"Yarın ne okuyacağını bilmeyen bir yazar, bugün ne yazacağını bilmeyen bir tanrıdır." - Umberto Eco (kurgusal)"

Sevgiliye

Sensizliğime ağladım, hıçkırıklarım yankılandı karşı dağlarda Kayalara, karanlıklara sordum seni Karanlığa boğdular beni, yanıt vermediler Denize sordum, neden gelmedi diye

yazı resim

Bu gece zifir karası bir gece, yalnızım yine sahilde
Sensizliğin yüreğimde açtığı yara derin mi derin
Karanlık denizin karanlık dalgaları
Oturduğum kayaları hırçın, hırçın döverken
Sensizliğime ağladım, hıçkırıklarım yankılandı karşı dağlarda
Kayalara, karanlıklara sordum seni
Karanlığa boğdular beni, yanıt vermediler
Denize sordum, neden gelmedi diye
Hırçın dalgalarını saldı üstüme
Su serpintileriyle ıslandım, iliklerime kadar
Sensizliğimin ateşini söndüremediler
Tuzlu sulara karıştı akan göz yaşlarım
Hıçkırıklar boğazımda düğüm, düğüm
Gel artık sevgilim gel, boğuluyorum, boğuluyorum
Ta.... uzaklarda kayaların en sarp olduğu yerde
Kendimi görüyorum boşlukta
Denize uçuyorum çığlık, çığlığa
Tüm acılarımı içime gömüyorum
Sensizliğe belki alışırım, belki de unuturum diye
İşte böyle sevgilim, her gece bu sahilde
Ölüp, ölüp diriliyorum sensizliğimle

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön