..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
En bilge insanlar bile arasıra bir iki zırvadan hoşlanırlar. -Roald Dahl
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yaşam > Ömer Faruk Hüsmüllü




6 Mart 2010
Sevgili Ölüm Dost Muyuz?  
Ömer Faruk Hüsmüllü
“Niye kasılıyor ki,niye kendini bir şey sanıyor ki.Doğada doğum olmasaydı o da olamazdı.Yani varlığı doğuma bağlı.O sonraki,doğum ise öncekidir.Tabii önceki asıldır ve de değerlidir.Sonrakinin önceki yanında esamisi bile okunmaz.Hem istediği kadar kıyımlarına devam etsin;o kıydıkça ha bire doğuruyor canlılar.Baksana en basitinden bir örnek,somon balıkları kilometrelerce mesafeleri aşarak,ırmakların ters akıntılarına göğüs gererek ilk doğdukları dereyatağında yumurtalarını bıraktıktan sonra ölmek için nasıl yarışıyorlar.Yani bir somon ölüyor ama binlercesi de hayat buluyor.” diye düşünüyor ve seni küçük düşüren bir çıkarım ortaya atıyordum aklımca. **


:CGGG:

Önceleri sana kızıyordum,senden nefret ediyordum.Çünkü herşeyin müsebbibi olarak seni görüyordum.
Kendimce “ölüme ölüm!” diye bir slogan da ortaya atmıştım.Ne demekse!
Anamı almıştın,babamı almıştın,sevdiklerimden tanıdıklarımdan birçok insanı da…Nasıl kızmam?Nasıl kin duymam?
Çok önemli şeyler yapıyormuşsun gibi kasılmana da çok bozuluyordum.Kasılmalarını gördükçe hakaretlerimin ardı arkası kesilmiyordu
.Kimi zaman saldırıyı bırakıyor,yalakalığı deniyordum.Oysa sen ne ondan ne de bundan anlıyordun.Bu umursamazlığın ise en çok çıldırtıyordu beni.
“Niye kasılıyor ki,niye kendini bir şey sanıyor ki.Doğada doğum olmasaydı o da olamazdı.Yani varlığı doğuma bağlı.O sonraki,doğum ise öncekidir.Tabii önceki asıldır ve de değerlidir.Sonrakinin önceki yanında esamisi bile okunmaz.Hem istediği kadar kıyımlarına devam etsin;o kıydıkça ha bire doğuruyor canlılar.Baksana en basitinden bir örnek,somon balıkları kilometrelerce mesafeleri aşarak,ırmakların ters akıntılarına göğüs gererek ilk doğdukları dereyatağında yumurtalarını bıraktıktan sonra ölmek için nasıl yarışıyorlar.Yani bir somon ölüyor ama binlercesi de hayat buluyor.” diye düşünüyor ve seni küçük düşüren bir çıkarım ortaya atıyordum aklımca.
**
Etrafımdaki insanların konuşmalarında,okuduğum yazılarda hep suçlanan o idi.Bir ölüm olayında feryatlar gözyaşlarına dönüşüyor,dövünmeler hıçkırıklara…Giden gitmesine gitmişti de kalanların acısına yürek mi dayanırdı.O yüzden baktım ki herkes ölümü taşlıyor.”Bir taş da ben atayım.” dedim ve öyle de yaptım her seferinde…
İlk uyanışım,fark edişim gerçeği,bir filozofun “Ey ölüm,senden korkmuyorum.Çünkü sen varken ben yokum;ben varken de sen yoksun.” mealindeki sözü ile başladı.Mantıken doğru bir akıl yürütmeydi bu söz.Bu ifadeyi doğru kabul ettiğime göre, onun bana bir zarar verebilmesi de söz konusu olamazdı.Öyleyse ona karşı bu düşmanlığım nedendi?Haksızlık yapıyor olmalıydım.
Sonra bir yazarın "her insan ölüme karşı kendini hazırlamalı” ifadesi ufkumu biraz daha genişletti.Nasıl hazırlamalı diye sorgulamaya başladım.Burada kasdedilen neydi?Tevekkül mü,kendi kendine telkin mi,kaçınılmaz sonun kabullenilmesi mi?
Doğaya baktım.Bir koyun hemen yanı başında bir başka koyun kesilirken biraz sonra o da kesilecek olmasına rağmen kaçmayı düşünmüyor,önündeki samanları yemesini sürdürüyor.Belgesellerde bir yırtıcının yakaladığı bir hayvan eğer kurtuluş ümidi yoksa adeta “pes” dercesine teslim oluyor,kendini ölüme bırakıveriyordu.Tabii kurtulmak için amansız bir mücadele verenler de yok değildi.Hatta tam “artık işi bitti” denilebilecek bir noktada iken kendini kurtaranlar da vardı.
**
Ve sonunda gördüm ki bir canlının yaşamını sona erdiren ölüm değil.Ölümün dışında sayısız neden…Ölüm bunlardan bir veya birkaçının sonucu.Mesela kişi intihar etmeye karar vermiş.Diyelim ki boğaz köprüsünden atlıyor ve hayatını kaybediyor.Bunda ölümün suçu ne?Ya da bir hastalığa yakalanıyor,kurşun yarası alıyor,yanıyor,zehirleniyor,trafik kazası geçiriyor…Bunların sonucunda yaşamını kaybederse neden ölüm sorumlu olsundu ki?
**
Hatalı olan benim.Yanlışımdan dönmek istiyorum.
Özür dilerim.
Ama lütfen söyle: Sevgili ölüm dost muyuz?


.Eleştiriler & Yorumlar

:: Ölüm yalnız yapılan tek olaydır yaşamda
Gönderen: sedat / , Türkiye
31 Ekim 2010
Doğmak ve ölmek hayatın yalnız yapılan ögeleridir. İnsanların yalnızlıktan korkmalarının nedeni belki de budur.Nedense ölümden korktuğumuz kadar doğumdan korkmayız. Aslında her ikisi de birer karanlıktan ibarettir. Ölümdem korkmamızın nedenı M. Kundera'nın dediği gibi geleceğin kaybı değil, geçmişin kaybolacağı, yitirileceği korkusudur.Çünkü tüm kazanımların hepsi geçmişe dayanır. Yani sahip olunanların kaybıdır asıl korkutan bizi.Sahip olduklarımızın hiçbirini götüremiyeceğimize göre ölümden neden korkuyoruz ki ? Ebeveynlerin çocuklarına model olacakları başlıca konu onlara ölümle yüzleşme konusunda model olmalarıdır.Sizin deyiminizle, ölümle dost olmak, onunla yüzleşmeden çekinmemek, ona sarsılmadan bakabilme cesaretini gösterebilmektir yaşamı huzurlu kılan.

:: tebrikler
Gönderen: ayşe kaya / , Türkiye
3 Ekim 2010
başlık o kadar hoş ki; oku beni diye çekiyor kendine.ölüm ve doğum hep içiçe ölüm şuan ki hayatımız için son olurken, yeni hayatımızın başlangıcı olacak yani yeni bir hayatında doğumu aslında. anne karnındaki bebek memnundur yerinden dünyayı bilmediği için sıkıca tutunur anneye, belkide bu yüzden ağlayarak gelir dünyaya. ama dünya hayatı daha cazip gelir sonraları bu defada dünyadan ayrılmak istemez bu yüzden de ölüme düşman olur bu kezde. ölümden sonra başlayacak hayatı bilmediğinden hiç ölmek istemez. ama insanın içini kemiren asıl şey; sevgili ölüm DOSTMUYUZ ahh bunun cevabını bilsek keşke... saygılarımla.

:: Son düşman !
Gönderen: Hulki Can Duru / , Türkiye
31 Temmuz 2010
Yaşamla dost olamazken, ölümle nasıl dost olabiliriz? Ölüme boyun eğmemek gerekir diye düşünüyorum. Bu dünyada yaşadıkça her zaman ve durup dinlenmeden kötülük, adaletsizlik, sömürü, fakirlik, açlık, ölüm, hastalık ve benzerleriyle durmadan mücadele etmeliyiz. Yaşamın ve insanlığın en büyük düşmanı olarak görüyorum ölümü... Belki bilim bir gün bu düşmanı alt edecektir. Esenlik.

:: Bahanesi yok
Gönderen: Mehmet Ali Özler / ,
30 Nisan 2010
Hiç lamı cimi yok. Elimizde olsa ölümü istediğimiz kadar ertelerdik. İstediğimiz kadar diyorum çünkü eninde, sonunda yaşamak ta bir gün gına getirir insana. Saygılar.

:: Teşekkür ederim
Gönderen: lal-i handan / , Türkiye
16 Nisan 2010
"Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın" demiştir Yunus Emre.Hayatın farkında olamayanlar için bir son olan ölüm; sonsuza giden yolda atılan ilk adımdır aslında. Yanlışsız bir hayat yaşamamız temennisiyle. Saygıyla, içten...

:: Teşekkürler
Gönderen: Rüya Bayram / , Türkiye
31 Mart 2010
Ömer bey bu yazınız ölümle dostluk bağı kurmaya yetiyor da artıyor. Çok haklısınız ölüm sayısız nedenin sonuncusu. Saygılarımla




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yaşam kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bitirilemeyen Bir Mektup
Bunalım Kapıyı Çalınca
Yaşam Sevinci...
Gerçeğin Aynası
Doğum ve Ölüm Üzerine Bir Soru
Küçükçekmece"de Bir Sabah...
Kıyameti Beklerken
Biraz da İyimserlik!
Bu Dünyaya Veysel Olarak Geldi Âşık Veysel Olarak da Gitti

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gidenlerden Son Kareler
Düşündüren Sözler - 96
Düşündüren Sözler - 98
Düşünen Kafalardan Düşündürücü Cevaplar
Oruç Baba İle Bir Damla Sohbetleri - 2
Düşündüren Sözler - 97
Yüreğin İlâcı: Sevgi
Tanıdığım Sen
Oyunu Kim Bozdu?
Düşündüren Sözler - 88

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kusurî"den Tırtıklama [Şiir]
Zam Zam Zam... [Şiir]
Tırtıklama (Kazak Abdal'dan) [Şiir]
Yoklar ve Varlar [Şiir]
Âşık Dertli"den Tırtıklama [Şiir]
Dostlarım [Şiir]
İstanbul,sana Âşık Bu Kul [Şiir]
Namuslu Karaborsacı [Şiir]
Elem Bağları [Şiir]
Toprağın Oğlu [Şiir]


Ömer Faruk Hüsmüllü kimdir?

Uzun süre Oruç Yıldırım adını kullanarak çeşitli forumlara yazı yazdım. İddiasız iki romanım var. Çok sayıda siyasi içerikli yazıya ve biraz da denemelere sahibim. Emekli bir felsefe öğretmeniyim. Yazmaya çalışan her kişiye büyük bir saygım var. Çünkü yazılan her satır ömürden verilen bir parçadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Az veya çok okuduğum tüm yazarlardan etkilenirim.


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Ömer Faruk Hüsmüllü, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.