Şimdi nereden çıktı bu mezarlık meselesi demeyin.Önemli yerlerdir oraları .Bu beton dünyada aslında sevmediğimiz o dev mezar taşlarını andıran evlerimizde, ölümü hiç aklımıza getirmeden yaşıyoruz.
Hepimizin gündelik hayat içerisinde farklı telaş ve sorumlulukları var.Dışarıya çıktığımızda, bu dev mezarlık şehirlerde , arada bir, ölmüş insanların sessizce yattığı küçük mezarlıkların yakınından geçiyoruz farketmeden.
Büyük bir şehrin belki de tam ortasında, çoğunlukla adı sanı unutulmuş bedenlerin yattığı, ölüme inat kuşlarının olanca güzellikte cıvıldadığı ,karıncalarının, böceklerinin olağanüstü hareketli olduğu, uzun ve güçlü yeşil ağaçlarıyla, tam bir tezatlıklar mekanıdır mezarlıklar.
Oraya girerken ilkönce derin bir hüzün kaplar içinizi
Sonra Ölümün soğukluğunu hissedersiniz sıcak bir yaz gününde de olsanız.
Biran evvel yakınınızın yattığı yere ulaşmaya çalışırsınız ama o tanıdığınız mezar taşını bir türlü bulamazsınız.
Belki de çok nadir ziyaret ettiğiniz için yerini karıştırır, içinizdeki o suçluluk duygusuyla telaşlanırsınız.
Tam bulamayacağınızı düşünürken, o içinizi titreten tanıdık ismi görüverirsiniz.
Kalp atışlarınız hızlanır, boğazınız düğümlenir. Erkek de olsanız, kadın da olsanız burnunuz sızlar, gözünüz kendini zaptedemez ve istemsizce yaşlar akmaya başlar.
Tutamadığınız gözyaşlarınız için utanmayın.Bırakın aksınlar.Merak etmeyin kimse yargılamaz sizi çünkü hüznün yaşandığı ve kaçınılmaz gerçeğin düşünüldüğü o yerde genelde kimse yoktur.
Ağladığınzı gören küçük kuşlar güzel sesleriyle sizi teselli ederler.
Ölmüş yakınınızın yanına yaklaşıp, mezar taşına dokunursuz.İçinizdeki özlemle dua edersiniz.Sonra doldurup getirdiğiniz şişeyle, mezarı bir güzel yıkarsınız.Aslında akıttığınız su, mezardan çok kendi acılarınızı yıkıyordur belki de.
Sonra görevinizi yapmış olmanın derin hafifliğini yaşarsınız.
Fakat ben derim ki size; hemen gitmeyin.Oturun mezarın yanıbaşında.Orada yatana, onu ne kadar sevdiğinizi ve özlediğinizi söyleyin mesela.
Belki kimseye söyleyemediğiniz şeyler vardır.Anlatın onlara.Ardından bir müddet dinleyin mezarlığın sesini.Rüzgarın uğultusunu,yaprakların hışırtısını....
İnanın sonrasında kuş gibi oluyor, belki daha da hafifliyor yüreğiniz.O soğuk mezarlık, doğal bir terapi merkezine dönüşüyor.
Sonuç olarak; eğer ruh haliniz iyi değilse daha sık gidin, ziyaret edin ölmüş yakınlarınızı.Bayramları beklemeyin. Böylece hem onları hatırlıyor hem de hayatın ne kadar geçici olduğu gerçeğiyle tekrar tekrar yüzleşiyorsunuz...
Bir ibret abidesi, yaşam ve ölümün arakapısı mezarlıklar...
