"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

yazı resim

Kış ortası, mart soğuğu titriyorum.
Dondu yaşam, dondu yürek zamansız.
Her şeyi parça parça bırakıp gittin BABAM,
Sen hep varsın aslında.
Evin her yeri sen
Yollardan geçen arabalar sen.
Kulağına taktığın karanfiller dalında soldu.
Boyadığın ayakkabılar kaldı,
Kaldı da yerinde ağladı.
Gittiğin gün, gece oldu.
Yeryüzü hala karanlık.
Dön artık BABAM.
Gittiğin meçhulden, bize bak.
Biz büyüdük BABAM.
Biz ekmek peşinde koştuk.
Senin anlayacağın, adam olduk.
Anne olduk; teyze, hala olduk.
Baba olduk BABAM.
Ama sen dede olamadın.
Geriye, sadece özlem kaldı.
Kucaklaşmanın resmi kaldı.
Limon kolonyası sever, sürerdin.
Ben seni mis gibi öperdim.
Aynaya bakar da sürerdin.
Aynan kaldı BABAM.
Siyah boncuklu tesbihin,
Hala elimizde. tesbihin kaldı BABAM.
Seni görebilsek,
Seni bir kere öpebilsek,
Çayını eline verebilsek,
Torunlarını sevdirsek,
Çok güzel olurdu BABAM

Nursev Eser Yıldırım

KİTAP İZLERİ

Sırça Köşk

Sabahattin Ali

Sırça Köşk: Yıkılmaya Mahkûm Bir Düzenin Alegorisi Sabahattin Ali, son eseriyle sadece bir öykü kitabı değil, aynı zamanda cesur bir veda ve sarsılmaz bir ithamname
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön