..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Matematiğe, yalnızca yaratıcı bir sanat olduğu sürece ilgi duyarım. -Godfrey Hardy
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




9 Aralık 2019
Anlamak Gerek 32  
Bayram Kaya
Ava ve meyve toplamaya giden avcı toplayıcı organizenin geride kalan yaşlı, genç, aciz, sakat grup üyelerine pay ayırma sorumluluğu vardı. Yine bu organize yapı içinde geride kalana ve ava gidene savunma yapanlar ve savunma yapanlara da av getiren grup kişilerinin bu tür karşılıklı davranışlarının bu tür eylem ortaya koymalarının grup üyeleri üzerinde mutlaka bir karşılığı vardır. Veya şöyle de diyebiliriz. Ava gitmemekle geride kalıp; bakım, gözetim, savunma, eğitim yapma işi ile avdan pay alanların da mutlaka gruba verecekleri bu tür karşılık edimleri vardı. Tıpkı nesli tükenen su aygırını yaşatma ve korumaya almamızın doğal çevrim üzerinde bizlere bir karşılığının olması gibi edimlerin keyfimizin üzerinde bir nedenleri vardır.


:ADE:
32
Ava ve meyve toplamaya giden avcı toplayıcı organizenin geride kalan yaşlı, genç, aciz, sakat grup üyelerine pay ayırma sorumluluğu vardı. Yine bu organize yapı içinde geride kalana ve ava gidene savunma yapanlar ve savunma yapanlara da av getiren grup kişilerinin bu tür karşılıklı davranışlarının bu tür eylem ortaya koymalarının grup üyeleri üzerinde mutlaka bir karşılığı vardır.

Veya şöyle de diyebiliriz. Ava gitmemekle geride kalıp; bakım, gözetim, savunma, eğitim yapma işi ile avdan pay alanların da mutlaka gruba verecekleri bu tür karşılık edimleri vardı. Tıpkı nesli tükenen su aygırını yaşatma ve korumaya almamızın doğal çevrim üzerinde bizlere bir karşılığının olması gibi edimlerin keyfimizin üzerinde bir nedenleri vardır.

Kısacası olup biten bu süreçlerin tümündeki karşılıklı oluşlar içinde "kişinin kendi canını kurtarması vardı. Karşılıklı edim kişiye hayattı. Kişinin hayatta kalmasıydı. Kişinin kendi dışındaki türsel hayatı ve tür sel nesli sürdürmenin gayretiydi”. Bu gayretler kolektif eylemin, kolektif üretimin karşılığıydı. Ya da avcı toplayıcı kolektif eylem, kolektif üretim ilişkisi temel referansların aynı anda bir arada gerçekleşmesine olanaktı.
Değilse bu tür zorunlu ve karşılıklı bağ ilişkilerini görmeden hayatımız, talep oluşturup, sonra da bu taleplere göre arz yapmak değildi. Bunlar kocaman bir sömürü yalanıdırlar.

Kâr, kazanç, arz, talep, rant, üretim ilişkisi mantığı değil, köleci öğretili tüccar mantığıdır. Kâr, kazanç, talep vs.nin hiçbiri bidayetiyle başlamadı. Zorunlu olan, kolektif olan üretim ilişkisi içinde yoktur. Bunlar sömüren kolektif ilişki içinde vardılar.

Tıpkı dalda meyve toplayan kolektif kişi gibi; tıpkı suaygırını korumaya alan kolektif akıl gibi kişinin meyve ve su aygırı üzerinde bir karşılığı var. Meyve ve su aygırının da kişi üzerinde bir karşılığı vardı.

Arz talep kuramı köleci sistem içinde dinamikti. Ve arz talep köleci sisteme göre ahlaki bir kuraldır. Oysa kâr, zarar, kazanç güdülü arz talep kuramı paydaşlı ortaklaşan sistemler içinde yoktu. Olması ahlaksızlıktır.

Örneğin; geçmişte değil günümüz insanlığı içinde hiçbir temel referans değer karşılığı olmayan salt süs için, keyfi ve kâr için kazanç için tilki kürküne talep oluşturulur. Böylece kâr için tilki katliamları yapılır.

Oysa geçmişte olmayan üretim şartları içinde soğuktan korunmak için tilki kürkü; talebi oluşturulan mal değil, aksine soğuktan korunma güdülü yaşamı koruma ve yaşamı sürdürmenin gereği oluşla giyinmeydi.

Yine ahlaksız olan, sömürücü olan köleci sistem; insanlar hasta olmuyor bu nedenle ilaçta kâr, kazanç yok; sinek avlıyoruz diye ilaç üretmiyordu. Karaborsa oluşturup kâr kazanç sağlıyordu. Sömüren sistem kamu sağlığını düşünmez. Siz ilaç üretene kâr vermedikçe kâr yapılmayan alanlar içinde üretim yapmıyordu. Haklıydı da. Haksızlık şuradaydı. Hemcinsler sistemi kâr yapmak için inşa etmemişlerdi. Oysa şimdiki sistemde ilaç hayatın korunmasından çok kâr yapmak için üretiliyordu.
İlacın yerine kâr için rujun, sakızın, epilasyonun talepleri oluşturuluyordu. Ve talebi oluşturulan kâr hırsı ile kalp ilacı üretimi yerine sakız, epilasyon aletleri, ruj vs.nin fabrikasını kuruyorlardı.

Ne yapsın adam sinek mi avlasın dediğinizi duyuyorum. Ezen ezilen sistem içinde adam haklıdır. Arz talep yasasını bu sistem içinde sistem ahlakı diye belirttim. Buğday, kundura vs. ilk başlangıç ta arz-talep, kâr yasasına göre üretilmemiştiler. Şimdilerde de kalp ilacı bunların içine dahil edilmekle temel ihtiyacın karşılanması şimdi de öyle olmalıydı.

Buğdayın, kunduranın kalp ilacının vs. yapımı üretimi içinde hiçbir şahsi emek yoktu. Bunların üretimi tamamen kolektif süreç içinde, kolektif etkili olanaklarla kişi emeğine yansımıştır. Üretim, tüketim için yapılır. İnşaca olan yasa bu.

Yani kolektifi oluşu güden eylem ve düşünce hayatı sürdürecek zorunlu karşılıklı oluşlar için üretilen inşaydı. Hayat karşılıklı hayatlardı. Hayat karşılıklı hayatların karşılıklı emeklerle korunup sürdürülmesiydi. Bunun neresinde kâr vardı. Kâr yapmak için talep oluşturmanın üretim vardır.

Eğer illa bir talep sorgulanacaksa karşılıklı hayatların olması talebin kendisiydi. Siz karşılıklı hayatlar için üreten sistemi Ali Cengiz oyunları içinde, karşılık olan yeri kâr rızk mantığına çevirmekle sömürü ortaya koyuyordunuz.

Üreten sürecin başlayabilmesi için kâr, kazanç, arz-talep değil; karşılıklı hayatın korunma edimi içinde kolektif birim zaman, kolektif artık zaman gerekliydi. Üretimin devamlılığı, üretimin sürdürülebilirliği için yani yeniden ve yeniden üretim çevriminin olabilmesi için kolektif depo enerji kolektif depo şarjlar zorunludur. Ve mutlaktır.

Üreten yapı için kolektif katkı, kolektif başlangıçlı depo enerji mutlak ve zorunludur. Böyle olduğu için vaz geçmeksizin kolektif gücün sırtında ve kolektif gücün omuzunda ardı arkası kesilmeyen sömürü çarkı vardır.

İç edilen, istismar edilen durum, kolektif paylaşımın yok sayılmasıydı. Paylaşımı üreten emeğe göre değil; paylaşımı karşılıklı olan hayatın korunmasına göre değil; paylaşımı kolektif sorumluluğa göre değil, paylaşımı tür neslinin devamına göre değil de mal mülk sahipli takdire göre istismar yapıyorlardı.

Bu istismar ve gözden gizlenen gerçeklerin yerine El takdiri ihalelerin söylenmesi vardır. Bu istismarlar nedenle, gönenç olsun diye değil de rızkınızı mülk sahibinin mülkü içinde aramanız için özelleştirmeler vardır. Seçkinleri finanse etme vardı. Elitlere teşvikler vardır, kâr garantisi vardı.

İlk atalar buğday üretirken finansmana, teşvike, ihaleye, özelleştirmeye ihtiyaç duymuşlar mıydı? Ya da ilk üretimi başlatanları acaba kim finanse etmişti?

Kısacası hayatın karşılıklı korunması bağlamında kalp ilacı olası ve ön görülür kolektif akıl içinde kalp hastalığı için kolektif yapının depo enerjisi kapsamında mutlaka olması gerekendi. Çiklet, dudak boyası, kürk vs. kâr amaçlı, kazancı ve sömüren aldatmayı hedefleyen sürecin ürünüdürler.

Zorunlu koşul içinde buğdayı yemenin, sütü içmenin talebi oluşturulmaz. Buğday, süt vs. zaten hayatın beslenmenin kendi kendisine yönelimli davranışıdırlar. Ama zorunlu olmayan hal içinde baklavanın, rujun, 200 çift ayakkabının, vs. talebi oluşturulur.

Yani sizin geri beslenmeli referans sisteminiz olan mantıktı inşacılarınız yoksa ve sömüren sistemin kâr yapma, kazanç elde etme mantığını siz eksen çevrimi içine korsanız; kazancı, geliri, ezmeyi, ezilmeyi, zulmü, zulmetmeyi, zulme uğramayı temel eksen çevrimi katarsanız, elbette sonuç bugünkü gibi olacaktır.

Aman efendim zulmü kaldırıp, tıkır tıkır kazanmaya devam ederek bu iş hakkıyla sürdürürüz diyorsanız, bunun bahaneleri de hazırdır. Bu bahane içindeki kâr hırsını, insanların kötü niyetli oluşuna yorarsınız. Sömürüyü insanların sapıtmasıyla açıklarsınız. İnsanlar sapıttıkları için sömürü var. Kötülük var dersiniz. Ki böyle diyorsanız; siz hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir. Eş deyişle köleci referanslı öğretiyi aşamıyorsunuz demektir.

Hiçbir kâr mantığı, hiçbir kazanç yönelimi, ekmeği taştan çıkaran gelir sağlama haksızlık yapmadan, zulmetmeden zulme uğramadan olası değildir. Çünkü bu mantık karşısında üretimin amacı, karşılıklı hayatın korunması ve karşılıklı hayatın sürdürülmesine denk düşen karşılanmalar değildir.

Bu mantık içinde üretim; kâr yapma, kazanç elde etme, bir gelire sahip olma, ekmeğini taştan çıkarma, rızk arama gibi uyuşturan söylemler için yapılır. Kâr, kazanç mutlaka aldatmayı, hileyi öngörmekle; üretenlerin sırtında bir asalak oluştur. Zaten kâr etmek te hile yapmadan, zulüm etmeden, aldatmadan da olası değildir.

Tüm bunların olabilmesi için geri bağlanım yasalarından koparılan inşa içinde “mülk El ’in”; El mülkü dilediğine verir. El mülkünden dilediğine de pay vermez” denerek, aldatan sürecin tek tek yol taşları döşenir. Bu yol taşlarına tek tek basa basa sindire sindire bugünün arz talep soygununa, ihalesine, teşvik primine, kar garantisinin içine gelinir.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Tarihsel 1
Anlamak Gerek 45
Anlamak Gerek 43
Anlamak Gerek 64
Anlamak Gerek 58
Tarihsel 2
İttifaklardan Ne Anlamalıyız 3
Anlamak Gerek 70
Anlamak Gerek 55
Anlamak Gerek 52

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anlamak Gerek 26
Anlamak Gerek 38
Kurtuluşun Felsefesi 161
Hatırlama 1
Mal mı, İnsan mı?
Mamon'du Belirme 1
Sahiplik İmanı 1
Bağ Enerjisi 1
Denge ve Dengesizlik Süreçleri 24
Tarihi Olan İlahi Adalet1

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yıkılışa Direniş Direnişe Yıkılış [Şiir]
Aslına Yüz [Şiir]
Coğrafyan Fiziğin İle Ya Fiziğin [Şiir]
İzan Mizan [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Mevsimsel [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Bayram Kaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.