Sen belki de biliyordun. Gözlerinin arkasına saklanmış bazı gerçekler vardı. Ama bu gerçekler kendini göstermek istemiyordu nedense. Kimi doğrularla yüzleşmek iyi gelmiyordu insana. Her gün bin kat daha lanet ederek, ‘neden’ sorusunu sorarak geçiyordu.
İçindeki sesle çatışıyordun sürekli. Arada kalmışlıktan kurtulmak istiyordun artık. Dünyanın bin bir yükü üstündeydi sanki. Yavaş yavaş kemiriyordu beynini çelişkiler ve bedenini ele geçirmeye başlıyordu. Sen de mücadeleye girdin artık. Ne pahasına olursa olsun kurtulacaktın o lanet düşüncelerden. Arındırmak istiyordun kendini. Söyleyip kurtulmaktı tek çözüm. Ama yapamıyordun. İradene yenik düşüyordun her seferinde. İstemen yetersiz kalıyor, olmuyordu. Ne yaparsan yap düşüncelerine karşı hakimiyeti ele geçiremiyordun. Sanırım başaramayacaktın. Zira içten ve güçlü bir dilekle istemiyordun bunu. Ve o zamandan bu zamana hiçbir şey değişmedi.
Benliğinde içinde kendi yarattığın varlıkla tartışıp duruyorsun. Gözünde büyütüp, ütopik boyuta taşıdığın bu hayalle kavgan bir türlü bitmiyor.
Aklın ölçütlerinin dışına çıkmanın zamanı geldi. Karşında koyu renklerle tasvir ettiğin o duvarlar duruyor. Kimi zaman gereksiz cesaret örnekleri sergilerken, şimdi tam zamanı olduğu halde neden bu illet duyguyu dışa vuramıyorsun? O engin duvarlarla donanmış ve dolayısıyla sıkışmış evreninde o varlıkla savaşmaya devam ediyorsun. Seni güçsüzlüğe iten, amacını çok açık olarak ortaya koymaktan çekinmeyen o varlık içindeyken yeniden hayata dönmek senin için olanaksızdı.
Aslında o sandığın kadar olağanüstü niteliklere sahip değildi. Bunun farkına varman için sana bir çok alternatif sundum ama sen ne bunları anlamak istedin ne de kumandayı ele geçirmeye, o varlığa hükmetmeye çabaladın.
Peki. Sen bilirsin. Bu davranışının sana nelere mal olabileceğini hiç düşünmeden bu saçma tavrı sergilemeye devam ettiğin sürece dipte olmaktan öteye gidemeyeceğini bil. Yeryüzünün bol seçenekli yaşantısından mahrum kalmayı, bu tutarsız düşüncelerinin esiri olarak duvarlarla çevrili o küçük dünyanda yaşayabilmeyi tercih ettin sen. Başkaları tarafından aptal sayılmaktan korkan kişiydin sen. İşte bu tutumun korkunun gerçekleşmesinde etkin oldu. Artık aptal olarak kabul gören bir şahsiyet oldun. Bunu sen yaptın. Ve akıbetin ceremesine katlanmak zorundasın bundan böyle.
Önyargılardan örülmüş duvarların arasında geçireceğin tekdüze ve yenik yaşamında seni öylece bırakıyorum. Onları yıkmayı bir kere bile denemediğin için.