..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bilinç ruhun sesidir, tutkular ise bedenin. -Rousseau
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yazarlar ve Şairler > ramazan




29 Kasım 2007
Şiirin Tarifi  
ramazan
Binlerce üstad şiiri tarif ederken; kendi iç dünyaları ile toplum arasında gidip gelmiş, acının, sevincin, hüznün yalnızlığın, hasretin, kadim sevdaların tablolarını mısralarında değişik şekilde çizmişlerdir. Aslında her birinin yaptığı şiirin öz tarifinden başka birşey değil. Kimine göre şiir mutlak hakikatı arama yolu kimine göre ise şiir; ruh halinin yazıya geçme biçimidir.


:ADBE:
Yıllardır içimde biriktirdiğim yada kıyıda köşede not düştüğüm birikimlerimi düşüncelerimi köşe yazılarına taşımaya kalkmadan önce edebiyat bilgilerimi tekrar gözden geçirdim. Yaklaşık birkaç aydır şiir nedir? Şiirin tarifi yapılabilirmi? gibi sorulara cevap ararken edebiyat deryasında bir anlamda boğuldum. Edebiyat derya sında boğulup kalan ama bir türlü şiirin tarifini tam anlamıyla ortaya koyamayan birçok usta şairin yanında benim birikimlerimin nekadar payı olacaktı!.. "Olsun!" dedim kendi kendime. Öyle ya! Düşünceler hür, sansürsüz, prangasız, önyargısız olmalı. Aynı zamanda değer yargılarını zedelemeden, temeli sarsmadan, doğrulara saldırmadan dile gelmeli!

Şiirin tarifini ararken Divan Edebiyatı, Halk Edebiyatı (Anonim Halk Edebiyatı, Aşık Edebiyatı, Tasavvufi Halk Edebiyatı) Tanzimat, Servet-ı Fünün (Edebiyat-ı Cedide), Fecr-i Ati, Milli Edebiyat, Milli Mücadele Dönemi ve Cumhurriyet Dönemi gibi değişik evreler geçiren Türk Edebiyat Tarihinin yanısıra özellikle son dönemlere damgalarını vuran Beş Hececiler, Yedi meşaleciler, Garipçiler (I. Yeniciler) II. Yeniciler gibi toplulukların şiir anlayışlarını birkez daha okuyup hatırlama imkanı yakaladım. Böylesine zengin bir edebiyat deryasında şiir adına sözsöylemenin çok zor olacağını biliyordum. Hele hele dünya edebiyat tarihi içerisinde şiirin tarifini aramaya, şiir üzerine söz söylemeye kalmak ilk adımda tökezlemek anlamına geliyordu. Ama düşünceler hür, sansürsüz, prangasız, önyargısız olmalı. Aynı zamanda değer yargılarını zedelemeden, temeli sarsmadan doğrulara saldırmadan dile gelmeli! İlkesinden hareket ederek talebelik dönemlerimden beridir içimdeki birikintilerin bir anlamda dışa vurulmasının doğru olacağını düşündüm...

Binlerce üstad şiiri tarif ederken; kendi iç dünyaları ile toplum arasında gidip gelmiş, acının, sevincin, hüznün yalnızlığın, hasretin, kadim sevdaların tablolarını mısralarında değişik şekilde çizmişlerdir. Aslında her birinin yaptığı şiirin öz tarifinden başka birşey değil. Kimine göre şiir mutlak hakikatı arama yolu kimine göre ise şiir; ruh halinin yazıya geçme biçimidir. Daha talebelik yıllarımda içimden geçen ve not düştüğüm "Şiir duygularımın ifadesidir, beni dünya'ya anlatır" cümlesiyle aslında bir bakıma şiirin tarifini o yıllarda aradığımı hatırladım.

Her ne kadar sözlükler zengin sembollerle ritimli sözlerle seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebi anlatıma şiir denir gibi somut anlamda bir şiir tarifi yapsalar da acaba bu izah şiirle buluşan şiirle bütünleşen herhangi birinin iç dünyasını anlatmaya yetermi? Ayrıca düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen yön manassında mecazi bir tarif de bu tarifin üstüne eklenirse yinede şiirin tarifi tam anlamıyla ortaya koyulmuş olabilirmi? Zannetmiyorum! İnsanı güldüren, sevindiren, hüzünlendiren, ağlatan, duygu seline boğan, tarifi imkansız hazlara salan şiirin tarifi bu kadar dar sınırlar içerisinde ele alınmamalı! Edebiyat deryası içerisinde Bir çok usta ve amatör şairin şiir kitapları arasında kaybolan, bir çok eleştirmenin çuvallar dolusu şiir eleştirilerini okuyan ve toplumun şiir duyarlılığını az buçukta olsa sezebilen biri olarak edindiğim izlenime göre şiir; oldukça geniş sınırlara dayanan bir bakıma sınırları bile olmayan bir sanat aynı zamanda bir duygu yumağı, aynı zamanda öteden beridir farklıgörevler üstlenerek gelen yaşayan soyut anlmada bir varlık! Öyleyse şiirin üstlendiği bu görevleri gözardı etmemek gerekir..

Şiir; sevdalı birinin duygularını, isteklerini, dile getiremediklerini sevdalısına anlatan bir aracı, kendini yalnızlığın kucağında bulanın yalnızlığını paylaşan eş, ensadık dost, acı çekenin acılarına merhem, gurbettekinin özlemlerini, vatan hasretini,yaşadıklarını sevdiklerine ulaştıran bir haberci görevindedir. Şiirin müziği yakalandığı anda da şiir bir şarkı, bir türkü görevindedir...Şiir her dönemde farklı bir kılıkta farklı görevler üstlenerek ortaya çıktığına göre her insanda da farklı algılamalara farklı yorumlara neden olabilir! Şiiri bir duygu yumağı olarak kabul edersek, "duygu"nun tarifi yapılamayacağına ve sınırları çizilemeyeceğine göre şiirin de tarifini tam anlmıyla yapmanın ve sınırlarını çizmenin mümkün olayacağı düşüncesinde yim. Ancak yapılan her tarifin de bir şiir tarifi olduğunu kabullenmek gerekir. Birisi için bir mana bir anlam ifade eden herhangi bir şiir bir başkası için hiçbir şey ifade etmeyebilir.

İnsanı güldüren, sevindiren, hüzünlendiren, ağlatan, duygu seline boğan, tarifi imkansız hazlara salan şiir bir bakıma tarif edilemez, sınırları, çizilemez bir varlıkolarak karşımıza çıkmaktadır.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Şiir ve Şair [Şiir]
Farklı Bakarım Dünyalara [Şiir]


ramazan kimdir?

FARKLI BAKARIM DÜNYALARA Bir umuttur içimde yarınlar Sevgiler zambaktır dudakalrımda Savaş, gözyaşı, nefret uzaklarımda Kan damlasada damarlarımdan Kin tutamam insanlara Öteki düşlerdeyim kör karanlıklarda Farklı bakarım dünyalara. Ne namertliği bilirim, ne sırttan vurmayı Ne de halden bilmez kahpe yalanı Bir insanım işte Ölüm ile kalım arasında Hançeri saplasalarda kalbime Elim kalkmaz, dilim dönmez kimselere Ben sussamda susmaz kalemim Kusar içimdekileri dizelerime Tükürür riyakarlara Tükürür sahte tebessümlere Farklı bakarım dünyalara.

Etkilendiği Yazarlar:
Türk edebiyatının okuduğum tüm yazar ve şairleri


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © ramazan, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.