"Akıl, kendi kendini cilalayan bir ayna gibidir; ne kadar çok bakarsan, o kadar az görürsün." - Stanisław Lem (Kurgusal)"

Çirkin

kim güzel, güzel kime göre güzel, izafiyet neresinde başlar güzelliğin güzellik izafi ise

yazı resim

kim çizmiş çirkinin resmini hayallere
kim çıkarmış meydana
gözlerinden akan yağmurun kaynağını
kim sehpalardan sarkmış halka karışarak
kim özrünü haykırmış darağaçlarına çıkmadan
hangi meyvedir kovduran cennetimden beni
bu kadar basit mi geleceği karanlıklara
mahkum etmek
kim kalkar gecenin içinde
sabah diye
duvarlara çalınan fırçalardaki
izleri kim siler elleriyle
hayal edilemez düşler var mıdır
kim hayallerine katar çirkinleri
çirkin neye göre çirkindir...
Güzel olan kimdir...
Kalk gidelim artık gece sabaha devrildi
Güzel olanlar gecede kalsın
Ben çirkinliğinle
Sabahlara seninle vardım...
Cennet dedikleri yerde..
açlığımızı bastırmak için
yürüdüm çölün kuma batmış
sıcaklığında
kaya oyuklarına sinmiş
sürüngenler aradım
denize düştüm
dalgalara kapılarak
boğazıma kaçan binlerce ton suyla
yitiverdim okyanus derinliğinde
bulutlar arasında olmak
ve
bulutlara dönmek
için yeniden

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön