"Sabahın körü mü dedin? Yoksa sadece beynimin 'hata 404: kahve bulunamadı' mesajını verdiği an mı?" - Oscar Wilde"

Not

"Kayıp Giden Bir Düş"ümden bir 'sonlara doğru bir bölüm' daha... neden bilinmez ben bunu çok sevdim..

yazı resimYZ

...
Söyleyemediklerim söylediklerimle çarpışırsa çıkacak patlamadan korktum..
sana bu defteri vermedim..
Aslında sen hiçbir şeyi bilmedin..
Şu anda bunları okurken hissettiğin nefret karışımı özlem ve hissetmemek için çabaladığın ‘keşke…’yi gözlerinden okumadığım için şanslıyım..
ve onları görmediğim için kurulamayan kendı ‘keşke..’lerimi özlüyorum..
ve o kurulmayı başaramayanlarsız artık kendimi hiç yaratılmamış hissediyorum..
pişmanlık olmadan var olamadı prenses..
gözlerine son bir kez kafasını kaldırıp bakacak gücü bulamadan, o evden kaçtı prenses..
O, butun güçsüzlüğüyle sarıldığı sıfatını bile hak edemeden,
Daha sonra pişman olup yerden kaldıracağın ama o anda buruşturup duvarın kenarına attığın o son notu kapına burakıp sonsuza dek kokuna hasret kaldı prenses..

İşte her zaman bu kadar sensizdim..
Evrendeki en sevgisizden daha da yalnızdım..

söyleyemediklerim söylediklerimle çarpışırsa çıkacak patlama sırasında orada olmaktan korktum..
o yüzden bunları sana vermeyi düşünecek kadar,
tüm yaşananları aşağıladığım bugünde,
sen bunları bulmadan ben aldığım her nefesten milyonlarca an uzak bir yerde..
ilk defa pişmanlık duymadan..ilk defa her anlamda var olmadan…
en acılı şekilde..kayboluyorum..

İşte her zaman bu kadar güçsüzdüm..
Hayalini kurmadığım her an..
evrendeki en “bitmiş“den..daha yorgundum..
Sen sadece bu kadar zavallı olabilceğimi düşünemicek kadar masumdun..
ben çocuktum..masallarda yaşardım..düşlerin en gerçeğinde yüzerdim..
Sana asla zarar vermezdim..
Nasıl verebilirdim ki..?
ben prensestim..

Daha sonra pişman olup yerden kaldıracağın ama şu anda buruşturup duvarın kenarına attığın bu son nota...anlam barındırmayan bir ifadeyle bakıp…
kapıyı kapatıp..
sırtını duvara yaslayıp..
kutsallığını hala kaybetmemiş o ilkinden neredeyse daha özel bir korkuyla..
ikincı defa coktan bitmiş “biz“im için ağlıyorsun..

İşte her zaman bu kadar yanlıştım..
Evrendeki en “kötü“den daha aşağılıktım..
Sen sadece bunu fark edemicek..”en doğru” diyecek kadar benimdin..
Nasıl zarar verebilirdim ki sana..?

ben prensestim…
..

KİTAP İZLERİ

Tutunamayanlar

Oğuz Atay

Tutunamayanların Edebi Ayaklanışı Oğuz Atay'ın anıtsal eseri "Tutunamayanlar", 1972'de yayımlandığında Türk romanında bir deprem etkisi yaratmıştı. Yarım asır sonra bile, bu sarsıntının artçıları edebiyat dünyasında
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön