"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, 'Ne yani, bütün bunlar için mi?' sorusunun tek estetik cevabıdır." - Douglas Adams"

Tac - Mahal'den Gökdelene Gelende

yazı resim

yıldızlar benimdi bir zamanlar avuç avuç
çocuklara dağıtırdım hep bayramlarda
büsbüyük mutluluklar vardı küçücük tebessümlerde
ve bir zamanlar
ben vardım bizlerden mürekkep
bizleri bilen adım gibi

yoktan icat ettim lüks olsun diye
kafdağı'ndaki gûlyabanileri
bülbülleri baykuş yaptım caka satmakla
zümrüd-ü ankalardan öç aldım phantom kanatlarıyla
kudretimle avunmak /övünmek deriz ya/ için

velîliğin imtiyazını ipotek ettirdim deliliğe
başıboşluğun serabına demir attım zamanı sıfırlayarak
gülüp geçtim titrek gözyaşlarına
ki soluk bir asker mektubu gibi
hasretin mahzunluğu vardı işiltısında
ama
yalvarmanın acizliğini görmedim

dönüp bakmadım bile tereddütlü dudaklara
acı bir çizgi buruk bir vicdan
sürdüren varlığın kavgasını bir çift dudaktır iki gözle birlikte
biri altta
biri üstte öylece ya da yanyana
sadakati heceleyen kıpır kıpır saadeti kaybederken
gene de istemeyen tükenmemi bu yağmada
ah ne çare ki
görmedim göstermediler bu sükutu inadına

şimdi mi
gördüğünüz gibi dotlar
bildiğiniz gibi işte

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön