"Sabahın köründe uyanmak için ya çok az uyumuş olacaksın ya da bir şaheser yaratmaya mahkûm." – Oscar Wilde"

Serseri Dalgalar

yazı resim

]
Geceydi.... Zaten gece olmadan parmak kaleme tutunmazdı tutunamazdı.. odamda yalnızlık kırıntıları kanla söyleşiyor çığlık çığlıga dertleşiyordu.. zaten çığlıkları sadece gece yorganı bastırabilirdi öyle ya...yalnızlık geceliği olan gülleri aldı libas eyledi kansa bir kalem aldı ve kendini bu sayfaya çizmeye başladı öyküde böylece başlamış oldu...yokmuş dedi yalnızlık kana kansa kalemin ucunda raksediyordu sayfaya buse kondurur gibi dokunuyordu..usulca titrek ve tutkulu...masallar öyle başlardı bir varmış bir yokmuş..bu masal değildi aslında öyküde değildi ya neyse bir yerinden tutunmalıydı kan kaleme ve öpmeliydi sayfanın ak gerdanını....
bir yokmuş......... hep yokmuş... güneşin yokluğunda dirildi kalem , gecenin soğuk arnavut kaldırımlarında dolaştı durdu hep... sokak lambalarına sırtını dayadı denizin dertleştiği kum tanelerinden öğrendi feryadı yutup boğulmamayı.. ayakları durmadan gitmek koşmak durmadan geceyi çağırmak istiyordu .zaten geceyle sözleşmişti buluşacaklardı...ama yok gidemezdi ki..
odasının etrafı dikenli tellerle çevriliydi...
ne yapmalıydı işte bulutun gözleri cama tıklıyo çağırıyordu.. gitmeliydi ama nasıl.. teller vardı odanın etrafında dikenli teller... gece bulut ve sokak lambaları çağırıyordu

KİTAP İZLERİ

Aşk Hikayesi

İskender Pala

İskender Pala'nın Kaleminden Zamana Meydan Okuyan Bir Aşk Destanı İskender Pala, "Aşk Hikayesi" ile Okurlarını 17. Yüzyıl İstanbul'unda Soluk Soluğa Bir Serüvene Çıkarıyor 10 Haziran
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön