"Aşkın ne olduğunu bilmeyenler, 'pi'nin ne olduğunu da bilmezler." - Albert Einstein (kurgusal)"

yazı resim

Taksim'de başladı
Birdenbire,
Gençlik aşkımı görünce
Maziden gelen fırtınalar.
Nasıl dayanır
Bu yürek, duygular.
Sarmaşık gülleri olurduk
Fransız Konsolosluğu'nun önünde.
Bir külah dondurma yetmezdi
İkimize.

Lale Sineması senin,
Fitaş Sineması benimdi.
Mutluluk;
Hep
İnci Pastahanesi'nde
Yüzümüze gülerdi.
Buz gibi limonataları,
İstiklal Caddesi'nin ortasında
Yudumlardık.
Uzaktan göz kırpardı
Çiçek Pasajı;
Ona da aşinaydık.

Kaç kez ayrılıp,
Barıştığımıza şahittir,
Galatasaray Lisesi.
Oradadır
Hala duruyor
Mazimizin külleri.
Girmeyi hiç istemezdin,
Haçopulos Pasajı'na.
Biliyordun ya
Eskiden
Bir rum kızı sevmiştim
Orada.

Maziden gelen
Fırtınalar;
Beni
Tünel'e savurdular.
Ne acıdır,
Fırtınadan sonra
Yoktur beklenti.
Hemen peşinden gelir
Aşk yenilgisi.

Dönsem mi
Taksim'e geri.
Gençlik Aşkım
Bekliyordur belki.
Sıkı tut beni
Sarıp sarmala,
Gönderme hiçbir yere.
Damarlarımda geziniyorsun.
Yaşam çınarımsın
Büyük ve ulu.
Ne olur bırak,
Kolarında öleyim
Beyoğlu...

KİTAP İZLERİ

Nasipse Adayız

Ercan Kesal

Ercan Kesal’ın Trajikomik İktidar Oyunu: "Nasipse Adayız" Her siyasi kampanya bir absürtlükler tiyatrosudur, ancak Ercan Kesal, "Nasipse Adayız" ile bu dramanın Türkiye'ye özgü sahnesinin perdesini
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön