"Modern insan o kadar meşgul ki, kıyamet kopsa bile 'bir dakika, önce e-postalarımı kontrol edeyim' der." — Umberto Eco"

yazı resim

Sen Demek Uçurumdan aşağıya elini bıraktığım bir yar oldu adın. Tutamadım, gitmek istedin usulca bıraktım seni kendi yalnızlığının uçurumuna...

Eylül gelip çatmış
Anlamını kendisi bile bilmez
Ben bilirim Eylül'ü
Serin, taze bir sonbaharı getirir
Birde ayrılıkları
Umut getirir taze nefeslik
Acı getirir
Her Eylül içim karanlık
Dışım Karanlık
Hoşçakal ey Aşk
Eylül Sevmiyor seni

Oysa Eylül de söylemişti
Seni Seviyorum, Ölesiye
Söz verdim Aramayacağım,
Ruh İkizimi buldum demişti

Eylül bir vurup bir çekiyor
Yüzümde tokat gibi hissettiğim
İçime demir lokma gibi oturan
Hazmı yok bu ayrılığın

Birşey Eksik Sende Değil Bende
Sorun olur, Sıkıntı yaparım sana
en iyisi bu
En iyisini bilen senmisin?
Kime göre en iyisi?

Kabullenmek demekti
Helalleşmek...!
Hoşçakal sözünü hıçkırmak!
Gidişine uğurlama yapmaktı,
İçinden kan nehirleri yürütmek
Ağlamak Demekti
Ağlamayı bilmeden
Eylül Ayrılık Demekti.
Her Eylül Olduğu Gibi

KİTAP İZLERİ

Cumhuriyet'in İlk Sabahı

Şermin Yaşar

Cumhuriyet'in Şafağında Bir Çocuğun Adımları Tarihin büyük anlatılarını, savaşların ve kuruluşların destansı öykülerini kişisel ve dokunaklı kılmak edebiyatın en zorlu görevlerinden biridir. Şermin Yaşar, "Cumhuriyet'in
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön