"Tanrı öldü diyen adamın kendisi de öldü. Galiba Tanrı'nın espri anlayışı biraz kara mizah." - Friedrich Nietzsche"

Tesadüf

Seni yıllar silemedi, bana niye sitemin... Yumduğun gözlerle sokak duvarında, hala sayarsın; 49, 50... Önüm, sağım ve solum sobe..

yazı resim

Tesadüfen durdum kapınızın önünde
İtelemeyin hemen, dilenci değilim.
İki soluk alımından daha kısa benim düşüm...
Çok daha önceydi siz buraya taşınmadan,
Yandaki mahalle güzelliyle gülüşüm.

Dedikodular önce inerdi merdivenlere,
Ardı sıra çaydanlıklar..
Kimler kaynardı taş merdivenlerde,
Ne nispetler, hararetli çekiştirmeler...
Ne bizim oyunlarımız sohbeti böler,
Ne de bizim oyunlarımız kimseyi sobelerdi.

Ağır sıcak geçerdi geceler,
Beleşe yanan sokak lambası
Güneşten ziyade aydınlatırdı bakışları..
Biz durmaz iki at arabasının peşine,
Dört köşe dönerdik, beleşe takılmışlığın peşinde.
O yaşta marifet!
Erişemeyenler de var,
Islıkların gücüne.

Tamamen tesadüf!
Sizi, o körebeye benzetmem..
Giydiğiniz sarı süveter ve başınıza taktığınız,
Unutamadığım kırmızı kurdale.
Güpegündüz ebelemem ve ondan da ziyade
Yıkılmamış olmasını temenniden öteye geçmezken düşüm,
Gökdelenlerin gölgesinde ezilişim...
Sensin diye, tamamen tesadüf gözlerine bakıp dalışım.

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön