"Yaşam o kadar kötü bir şaka ki, en azından sonu güzel olmalıydı." *Samuel Beckett (kurgusal alıntı)*"

Beklemeyi Seçen Kişilik Bozukluğu

Hala bitmesin, gitmesin diye kendimizi yok sayıp beklerken, bekleyip en olmaz ayrıntılarda kendi canımızı yakarken, onlar çoktan bitirmiş olur ve giderken arkalarına bile bakmazlar...

yazı resim

Beklemeyi seçen kişilik aç insanlara özgüdür...
Bir eş, bir sevgili, ya da bir anne olarak. Dönmesini… Aramasını… Tekrar sevmesini belki de…
İstemesek de, hep bir şeylerden taviz verilir bekledikçe…
Hayatları onların keyfi sefasına göre programlanır zamanla. Bu proğramın daha çok ulaştırmasını beklerken sevgiye, uzaklaştıracağını bilmek canını yakar insanın. Soru işaretleri hız kesmeden bölünerek çoğalırken, kırar gururun bel kemiğini...
Beklemek konuşturur insanı zamansız ve fazladan ayrıntılara takılır insan…
Hala bitmesin, gitmesin diye kendimizi yok sayıp beklerken, bekleyip en olmaz ayrıntılarda kendi canımızı yakarken, onlar çoktan bitirmiş olur ve giderken arkalarına bile bakmazlar…
Arkada bakılacak çok da birşey yoktur aslında. Onlar aşk acısı çektiklerini düşünürler de, oysa çektikleri sadece açlıktır. aşk gururla ilintilirdi ki, gururun tokluluğudur aşkı yücelten, kişiligi ulaşılmaz gösteren...
Bilinmez çogu yerde aşkın gururla yüceldiğini ve tam biraz da doyacağını sanan beklemeyi seçen kişilik bozukluğu davranış şekli, bir daha ki bahara biraz daha aç girer...

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön