"23 Nisan çocuk bayramıysa, büyüdüğümüzde ne oluyoruz? Kocaman bir 'keşke' mi?" - Franz Kafka"

Gün Sancısı

Sıra terk edilen düşe geri dönmeye gelmişti , ama düş , yaralı bir sevgili gibi naza çekiyordu kendini...

yazı resim

Perdenin tek aralığından ,gün doğdu (hatta gün doğalı çok oldu) çığlıkları atarak ve doğrudanlığının güveniyle,
arsızca yüzümde konaklıyordu.
Uykunun yüzüne yapışan patavatsız bir öpücük...
Onu yüzümden koparmak ve avuçlarımın içine hapsedip karanlıkla boğmak istiyordum ama bunu hiçbir zaman yapamayacak olmanın bilgisi ensemde soluyordu.
Kaçtığım her şeyi çağrıştırıyordu
Kaçmak istiyordum
Kaçmak ve kaçtığımı unutmak...
Battaniyenin, hemen her yerinden her an onu içeri alacakmış gibi görünen yumuşaklığını görmezden geldim ve onu düş kurma sığınağımın biricik çatısı ilan edip , huzursuz yüzüme çektim...
Kendime sınırları daha dar ve havası daha sıcak yeni bir karanlık yapmıştım.
Sıra terk edilen düşe geri dönmeye gelmişti ,
ama düş , yaralı bir sevgili gibi naza çekiyordu kendini...
Usandım...
Yıktım uykunun sığınağını...
ve bir kez daha başladı gün...

KİTAP İZLERİ

Nasipse Adayız

Ercan Kesal

Ercan Kesal’ın Trajikomik İktidar Oyunu: "Nasipse Adayız" Her siyasi kampanya bir absürtlükler tiyatrosudur, ancak Ercan Kesal, "Nasipse Adayız" ile bu dramanın Türkiye'ye özgü sahnesinin perdesini
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön