"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

yazı resim

Susacak dermanım kalmadı!
Boğazıma düğümlenen tüm sözcükler
Dökülüyor bir bir…
Hem neyi inkar edeyim
Kimi kandırayım ki
Seni sensiz yaşayacak kadar çok severken…

Med-cezirlere ayak uyduramıyorum artık
Bir gün gel, hiç gitme!
Hem de öyle büyük bir adım at ki ömrüme
Yüreğimde yaşayalım,
Sonsuza dek…

Aklım almıyor kendimi…
Kendi çizdiğim çizginin öte tarafı burası
Duruyorum… Bakıyorum suretime
Benim değil bu yüz…
Kaybettiğim gururun yansıması…

Erkenden uyanıyorum geceye
Gökteki her yıldız bir gidişin sanki
Milyonlarca milyarlarca sanki ayrılışlarımız…
Yazmıştım bir keresinde otobüs durağındaki buğumuza
Bu kaçıncı demiştim, bu kaçıncı?
Alamadım ki hiç cevabımı…
Borçlusun bana gece!

Sonsuzda bir çıktı yaşama ihtimalim…
Aldığım her nefes
Çürüttüğüm ömrümün uzamasına sebep!
Biliyorum… Her yolu baki ölmenin,
Ama kahretsin,
Yaşayasıya seviyorum ben seni biriciğim…

Uyanıyorum her sabah ölümüne yattığım uykudan
Uyandığına üzülür mü insan?
Ağlıyorum!
Susacak dermanım yok inan
Bile bile olmayacağını yaşıyorum…
Nemli gözlerle bakıyorum pembe hayatına
Ve karanlık getirir birileri diye korkuyorum!

İşte! Tüm halet-i ruhiye budur Canan!
Yaşamama sebepsiz hala, bunu bil!
Fakat bir gün gidersen,
Gerçekten!
Güneş benim için batıdan doğmuş demektir!..

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön