"Yarın, erteleme sanatının en verimli günüdür." – Douglas Adams"

Gözyaşın

Akbabalar gibiydik sen geçmişimizi yiyordun bense geleceğimizi şimdilerde ölüp duruyorduk

yazı resim

boşluğu kıskanır oldum
kapıyı duvarı
şu halıyı avizeyi
daha çok bakar oldun eşyalara

Bir bir yırtıp attın
bana baktığın zamanları
dokunduğun anları

Kızgın yağmurlar gibi
boşaldı gözyaşların
dokunsan ellerin
ellerin eritecekti bedenimi
gözyaşlarına karışacaktım
akacaktım ikimize doğru
boğulacaktık

Bir fırtınaydı sesiz
gelen ve boğan
ölüm korkusuydu
bizi ayıran
aldır(a)madık üzülmüştük

zaten farkındaydık
çoktan ölmüştük

Akbabalar gibiydik
sen geçmişimizi yiyordun
bense geleceğimizi
şimdilerde ölüp duruyorduk
ve sonunda
bulduğu en küçük aralıklardan sıyrılıp
gözyaşları kalıyordu geriye

Her gözyaşınla
boğulduk yeniden
ve ne zaman
dokunduğumuzda birbirimize
eridi sular
buhar oldu duygularımız

Gözyaşın olduk...

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön