..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gerçek sanat, gizlenmesini bilen sanattır. -Anatole France
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar > Levent Ümit Temiz




26 Mayıs 2003
Bir Hayal Nasıl Gerçekleşti?  
Levent Ümit Temiz
Dile kolay kardeşim, tam 28 yıl bekledik biz bu başarı için.


:DJHG:
      1975 yılında Semiha Yankı’nın “ Seninle Bir Dakika ” adlı şarkısıyla başlıyan ve o zamandan bu yana neredeyse ulusal bir dava haline getirdiğimiz Eurovision Şarkı Yarışması’nda şeytanın bacağını kırdık sonunda. Boşuna dememişler “ Sabreden derviş muradına ermiş ” diye.

Dile kolay kardeşim, tam 28 yıl bekledik biz bu başarı için. Birinciliğimizi göremeden şu dünyadan göçüp gidenlerimiz oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse ben artık umudunu yitirenler arasında olduğumdan, son yıllarda yapılan yarışmaları takip etmez olmuştum. Seçmeler ne zamanmış? Kim kazanmış? Bu sene kim katılacakmış? Parça güzel miymiş? Umurumda bile değildi. Daha doğrusu pes edip boşvermiştim. Bu Avrupalılardan bize oy moy çıkmazdı kardeşim. Adamlarda bir kuyruk acısı bırakmışız ki, genlerine işlemiş sanki, unutmaları mümkün değil. Öyleyse ne diye boş hayallere düşelim? Değil mi ya? Biz Eurovision birinciliğini olsa olsa rüyamızda görürdük ancak. Evet, artık bir çok kişi gibi ben de böyle düşünüyordum.

Öyle ya, biz bu yarışmayı kazanmak için neler yapmamıştık ki. Adamlara şirin görünelim diye, hiç işimiz değilken “ operacı ” bile olmuştuk. Süper starımızı gönderip sanayileşmiş Avrupa, enerji sever diye “ Aman petrol, canım petrol ” diye bağırmıştık, şarkılarımızın arasına utana sıkıla İngilizce kelimeler sıkıştırmıştık. Gene de olmamıştı kardeşim olmamıştı işte. Ne yaptık ne ettiysek başaramamıştık. Adamlara yaranamamış, kendimizi beğendirememiştik bir türlü .

Sonunda, biz bu sevdayı unutur olmuştuk ki Sertab Erener, “ Everyway That I Can – Yapabileceğim Her Şekilde ” adlı şarkısıyla sahneye çıkıverdi ve küllenmeye başlamış eski bir tutkuyu yeniden alevlendirdi içimizde. Gerçi gene de umudum yoktu benim.Yarışma öncesi, gazetelerde bizim şarkıya büyük şans veriyorlarmış, birinci olursak sürpriz olmayacakmış gibi haberler okuyor ve bunları abartmalı buluyordum. İçimden bir ses, sonuç yazık ki gene hüsran olacak diyordu. Ama o ses yanıldı; iyi ki de yanıldı ve 48. Eurovision Şarkı Yarışması’nda 167 puanla, 25 ülkeyi geçerek birinci olduk.
          
Aslında bu Eurovision Şarkı Yarışması’nı anlamak zor mesele. Bakıyorsun en beğenilen parçalar tek oy bile alamayıp diplerde sürünüyor. Olmayacak parçalar ilk derecelere giriyor. Doğrusu oturup düşünülmesi, araştırılması gereken bir olay bu. Sosyo-politik, psiko-sosyal yönleriyle bir tez konusu bile olabilir hatta. Hatırlayalım, her yarışmada Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında oniki puan, al gülüm ver gülüm olur, Kuzey Avrupa ülkeleri, komşular birbirine kıyak çeker. Zavallı bizler, yalnız kalmanın acısı ve üç beş puan toplayıp arkamızda bir kaç ülke bırakabilmenin buruk sevinciyle, umutları bir sonraki seneye bırakarak geri dönerdik. Alışılagelen tablo, bir iki istisna dışında - Hatırlarsınız, 1997 yılında Şebnem Paker’in “Dinle” isimli parçası İrlanda’da üçüncülük almıştı - bu güne kadar hep böyle sürüp gelmişti. Ama bu sefer oldu. Hem de çok güzel oldu!

      Peki değişen ne oldu da şeytanın kırılamayan bacağı kırılıverdi? Nasıl oldu da bizi kendi bünyeleri içinde görmeye tahammül edemeyen Avrupalı uluslardan onar, onikişer puanlar ardı ardına geliverdi de biz birinciliğe oturuverdik? Adamların vicdanı mı sızladı yoksa?
          
Burada değerlendirilmesi gereken, kanımca 3 temel nokta var
     
1- Temsil edilen şarkımızın kalitesi
2- Oylama sistemindeki değişim
3- Avrupada yaşanan sosyo-politik süreç

İlk olarak, Sertab’ın hakkını verelim. O, gerçekten istisna bir ses ve çok yetenekli bir sanatçı olarak üstüne düşeni yaptı. Diğer yandan koreografi de mükemmeldi. anlaşıldığı kadarıyla, parçanın tanıtımı amacıyla gerekli ön çalışmalar da iyi organize edilmişti. Ayrıca şarkının İngilizce söylenmesi de – bir çok eleştiriye rağmen - anlaşılabilirliği sağlaması yönünden bir avantajdı. Bunların hepsi iyi, hepsi güzel, hepsi tamam da birincilik için bu koşullar yeterli olabilir miydi gerçekten? Bu soruya evet dersek, geçmişte en az bu kalitede ve şartlarda temsil edilen eserlerimize biraz haksızlık yapmış oluruz diye düşünüyorum.
          
İkinci olarak, oylama sisteminde gerçekleştirilen bir yenilikle oy verme işlemi, sınırlı sayıda bir jurinin elinde kalmayıp Avrupa ulusları içindeki geniş toplum kesimlerine yayıldı ki bu durum hatırı sayılır bir nüfusumuzun olduğu Almanya, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerden lehimize yüksek puanların akmasına sebeb oldu.

Üçüncü ve son olarak da şu sorunun cevabını aramak gerekir : Avrupada değişen, gelişen farklı bir yapılanma ve bu oluşumda Türkiye’nin yakın geçmişteki tavrı rol oynamış, katkıda bulunmuş olabilir mi ?
          
Burada, aklıma hemen Irak savaşında Türkiye’nin yaklaşımı geliyor. Gerçekten de Türkiye’nin, Amerikan ve İngiliz dayatmasına karşı son derece güç ekonomik şartlarına rağmen, kendine yakışır, onurlu bir tavır sergilemesi, savaş karşıtı Avrupa kamuoyu arasında puan kazanmasına sebeb olmuştur. Yarışma sonucunda, şarkımıza yedi puan veren İngiltere’ nin tarihinde ilk defa dibe vurup, sıfır puanla son sıraya oturmasını şarkısının kalitesizliği ya da tesadüfle izah etmek mümkün müdür?
          
Ya Kıbrıs Rum Kesimi’ nden ve Yunanistan’dan gelen oyları nasıl yorumlayalım? Barış puanı olarak mı?
          
Evet, Eurovision Şarkı Yarışması yoluyla uluslar birbirlerine, puanlara sarılı acı, tatlı mesajlar gönderiyor sanki, ne dersiniz?

      Ama şimdi tüm bunları unutup, haklı birinciliğimizin keyfini çıkarmaya bakalım. Ne de olsa az uğraşılmadı, az beklenilmedi bu güzel hayalin gerçekleşmesi için.

Daha nice başarıları birlikte görebilmek dileğiyle. Sevgi ve saygılarımla.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın günlük olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kvk Garantisi

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Duyarlılığın da Bir Bedeli Varmış!
Realm Of Empires ile Bir Köyden Bir İmparatorluğa

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Altın Pati (Mayra’ya) [Şiir]
Zor Olan [Şiir]
- Söz - [Şiir]
Unutmuşum [Şiir]
Sevdiğim [Şiir]
İronik Hayat [Şiir]
Sessiz Bekleyiş [Şiir]
Yaşamaktan Başka [Şiir]
Karanfil Korkusu [Şiir]
Ölüm Uzatma Elini [Şiir]


Levent Ümit Temiz kimdir?

1960 İstanbul doğumlu. İç hastalıkları uzmanı, Şiir kitabı : \'Merhaba\', 2000 Mayıs

Etkilendiği Yazarlar:
Orhan Veli Kanık, Cahit Sıtkı Tarancı


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Levent Ümit Temiz, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.