KÜSTÜRMEMELİ Biten günün ardından bana eşlik eden güneşi uğurluyorum.Sabah, ilk ışıklarıyla bir çocuk kadar masumdu .Oysa şimdi yerini yıldızlara bırakmak istememenin hırçınlığı var.Sonbaharın isteği üzerine gecelerden daha az kalmanın burukluğunu taşıyor.Ben ayışığına merhaba derken güneş sitemli bakışlarla ardına bile bakmadan gidiyor. Meydan ay ışığı ve yıldızların rekabetine kalmıştı.Farklı ışıklara sahip olmanın cilvesiyle geceme boncuk takmışlardı adeta.Uzun uzun gökyüzünü seyrettim .Kendime orada yıldızlarla birlikte bir hayat kurdum.Gidersem hiç dönmeyeceğim;gitmezsem de tamamen düşten ibaret olan bir hayattı. Kendimle bunun savaşını verirken bir anda her tarafı dünkü sitemli bakışların parlaklığı sarmıştı.Güneş geçen sabahki gibi samimi ve sıcaktı. Ne getireceği belli olmayan yeni bir gün daha.Gecelerdeki hayellerimin gerçekleriyle buluşmanın fırsatları çıkıyor bir bir önüme.Ve dakikalar ilerliyor... Yine keskin ve ciddi bir rengin belirtisi SİYAHLIK . Uzunca gidilen yolun ardından girilen o çıkmaz sokak bütün gerçekleri gecelere uçuruyor .seyrine dalmakla yetiniyorum . Ondan sonra anladım ki ; Ne giden parlaklığı küstürmeli ne de gelen siyahın boncuklarını ..
KİTAP İZLERİ
Engereğin Gözü
Zülfü Livaneli
İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku