NKL Tiyatrosu DOKUZ CANLI
Gazimağusa Namık Kemal Lisesinde Tiyatro her zaman bir ayrıcalık olmuştur. Yıllardır devam eden bu gelenek hiç bozulmamış ve her yılsonunda Okul Tiyatrosu, güzel bir oyunla seyircisine zevkli, güzel ve eğlenceli anlar yaşatmıştır
Geçmiş yıllarda Fakir Baykurtun Paydos, Molierein Cimri ve Kibarlık Budalası, Sadık Şendilin 7 Kocalı Hürmüz gibi oyunları NKL oyuncuları tarafından başarıyla sahnelenmiştir
Bu sene de NKL Tiyatrosu Tayfun Türkilinin yazdığı Dokuz Canlı adlı komedi oyununu sahneledi.
Oyunu NKL Edebiyat Öğretmenlerinden Ayşe Ersöz ve Ayşe İnce birlikte hazırladı. Oyun, önce geçtiğimiz hafta içinde Gazimağusa Rauf Raif Denktaş Kültür Ve Kongre Merkezinde Okul Müsameresinde sahnelenmişti. O gece, oyuna gitmek istediğim halde, kızımın ateşler içinde yanması sebebiyle gidememiştim.
Aynı oyun, 15 Mayıs Cuma gecesi ikinci kez İskelede sahnelendi. Kanser Hastalarına Yardım Derneği İskele Şubesi tarafından organize edilen bir etkinlikte NKL ve Kanser Hastalarına Yardım Derneği İşbirliği içinde bir kez daha seyirciyle buluştu.
Oyuna ikinci kez davet almam üzerine gidebildim. Bu defa bahane veya mazeret üretmem mümkün olmazdı. Mutlaka gidip oyunu izlemeliydim.
Ailemle birlikte giderek İskele AKMde sahnelenen oyunu izledik.
Evlilik kurumu üzerine yazılmış güzel bir komedi oyunu ile karşılaştık. Evli fakat başka bir sevgilisi olan, kaçamak aşk yaşayan Faruk, sevgilisiyle birlikte olabilmek için karısını öldürme planları yapar. Fakat her defasında ya işi, eline gözüne bulaştırır; ya da bir şans faktörüyle karısı ölümden kurtulur. Adeta dokuz canlıdır
Faruk, yaptığı cinayet planlarıyla oyuna yön verir. Aslında oyunda, kadına olan olumsuz bakış açısı hakimdir: Kadını hor ve hakir görme, basit ve sıradan görme anlayışı
Faruk, karısından memnun değildir. Tanıştığı genç ve güzel sevgilisine her defasında mutsuzluğunu dile getirir. Hiçbir maddi sıkıntısı olmayan Faruk oldukça zengindir. Bu nedenle de parayı seven kadınların ilgi odağı haline gelir.
Karısı, rahat, vurdumduymaz, rüküş ve dağınıktır. Oyunda biraz da saf olarak verilmiş. Bu da Farukun karısından kurtulması için haklı nedenler olarak ortaya çıkıyor.
Aslında karısı sanıldığı gibi saf ve aptal değildir. Aksine kurnaz ve planlı biridir. Bunu, oyun sonunda, Onun da kendi sevgilisiyle birlikte, Faruku öldürüp mal varlığına konma isteğinden anlıyoruz.
Faruk rolüyle Süleyman Kasımoğlu çok başarılı bir oyun sergiledi. Sahnedeki rahatlığı ile profesyonel oyuncuları aratmadı.
Güzide rolünde Hilal Üster, üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirdi. Yine Mine rolünde Yüksel Batakçı oldukça başarılıydı.
Diğer oyuncular, 1. Sedyeci Doğukan Ekşili, 2. Sedyeci Mehmet Yorgancı, 1.Komşu Özlem Usbahlı, 2. Komşu Ömer Ocakoğlu, Garson Semih Arslan, Tetikçi Cemile Yazar başarılı bir performans sergileyerek izleyenlerin taktirini kazandılar.
Tabii sahne gerisinde suflörlükte Gizem Kızıl, Ayşegül Bekmez; ses, Işık ve teknik serviste Ahmet Osanmaz, İsmail Akın ve Eyüp Barut; Makyajda Nimet Besli; fotoğraflarda Mustafa Özhamit bu başarıya ortak oldular.
Oyunda dikkati çeken iki tipleme de sedyeciler oldu. Doğulu aksanıyla konuşan iki sedyeci, farklı ağızlarıyla seyirciyi güldürmeyi başarıyorlar. Bunlar, Farukun her başarısız cinayet girişiminden sonra, cenazeyi morga götürmek amacıyla eve gelirler. Ama her defasında canlı bir kadınla karşılaşırlar. Yine de Faruktan bahşişlerini alırlar. Bahşiş almaya alışan sedyeciler adeta evin bahçesine karargâh kurarlar. Ve her çağrılmalarında anında içeri dalarlar.
Oyun sonunda, çapkın erkeklerin kadınlara olan düşkünlüğü eleştiriliyor. Erkeklerin bu çapkınlıklaru karılarının üzerine gül koklaması şeklinde görmesi sorgulanıyor. Son bölümde Farukun karısı, kocasının cesedinin yanında Gül koklamaya gidiyorum. Bunu hep erkekler mi yapacak? diyerek bütün çapkın erkeklere gönderme yapıyor. İşte oyundaki verilmek istenen mesajı da bu sözlerde aramak gerekir diye düşünüyorum
Bir okul tiyatrosu olmasına rağmen güzel, eğlenceli, hoş ve zevkli ve bir oyun izledik. Lise düzeyindeki oyuncular oldukça başarılıydı. Güzel bir performans sergilediler. Oyun sonunda ayakta alkışlanmayı hak ettiler doğrusu
Oyun bitiminde İskele Kanser Hastalarına Yardım Derneği yetkililerince teşekkür plaketi verildi. Dernek yetkilisi NKL tiyatro kolu öğretmen ve öğrencilerine teşekkür ederek Bu tür etkinliğin devam etmesini dilediklerini belirtti
Oyuncuları ve emeği geçen herkesi kutluyoruz
Nkl Tiyatrosu "Dokuz Canlı"
Oyunda dikkati çeken iki tipleme de sedyeciler oldu. Doğulu aksanıyla konuşan iki sedyeci, farklı ağızlarıyla seyirciyi güldürmeyi başarıyorlar. Bunlar, Farukun her başarısız cinayet girişiminden sonra, cenazeyi morga götürmek amacıyla eve gelirler. Ama her defasında canlı bir kadınla karşılaşırlar. Yine de Faruktan bahşişlerini alırlar. Bahşiş almaya alışan sedyeciler adeta evin bahçesine karargâh kurarlar. Ve her çağrılmalarında anında içeri dalarlar.