..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Paranız varsa toprak alın. Artık üretmiyorlar. -Mark Twain
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




29 Ağustos 2019
Nasıl Yaşar Nasıl Ölürüz 4  
Bayram Kaya
Yaşam; içinde olduğu, içinde olmak zorunda olduğu çevreye etki-tepki zıtlığını koymakla, çok basit bir biçimde sürecine başladı. Bu daha hayat değildi! Kendisini ve eylemini yineledi. Kendisini kopyaladı (çoğaldı). Bu hal ile kesikli sürekli oldu. Canlıydı, canlanmaydı ama daha hayat değildi!


:AI:
Yaşam; içinde olduğu, içinde olmak zorunda olduğu çevreye etki-tepki zıtlığını koymakla, çok basit bir biçimde sürecine başladı. Bu daha hayat değildi! Kendisini ve eylemini yineledi. Kendisini kopyaladı (çoğaldı). Bu hal ile kesikli sürekli oldu. Canlıydı, canlanmaydı ama daha hayat değildi!

Kesikli süreklilik bağıntısı içindeki ilişkenli, iç dış girişmeli bağıntılarıyla kendisini bilen ben ya da özne olmanın yalıtımı içinde oldu. Bu da hayat değildi! Yalıtımlı küre veya oda işlev durumu bozmadan korumanın en iyi savunma yapmanın tepki durumlarından biriydi.

Buzdan geçen ışığın, her buzdan geçişte tayf yansıması vermesi ile kuru otları tutuşturan ışık skalası gibi durumları içindeki kristal (billur) oluş ya da buz gibi yineleyen tepkilerini küre odalar dış etkilerden korumalıydı.

Yani buzun dağılmadan korunması işi, yine bir başka bir yasa oluşun tepkisiydi. Kendi durumunu korumak isteyen eylemsizliğin yasasıydı.

Bu da hayat değildi! Çünkü bu günkü halimizle bir anda olup bitmiş gibi algısı yapılanan hiçbir şey o zamanlarda ortada yoktu. Lakin hayat vardı.

Eylemsizliğin kendi eylemini koruma, savunma dirençli eğilimi; küre yapılı düzenin içine doğru fondan kopup ayrılmanın bir çekim akışıydı. Seçme ayılama ilişkisiyle küre oda (boşluk) içine alınan her bir işlev eylemsizlik, küre yapı içinde birbirine göre bağıntılı olan ilişki durumla organel inşacı bir çekim alanının organizasyonuydu. Bu da yaşam değildi!

İşlev iç zamanlı eylemsizlik durumları, küre oda içinde kendi içlerinde kendi durumlarıyla ama kendi dışlarında küre içinde karmaşık ilişkiler dinamiği kontrolü oluşla vardılar. Küre içi sitoplazma işlev duruma göre dış etkilerdi.

Sitoplazmanın dış etki olması karşısında bu dış etki; işlevin kendi tekil işlev tepkilerini ortaya koyma sırasında bu tekil işlevi baskılar. Tekil oluş karşısındaki kontrolcü tutum, karmaşık dinamikler yasasından ötürüdür. İşlev durumdaki iç belirimle tekil durum, dış etki ile her biri bir bastırılan tepki, aktif edilen tepki olma durumunun düzeni içindeki sıralamaydılar.

Tepkilerin her biri her biriyle birbirine göre tekrarlı eylemlerdi. Hem de tepkiler hiçbir durumu içinde tam da öyle eylemsiz kalamamakla hücre içi de kesikli süreklilikler organizasyonuydu. Bu da yaşam (hayat) değildi!

Küre yapılar için dış çevrenin cazibesi de vardı. Bu cazibe oluşun biri yapı içi düzeni kurmanın ve düzeni sürdürmenin bağıntısı olacak olan enerji girdisiydi. Dış çevrenin cazibesi, küre oluşumlara dışta bir enerji girdisi olmalarıydı. Dış çevrenin diğer bir cazibe olma biçimi de hücre içi dünyada oluşan düzensizliği (atığı) hücrenin dışa atmasındaki çekicilikti.

Yani dış çevre, organize olmuş hücre yapıya, enerji sağlayıcı bir in put (girdi-bilgi-data) olmanın ve düzensizliği ihraç etmenin aut putu olan çıktı yapıcı cazibeydi. Girdi çıktı aynı anda ters belirmelerdi.

Yani hücre dışı çevre, hücreye cazibe olmanın baskı ve basınç etkisiydi. Hücre dış etkiler nedenle de tahrip oluyordu. Ama yine de hücre dıştan sağladığı enerji ile tahribatını onarıyordu. Bu etki tepkiye rağmen (bu etki tepkiye kıyasla) bu da yaşam değildi!

Dıştaki etkinin baskı ve basıncı azalan artan etkiyle değiştikçe, hücrenin tepkileri de ona göre oluyordu. Dıştaki baskı basınç eylemsizlik etkileri, hücre içindeki düzenli eylemsizliğin yokuş yukarı olan direnç tepkilerine dönüşüyordu. Bu temel bir çevirim düzeniydi. Bu temel etki karşılıkla tepki vermenin kararlı olması ve karar almasıydı. Bu da hayat değildi!

Dış dünya içinde hücreye yönelik ortaya konan baskı ve basınç, küredeki iç dünyanın değişen etkilere karşı oluşan uyumsuzluğunu giderek uyuma dönüşecek olan bir uyumlu uyumsuzluk tepkimeleriydi. Yalıtımlı ortamda oluşan eylemsizlik, bağıntı denge ve dengesizlik süreçleri içinde yalıtımlı ortamı değişmeye dönüşmeye yeni tepkiler ortaya koymağa zorlar.

Çevre gibi hayat ta evrim yasaları içinde karşılıklı diyalektikti bir gelişme dönüşme uyumu içinde cevap tepkimelerini oluşma içinde olan, düzendi. Bu da hayat değildi!

Hücrenin, hücreler arası organizasyonla yaptığı inşalar sonunda her bir paket programlı etki tepki ortaya koyan reflekslerini ve bu reflekslere tabi tepkilerin akıl süreçlerini, irade dışı özümleme süreçler kontrolünü, beyin denen toplaç içinde topluyordu.

Kızıyor, seviniyor, duygulanıyor, yargılıyor, tasarım yapıyor, hatırlıyor, ansal süreçlerle sentez, analiz yapıyor; ineğin derisini davul yapıyor, uzaya gidiyordu. Android telefon kullanıyordu. Bu da hayat değildi!




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
El Bel Baal 2
İrade 1
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 2
El Baal Bel 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 2)
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 1
Özneli İzinli 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 1)
Somut Şeyler Soyut Oluyordu 2
İttifakları Seremoni Mantığına Dönüşme 1

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sahiplik İmanı 1
Mal mı, İnsan mı?
Mamon'du Belirme 1
İlham
Bağ Enerjisi 1
Sistem 15
Osmanlıda Kısmi Bir Etkin Hafıza 20
Tarihi Olan İlahi Adalet1
Sistem 11
Müruru Zaman 7

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aslına Yüz [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Dehalet [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]
Mavi Yare [Şiir]
Zafer Kazandım Diyenlerindir [Şiir]
Değmeyin İşte [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Bayram Kaya, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.