"Bazı metinler vardır ki, okuyucu onları anladığını sanır ama aslında metin onu anlamıştır." - Umberto Eco"

Meçhul Kahraman

yazı resim

Yüklendim dağları titreten ağır müfredatı
Canımdan aziz bildim her zaman mukaddesatı

Kemiğe sarılı et ve kandan muhteviyatım
Eritemez hiç bir od, çelikten maneviyatım

Çağlardır çalamadıkları imanım içimde
Taşlanılan benim katledilen ben türlü biçimde

Tunusta anahtarlık yaptılar kafa derimden
Bosna da keskin nişancılar vurdu ciğerimden

Afganistanda bombalar kapladı göklerimi
Çeçenistan da oyup çıkardılar gözlerimi

Kırımda kanlı etimi çiğneyip tükürdüler
Karabağ da şehidimi dozerle süpürdüler

Hocalıda yakıldı savruldu benim küllerim
ALLAH-u ekber dağlarında buz kesti güllerim

Çinde rahmimdeki bebeyi pişirip yediler
Irakta alnımdan vurup demokrasi dediler

Cezayirde kırıldım, dağlandım binbir yerimden
Filistinde çelikten tanklar geçti üzerimden

Süleymaniyede çuval giydirdiler başıma
Namussuzca basıldım bakmadılar göz yaşıma

İmanıma kastedenle etmedim hiç pazarlık
Vurulduğum yerde yattım, aramadım mezarlık

Duymayanlara söyle bilsinler benim namımı
Ne dün dindirir, ne yarın örter intikamımı

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön