiğim bir silah sesini ona dinleterek:
-Yazık biri öldü.Adam korkuyla :
-dur ne istiyorsun? Sözlerime devam ettim:
-İlk önce Ali’nin yerini bana söyleyeceksin sonra kamera kayıtlarını bana vereceksin.Son olarak kalan iki kardeşin için kendini vuracaksın.Adam :
-Hayatta böyle bir şey yapmam.Pekala sıra diğer kardeşinde telefonuma indirdiğim şaka uygulamasını açtım telefonla konuşuyormuş gibi yaptım ve orada bulunan silah sesine bastım.Sonra bir silah sesiyle irkildim.Evet istediğim olmuştu.Düşmanım kendi kendini yok etmişti.Ama ondan öğrenmek istediğim bilgilere henüz ulaşamamıştım.Ali’nin nerede olduğunu bilmiyorum.Onu bulmalıyım ve şu kamera kayıtlarını.Aklıma binaya girmeden önceki harita geldi.Odalar oklarla belirtilmişti.Dikkatlice binanın alt katına indim.Oklardan birinde kayıt odası yazılıydı.Okun gösterdiği yere gittim.Az önceki görüntüleri izleyip CD ‘yi aldım.Orada bulduğum boş CD’yi yerine yerleştirdim.Tam gitmek için kapıya yönelmiştim ki bir defter elimin çarpması ile yere düştü.Bu kayıtların yapıldığı CD’lerin arşivlendiği defterdi.Aklımda “biri hariç” “şu doktor adam var ya” hemen otuz dört gün önceki CD’yi taktım.İşte Ali deponun yanındaki eve götürülmüştü.Her CD’nin üzerinde tarih ve saat vardı.Ben az önceki CD ‘yi aldığımda bilgisayardaki saatle bu CD arasında kırk beş dakikalık fark oluşuyordu.Hemen ilk kayıdın üzerindeki 10.05 yazısını sildim ve 10.50 yazdım.Tüm kayıtların saatlerini değiştirdim.Eğer biri bu defteri bulursa kırk beş dakikalık farkı görüp birinden şüphelenecekti.Oysa ben bu olayı intihar olarak göstermek istiyordum.Benim yaptığım işlem kameraların her sabah 10.50’de kayıda geçiyormuş gibi gösteriyordu. Adam bu saatten önce intihar ettiği için kameralar intiharı kaydetmemiş sayılacaktı ve işte şüphelenecek kimse kalmamış olacaktı.Kayıt başlamıştı ve sadece kayıt odasında kamera bulunmuyordu.Ama kapının önü çok sıkı güvenlikle korunuyordu bu odadan dışarı çıkarsam beni kayıda alacaklardı.Ama pencereden çıkarsam kimse görmeden deponun yanındaki eve gidebilirdim.Pencereden atladım ama hasarlı bacağımın üzerine basar basmaz bunun iyi bir fikir olmadığını anladım.Ayağa kalktım.Birkaç adım attım.Bacağım çok acıyordu.Aksamam biraz artmıştı.Eğer kaçmak zorunda kalırsam zorlanacağım ortadaydı .Motorum dört yüz metre kadar ileride ağaçların arasındaydı.Oldukça uzağa koymuştum eğer teker izlerini görselerdi şüphelenebilirlerdi.Evin yanına gittiğimde dört adam gördüm.Bir de yaşlı adam vardı.Bu adamların bakımıyla ilgileniyordu.Ben içeri girer girmez üzerime gelmeye başladılar.Kendimi savunmak için onlarla dövüşüyordum.İşte sonunda onları etkisiz hale getirmiştim.Hepsinin cebini aradım ama Ali’nin tutulduğu odanın anahtarını bulamadım.Yaşlı adama yaklaştığımda adam korkuyla cebinden anahtarı çıkarıp fırlattı.Kapıyı açıp içeri girdiğimde iki adam bana doğru geldi onlarla dövüşürken karnıma gelen darbeyle ağzımdan çıkan ses beni ele verecek şekildeydi.Ali beni şüpheli gözlerle süzüyordu.Gözlerini orada bulduğum bir mendille bağladım.Başından yaralıydı ve halsizdi.Onu ayağa kaldırdım.Sendeledi tam düşmek üzereyken yakaladım.Ona destek olarak yürüyordum.Ayağımdaki acı giderek artıyordu.Az önceki adamlar depodan bağırarak çıktılar.Aceleyle bir arabaya binip uzaklaştılar.Yaşlı adam bana kekeleyerek :
-Beni kurtardığınız için teşekkür ederim.İki yıldır onların pis işlerini görüyorum.Eğer ifade vermek için çağrılırsam sizden bahsetmeyeceğim.Sonra bana bir anahtar uzattı.Evimin arkasında araba var onu kullanabilirsiniz.Ayağınız aksıyor.Kaçmak isterseniz zorlanırsınız.Anahtarı aldım.Adam:
-İzninizle deyip bana yaklaştı. Amacı Ali’yi taşırken bana yardım etmekti. Onu hızlı bir hareketle durdurdum. Evin arkasındaki arabaya bindim ve oradan uzaklaştım. Depodan uzaklaşırken Ali’yi akşamüzeri Tuana’ nın evinin yakınına bırakmayı düşünüyordum. Bu olayla Murat ilgileniyordu. Aynı zamanda Ali’yi tanıyordu. Tuana’nın evine giden kamerasız sokağa kestirme yolu görünce aniden firen yaptım. Neyse ki yol boştu. İşim yoktu. Arabayı kenara çektim. Bagajda bulduğum birkaç tahta, çivi ve çekiç düşündüğüm şeyi yapmamda bana yardımcı olacaktı. Çivileri tahtalara çaktım. Hazırladığım düzeneği kestirme yola koydum. Saatim yaklaşırken evin yakınlarında dolaşmaya karar verdim. Evin yakınlarında çok sayıda adam vardı. Sanırım
onlar polisti. Benim şüphelenmemem için sivil giydirilmişti. Evin arkasındaki dar yoldan geçtim. Yolda oynayan birkaç çocuğa yaklaştım. Onlara birine sürpriz yapacağımı, tanınmamak için yüzümü kapattığımı söyledim. Sesim bir ara tuhaflaştı. Çocuklardan biri sesimin değişik çıkmasının sebebini sordu. Hemen ona sürpriz yapacağım kişinin yakında olduğunu sesimden tanırsa yaptıklarımın mahvolacağını söyledim. Çocuklar bana inanmıştı.Ne yapmaları gerektiğini sordular.Birine para verip torpil almasını söyledim.Sonra diğerlerine dönüp torpiller geldiğinde bir dakika sonra hep beraber patlatın ve yüksek bir ses çıkarın dedim.Hemen arabaya doğru gittim.Eve biraz yaklaştım.Torpillerin patlatılmasını bekledim.İşte planım harika işlemşti.Gelen yüksek sesle tüm polisler evin önünden uzaklaşmıştı.Hemen evin önüne gidip durdum.Ali’yi yan koltuktan dışarı itekledim.Murat beni görmüştü.Hızla döndüm.Ateş etmişti neyse ki yaptığım hızlı manevrayla vurulmaktan kurtulmuştu.Hızla ilerlemeye başladım.Murat’la aramızdaki mesafe açılmıştı.İşte Murat tam düşündüğüm şeyi yapıp tuzağıma düşmüştü kestirme yola döndüğünde hızımı biraz düşürdüm.Kamerasız yollardan deponun yanındaki eve gittim arabayı aynı yere durdurduktan sonra atladığım pencerenin yanına geldim.Tek kamerasız yer burasıydı.Buradan tırmanıp ölen adamın yanına gitmek istedim.Nasıl tırmanacağımı düşünürken gözüm çatıdan yağmur suyunu indirmek için kullanılan gri metal boruya takıldı.Her yirmi santimde borunun kenarlarından duvara sabitlenmiş demir kelepçeler bulunuyordu.Bu demir kelepçeleri kullanarak yukarı çıktım.Fakat o da ne kamera kaydının yapıldığı bilgisayar,kayıt defteri,kameralar,kablolar hepsi sökülüp götürülmüştü.Olanları görünce içimin ısındığını hissettim.Ensemden akan soğuk terler kollarımdaki tüyleri diken diken etmiş ürpermeme neden olmuştu.Ya atkımı çıkardığım sırada biri beni görmüş olsaydı.Hemen bu şoktan kurtuldum.Bununla sonra ilgilenecektim.Cebimden çıkardığım kağıda “ikisinin de hayatını mahvettim” yazdım.Aslında bu notu polislerin kafasını karıştırmak için yazmıştım.Çünkü eğer intiharın sebebini araştıracak olurlarsa bu not onları düşündürmeye neden olacaktı.Bu notu adamın cebine koydum.Adamın başındaki kar maskesini çıkardım.Kapının arkasındaki askılıkta atkı ve şapka görmüştüm.Bunları adama giydirdim.Çünkü onun benim gibi görünmesini istiyordum.Çıkmak için kapıya yöneldiğim sırada aksamam bana yaptığım hatayı hatırlattı.Ben aksıyordum ama onun bacağında hiçbir şey yoktu.Az önce şapka ve atkıyı aldığım metal askılığı adamın bacağına sert biçimde vurdum.Sonra kontrol ettim.Bacak iki yerden kırılmıştı.Kimse beni tanımadığından bacağımın neden aksadığını bilmiyordu.İşte bu kırıkta bu adamdan şüphelenilmesine yardımcı olacaktı.Askıyı yerine yerleştirdim.Kapıdan gitmekten vazgeçtim.Dün gece yağan yağmur ayak izlerine neden olacaktı ters yöne giden ayak izi polisleri şüphelendirirdi.Aynı pencereden aşağı atladım.Çıkardığım ayak izlerini kapatmaya çalışırken arkamdan gelen sesle irkildim.
-Oğlum ben hallederim.Sen git.Bu bana yardım eden yaşlı adamdı.Bana doğru dönüp:
-Burada bekle.Birkaç dakika sonra elinde yuvarlak biçimde kesilmiş odunlarla geri döndü.Bunları belirli aralıklarla ormanın içine kadar dizdi.Yanıma yaklaşıp:
-Bunlara basarak ormanın içine git.Zaten orada yapraklar var ayak izin fazla belli olmaz.Ben bu odunları kaldırırım şu izleri yok eder polisi ararım.Başımı ona memnunluk belirten ifadeyle salladım.Odunların üzerine basarak ormanın içine kadar gittim.Biraz daha ileride üzerini otlarla örttüğüm motoruma bindim ve uzaklaştım. Şimdi sıra benim bulunmama ve kurtarılmama gelmişti. Herkes beni intihar etti biliyor ve arama çalışması yapıyordu. Atladığım yerden uzağa gittim. O gün dalgaların yönüne çok dikkat etmiştim. O yöne doğru gittim. Bulduğum yer demir korkulukları bulunan ıssız bir yerdi. Kendime yaralanmış süsü vermek için kolumu bu korkuluklara çizdireceğim. Kendime geldiğimde hastanede uyuyordum. İyi de ben nasıl bayılmıştım. Tabi ya tüm günün yorgunluğuyla uyumuş olmalıydım. Biraz sonra doktor geldi. Hayati tehlikem olmadığını eve gidebileceğimi ve evde istirahat etmem gerektiğini söyledi.
Çetin diğer sayfanın boş olduğunu gördü. Anlaşılan yazamadığı günler için bir sayfa boş bırakıyor diye geçirdi içinden.
Bir gün sana yazamadım. Dün çok acayip şeyler oldu. Hastaneden çıktığım sırada yolda bir kaza gördüm. Ambulans henüz gelmemişti. Hastanenin önündeki yol çok dar ve sıkışıktı .Anlaşılan ambulans ilerlemekte zorlanıyor ve geç gelecekti. Kalabalığın arasından kaza yerine geldim. Kapıyı açtığımda gördüğüm kişi beni şaşırtmıştı. Bu kişi şu hapiste tanıştığım spiker kızdı. Başından boşalan kana bakarken elindeki CD ve defteri gördüm. Cebimi kontrol ettikten sonra onların bana ait olduğunu anladım. Hemen onları alıp cebime koydum. Sonra başına tampon yapmaya başladım. O sırada arkadan gelen:
-Senin burada ne işin var? Sözü ve söyleyen kişi beni sinirlendirmek için yetmişti. Bu Ali’ydi. Ona birkaç cevap verdikten sonra hastayla ilgilenmeye başladım. Kan durmak bilmiyordu. Hastanın kan kaybı arttıkça nabzı güçsüzleşiyordu. On dakikaya ambulans gelmezse hastaya müdahale edeceğimi söyledim. Ali bunu uygun bulmadı. Biraz sonra saatimi kontrol ettiğimde on beş dakika olduğunu gördüm. Tampon yapma işini Ali’ye devrettim. İşime yarayacak bir şey var mı diye arabanın bagajına baktım İlk yardım çantası yoktu. Bagajı kapatmak üzereyken supap iğneleri gözüme çarptı. Bunları kullanarak bir şeyler yapabilirdim. Hemen bunları ve takviye hortumunu aldım. Orada bulunan birinden çakmak istedim. Herkes merakla beni izliyordu. Bir motor sürücüsünden motorunu kullanmak için izin istedim. Beni onaylarcasına başını salladı. Motoru çalıştırıp yan yatırdım. Supap iğnelerini jantlara sürüp uçlarını sivrileştirdim. Hortumun uçlarını çakmakla erittim. Sonra iğneleri hortuma sabitledim. Birini kendi koluma elektrik bandıyla sabitledim. Hortumun diğer ucuna kan gelmeye başladı. Diğer uçtaki iğneyi spikerin koluna sabitlemek istiyordum ki Ali beni durdurdu. Onun kanının seninkiyle aynı olduğunu nereden biliyorsun dedi. Ona orada bulduğum kimliği göstermeyi yeterli buldum. Spikerin kolundan bir damar buldum ve iğneyi oraya sabitledim. Başına yaptığımız tampon ve verdiğim kan onun durumunun stabil kalmasını sağlayacaktı. Biraz sonra ambulans geldi. Hastayı hastaneye götürüp işimi bitirince CD ve defteri hastanede saklamaya karar verdim. Onları odamdaki çekmeceye bıraktım. Oradan çıkarken Murat’la karşılaştım. Bana bitkin göründüğümü evime bırakabileceğini söyledi. Bu teklifi geri çeviremedim. Yolda giderken aniden sarsıldık. Başımı cama çarpmıştım. Kendime geldiğimde başımızda iki adam vardı. Ayıktığımızı görünce biri bana yaklaştı. Bana soru soracağını söyledi. Kardeşinin ölümünde benim parmağım olup olmadığını sordu. Birden aklıma depoda yok olan kamera ve kablolar geldi. Soğuk soğuk terledim. Belli etmemek için alaycı bir şekilde kahkaha attım. Adam sinirlenip bana tokat attı. Sordukları birkaç soru Murat’ın şüphelerini üzerime çekmişti. Neyse ki söylediğim şeylerle bundan kurtuldum. Ancak ters giden bir şey vardı. Adamlar defterimin ve CD’min yerini biliyorlar. Eğer kaçmazsam ölürüm. Bunları düşünürken başımda ani bir acı belirdi. Sonrası yoktu. Uyandığımda adamlar kamera taktıklarını bizim ölümümüzü seyredeceklerini söylüyordu. Gizli çıkıştan bahsedilmişti. Etrafımızı ateş kaplayıp adamlar gittiğinde ayağa kalktım. Yerde kumlar bulunuyordu. Bu kumları ateşin bir kısmını kapatarak ateş çemberinden çıktım. Kapının önünde kayıt yapılan bilgisayardan çıkışı buldum. Murat’ı alarak çıkışa yöneldim. Gidip gelen bilinçle Murat ayakta duramıyor yürümemi zorlaştırıyordu. Çıkışa ulaştığımda kapının önünde kayıt yerini gördüm buradaki kaseti de ben aldım. Çünkü onlarda kimsenin bulmasını istemediğim şeyler vardı. Murat’ın durumuna bakılırsa iki, üç gün hastanede yatardı. Bunlar bana zaman kazandıracak ve o defteri almam için bana ortam hazırlayacaktı. Hemen onu orada bulduğum odunlar ve kasaların altına sakladım. Bu işi bitirdikten sonra oradan biraz uzaklaşmış ve yardım bulmak için ne yapabileceğimi düşünüyordum. Biraz sonra “işte orada yakalayın” sözü beni bu düşüncelerden kurtardı. Hemen ağaçların arasına girdim ve kolay tırmanılabilecek birine tırmandım. Birden ortadan kaybolmam onları şaşırtmıştı. Oysa hemen bulunduğum ağacın altında konuşuyorlardı. Onları dinlemeye başladım. Murat’ı bulup beni onunla tehdit ederek yakalamaktan bahsediyorlardı. Buna izin veremezdim. Hemen yanımdaki dalı gürültü çıkartacak şekilde biraz ilerime fırlattım. İşte işe yaramıştı. Biraz önce kardeşleriyle beraber giden adamlardan biri onlardan ayrılıp sesin geldiği tarafa doğru gelmeye başladı. Ağacın hemen altında bir taş vardı. Ağaçtan atladım ve taşı alıp adamın başına vurdum. Anlı kanıyordu ama bayılmamıştı ve bana direniyor, diğerlerini çağırmak için hamleler yapıyordu. Ağzını elimle kapatarak taşı başına bir kez daha vurdum. Sonunda bayılmıştı. Diğer kardeşleri de etkisiz hale getirmeliydim. Onları etkisiz hale getirebilmek için ayırmam gerekiyordu. Bayılttığım adamın telefonunu alıp ilk önce polisi aradım. Böylece beni yakalayacak olurlarsa polis beni kurtarabilecekti. Sonra ne yapacağımı adamın telefonuna bakarken planladım. Kardeş Cenk, kardeş Savaş yazılarını görünce onları aramayı düşündüm. İkisini de ayrı ayrı aradım ve ağabeylerinin sesini taklit ederek birini deponun önüne diğerini deponun arkasına çağırdım. Deponun arkasındaki odun yığınlarının arkasına geçip saklandım. Elime bir sopa aldım ve gelecek kardeşi bekledim. Ancak az sonraki karşılaştığım sürprizle büyük bir hata yaptığımı anladım. Ağabeylerinin bayıldığını görmüş ve bu işte bir terslik olduğunu anlamışlardı. Yapabilecek hiçbir şey yoktu. Sadece saklandığım yerde daha sessiz olmaya çalışıyor ve az sonra neler olabileceğini kestirmeye çalışıyordum. Kardeşlerden biri CD ve defteri gösterip çıkmam için iğneleyici bir şekilde konuştu. Daha sözü bitmemişti ki az sonra gelen siren sesleri onları panikletti. Gitmeden önce kardeşlerden biri bana onlara teslim olmam için beş günüm olduğunu söyledi. Ardından ağabeylerini arabaya bindirip kaçtılar. Bende hemen ağaçların arasına girdim ve orada gördüğüm kalın ve yaşlı çınar ağacının arkasına geçtim. Polislerden biri gizli çıkışı bulup itfaiye erlerinin içeri girip yangını söndürmelerini sağladı. Biraz sonra içeriden koşarak çıkarak “doktor hanım” diye bağırmaya başladı. Etrafındaki memurlara beni aramalarını emretti. Olduğum yerden olanları izlemeye başladım. Az önce adamla boğuştuğumuz yere bir memur komiserini çağırdı. Oradaki izler benim kaçırılmış olma ihtimalimi veriyordu. Bu benim işime gelmişti. Beş günüm vardı. İki günümü onları takip edip plan yaparak geçirdim. İki günün sonunda şirketlerine eski yoldan gidip geldiklerini bu yoldaki güvenliğin çok düşük olduğunu öğrendim. Üçüncü gün şirketin karşısındaki yolda şirketi gözetlerken kardeşlerden birinin tek başına arabasına bindiğini gördüm. Hemen biraz ötede plakasız motorumu sakladığım yere gittim. Onun her zamanki yoldan gideceğini tahmin edip büyük bir hızla planı kurduğum yere motorumu sürdüm. Bu yol çok kalabalık olmadığından ve kameralar az olduğundan buradan genellikle tır şoförleri hiçbir hız sınırına uymadan ilerlerlerdi. Cebimden aynamı çıkarıp kurbanımı beklemeye başladım. Biraz sonra onun arabasının yaklaştığını gördüm. Tam o sırada tek şeritli yolun karşı tarafından hızla tır geldiğini gördüm. Doğru zamanı bekleyip aynayı kurbanımın arabasının farlarına doğru tuttum. Birden yansıyan bu nesne onu panikletti. Direksiyon hakimiyetini bir an kaybetti. Tekrar toparlanmıştı ki karşıdan gelen tırı gördü ve çarpmamak için direksiyonu çevirdi. Ama demir bariyerlere çarpmaktan kurtulamamıştı. Hemen arabanın yanına gittim. Kaza yapan Zafer’di onunla sesimi değiştirerek konuştum. Hem konuşuyor hem de arabayı arıyordum. Ama aradıklarımı bulamadım. Aradıklarımın arabalarında olmama ihtimali bana müthiş korku veriyordu. Bir benzin kokusu genzimi yakıp geçti. Bakınca benzin sızdığını gördüm. Aynı zamanda Zafer’in boynunda zedelenme vardı ve kıpırdayamıyordu. Onun ölmesini istemiyordum. Neden bilmiyordum ama sadece kendimi kurtarma isteği vardı içimde. Onu arabadan çıkıp uzaklaştırdım. Motoruma doğru koştum biraz sonra araba müthiş bir sesle patladı. Zafer’in ameliyatına ben girmek istiyordum. Kaçırılmış olarak biliniyordum ve bulunmam gerekiyordu ameliyata girebilmem için. Hemen biraz ileride tır şoförlerinin yemek yediği büfenin yanına gittim. Birine erkek sesi çıkartarak bağırdım ve elimdeki bıçağı park edilmiş tırın lastiğine sapladım. İki kişi bana doğru koşarak geldi. Beni feci şekilde dövdüler. Benim istediğimde buydu zaten. Böylece kaçırılmış ve darp edilmiş görünecektim. Motorumu kamerasız yollardan sürüp evime gittim. Arabama binip hastaneye gittim. Şirket şehir dışında olduğundan en yakın hastane benim evimin yakın olduğu hastaneydi. Hemen hastaneye gidip bir köşeye oturdum ve etrafı izlemeye başladım. Zafer hastaneye geldiğinde stajyerlerin konuşmalarını duydum. İşte bir fırsat daha doğmuştu. Nöbet zaten bugün bendeydi. Zafer’i ameliyata aldım. Çıkışta komiseri gördüm. Beni ifade vermem için karakola götürdü. Planım işe yaramıştı. Benim kaçırılıp darp edildiğimi düşündü. Üçüncü gün için plan yapmam gerekiyordu. Sabah arabamla gidip yolu kontrol ettim. Hiçbir güvenlik önlemi alınmamıştı. Bugün yaptıracağım kaza dün yaptırdığımın birkaç metre ilerisinde olacaktı. Evime gidip biraz dinlendim. Akşam motorumla şirkete gittim ve gözetlemeye başladım. Birazdan Savaş çıkıp arabasına bindi. Aynı yoldan gidip hata yapacağından şüpheli de olsam planladığım yere gittim. İşte geliyordu. Gözlerim kazayı sağlayacak bir tır arıyordu. Savaş çok yaklaşmıştı. İşte bir tır göründü. Hemen aynayı çıkardım. İşte kaza yine gerçekleşmişti. Hemen arabayı aradım. Silahlı adamlar geliyordu. Anladım ki bunlar sivil polisti. Kaçıp evime gittim. Bugün nöbet bendeydi. Hastaneye gitmem gerekiyordu. Üzerimi değiştirip çıkıyordum ki kapı çaldı. Murat ve Komiser Çetin gelmişti. Bana CD ve defteri sordular. CD’nin hastama ait olduğunu söyledim. Defteri de önceden hazırladığım diğerine benzeyeni verdim. Çetin birkaç sayfasına baktıktan sonra defteri bana geri verdi. Komiserlere yarın ailemi ziyarete gideceğimi söyledim çünkü yarınki saldırıyı gündüz yapacaktım. Bu gece yollar buzluydu. Havanın durumuna bakılırsa yarın da öyle olacak. Cenk için başka planlarım var. Ona sevdiği kişinin adını vereceğim ve paniklemesini sağlayıp kaza yaptıracağım…
SON
Çetin okumayı bitirdi. Defter burada son buluyordu. Daha olayları algılamaya çalışıyordu ki silah sesiyle irkildi. Arkasına dönüp baktığında Murat’ın şakağından boşalan kanı ve Murat’ın kanlı cesedini gördü. Yüzündeki son ifadeye baktığında yanaklarında kurumamış göz yaşları ve teslim olmak isteyen silahsız birini, arkadaşını, öldürmenin pişmanlığını gördü



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın polisiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hapishanedeki Kadın


Dilek KIZIL kimdir?

Düşünmeyi ve gizemli şeyleri seven, çözüme ulaşmak için tüm yollara başvurmaktan kaçınmayan ,çılgın biriyim.

Etkilendiği Yazarlar:
Arthur Conan DOYLE ,Suzanne COLLİNS


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Dilek KIZIL, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.