"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"

Deniz Feneri

Uzaklarda bir deniz feneri. Görevi karanlıkta yolunu kaybedenlere yardım etmek değil midir zaten? İşte, yanıp sönen ışığıyla bir şeyler fısıldıyor.

yazı resim

Kumsalda yürümek ne kadar yoruyor! Hâlbuki daha yarım saat bile olmadı yürüyüşe çıkalı. Atıverdim kendimi yere. Ayaklarımın isyanını hissedebiliyordum.
Sırtüstü uzandım. Bir aydır bu mütevazi kasabada, deniz kenarındaki, küçük, ahşap evimde kalıyorum; gökyüzünün bu kadar güzel göründüğünün farkına varmamıştım. Elimi uzatsam yıldızları toplayabileceğim sanki. Biraz ters tarafta ama benim yıldızımı da görebiliyorum. Diğerlerinin yanında biraz sönük kalmış fakat sıradan – benim için sıradan – gecelerdeki büyük yıldızlar kadar parlak şimdi.
Ve Ay. Bu muhteşem manzaranın mimarı edasıyla denizin biraz üzerindeki tahtından şaheserini izliyor sanki. Tabi mehtabını esirgemiyor denizden. Deniz ise onu cömertçe sunuyor.
Deniz… Ne diyebilirim ki? “ Aşıklar, birlikte sahilde oturup denizi izlemeyi çok severler. Çünkü aşklarının deniz kadar sonsuz olduğunu düşünürler.” der yazar. Ben ise yalnızlığımı görüyorum denizde. Önceden deniz avuturdu beni gözlerinin yokluğunda. Şimdi, yüzüme vuruyor yalnızlığımı.
Uzaklarda bir deniz feneri. Görevi karanlıkta yolunu kaybedenlere yardım etmek değil midir zaten? İşte, yanıp sönen ışığıyla bir şeyler fısıldıyor. Evet, hatırlıyorum, Horatius’un dizeleri;

“ Niçin başka güneş, başka toprak arasın? Yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın? “

KİTAP İZLERİ

Kapak Kızı

Ayfer Tunç

Ayfer Tunç’un "Kapak Kızı" Romanı: Çıplaklığın Katmanları ve Toplumsal Yüzleşme Ayfer Tunç’un ilk olarak 1992’de yayımlanan ve daha sonra "zemin aynı zemin, inşa aynı inşa"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön