"Hayatta iki şeyden kesinlikle kaçınmalısın: kötü kahve ve iyi bir hikayeyi mahveden editörler." — Mark Twain (kurgusal)"

yazı resim

Söner bir gün ve tel tel dökülür şans yıldızım.
Kırık dişliler gibi ruhum bazen tekliyor.
Fark etmez yıldızlı da, yıldızsız da şanssızım.
Beni ne eş ne de dost, bir tek ölüm bekliyor.

Her öğün şu soframda peynir reçel yerine,
Tabak tabak gam keder yiyip, kahır içeyim.
O, nurdan heykellerin takılıp eteğine,
Beyaz martılar gibi o âleme göçeyim.

Önce baca devrilir, derken çöküverir dam.
Sen sanki yeni doğmuş, güzel yüzlü bebeksin.
Ve birden ölüm gelir, aynada solar akşam.
Ne kadar yaşasan da sonunda öleceksin.

Kilit vurma gönlüne, bırak gözyaşın aksın.
Çıkınca son nefesim ılık yaşları silme.
Her damla gözyaşıyla ruhuma dolacaksın.
Düşün kubur şehrini düşün ve artık gülme.

O âlem uzak değil, o âlem bize yakın.
Dertlerime çareyi belki orda bulurum.
Sense burada arkamdan ağlayım deme sakın!
Belki gece gördüğün tatlı rüya olurum.

Kalbine göm sevgimi, gözlerinde saklama.
Pul pul döktüğün yaşlar gelsin ruhuma dolsun.
İncecik yüreğine hüznümü yasaklama.
Şu fani yeryüzünde iki mezarım olsun.

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön