"Sabahın köründe uyanmak için ya çok az uyumuş olacaksın ya da bir şaheser yaratmaya mahkûm." – Oscar Wilde"

Onur

Sevinçleri, özlemleri çalınmış bir halktık biz.

yazı resim

ONUR

Yenilgileri sakladık koynumuzda. Usandık, utandık yaşananların yozluğundan. Kulluk anlayışına teslim ettik geleceğimizi, karartılmış geçmişimize ağladık. Doğayla çelişiktik biz, doğanın devingenliği, miskinliğimizi kaybettiremedi bize. En yüreklilerimizi uğurlarken bile, kıpırdanışlarımız doğaya yetişemedi. Adımlarca gerisindeydik yaşamın ve tarihin.

Her etkinliği rekabete koşullandıran anlayışın kurbanları mıydık, yoksa bilinçsiz destekçileri mi?

Onur, rakibin ayağına basma pahasına koşuyu birinci bitirmekti artık.

Onur, sofraya kuru ekmeği bile getirmezken solukları para kokan futbolcuların zaferleriyle sevinmekti, gururlanmaktı.

Onur, küçük boyacı çocuğun kanayan bakışlarına aldırmadan yeni yılda, çevrendeki yapay kişiliklere pahalı hediyeler alıp kendini ispatlamaktı.

Onur, "Yuvayı dişi kuş yapar" naraları atarken kadını metalaştırmak ve her yönden sömürmekti.

Onur, artık çocuğunun ölüsünü değil, öldürenin cezalandırılmasını görmek isteyen anaların feryadına kulaklarını tıkayıp, "yılın annesi"ne sevgi sözcükleri sıralamaktı.

Onur, bir avuç çakıl taşını kaybetmeyi kendine yediremezken, "milli duygular" adına dili kilitli bir ulusu aşağılamaktı.

Onur, emekçi halk çocuklarını haklarını aradıkları için döven polisleri alkışlamaktı. Artık onur bir kurşundu, bir tükürük, bir yalan.

Onur, sevgiyi, duyarlılığı çiğnemekti karanfiller gibi.

Onur, çürümüş düzeni yeniden diriltmekti.

Bir çiçek kopartıldı yüreğimizden, onunla birlikte binlercesi gitti. Nefret tohumları serpildi yerlerine. Şiddet, yaşamın olmazsa olmaz koşuluydu. "Biz" olamadık hiç, hep "ben" kaldık, milyarlarca "ben". Tozlu raflarda unuttuk kardeşliği, dayanışmayı, dostluğu, dürüstlüğü. Hep aynı yolu arşınladık, nerede bittiğini, nereye gittiğini bilmediğimiz ve öğrenmeye uğraşmadığımız.

Yağmaların, belirsizliklerin yaşamımızı hiç etkilemediğine inandırıldık. Tabii, biz hep böyle yaşadık.

Sevinçleri, özlemleri çalınmış bir halktık biz.

Mehtap B. Aydın

KİTAP İZLERİ

Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt’un Vasiyeti: Kapadokya’da Bir Umut Destanı Bir yazarın son eseri, genellikle edebi bir vasiyetname niteliği taşır; kelimelerin ardında bir ömrün birikimi, son bir mesaj
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön