"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"

Tükeniş

yazı resim

Acelemiz vardı, budenli hızla büyümemiz ondandı...
Acemisiydik hayatın, bizim için tek geçtiğimiz oyunlarımızdı.

Gecekondular vardı,dalınası kaysı ağaçları,
Yeşilimiz vardı, mavimiz...
Topraktı ozaman oynadığımız yerler ve ne severdim;
suyu toprağa döküp çamur yapmayı ve o çamurdan heykeller yapmayı.
Ellerim kururdu, tırnaklarımın arası kapkara diğer adı pis:)
Komşu düğünleri olurdu davullu zurnalı.
-Bir büyüsem, bir büyüsemde şu halayın başını ben çeksem...
Ne büyükmüş hayalim, biraz buruk gülümsüyorum şimdi.

Önce gecekondular yıkıldı karşılığında lüx bir ev vaadiyle
sonra ağaçları kestiler.
Ne ağlamıştım, gölgesinde uyuduğum çam ağaçlarımızın kesildiğinde.
Kaysı ağacını yere serdiklerinde yeni yeni tomurcuğa durmuştu.
Döktü çiçeklerini birdahada meyve veremedi...
Ağladım, gene ağlarım zormu sanki.
Sonra beton oldu heryer; çamurum, yeşilim yoktu artık...

Apansız büyüdük çocuk yaşta.
Geçenlerde bir bahçe gördüm dahada önemlisi içinde meyve veren bir ağaç.
Kim tutacak beni, daldım vallahi eriklere;
Tabi arkasından gelen karınağrısıda cabası:)

İyiki çocuk değilim şimdi;
katlanamazdım sadece parkta sınırlandırılmaya biliyorum.
Haa en büyük hayalimede ulaştım bu arada.
Büyüdüm ve halay çektim.
Yaa ne mutlu bana...

KİTAP İZLERİ

Gözyaşı Konağı

Şebnem İşigüzel

Osmanlı Sürgününde Modern Bir Kadının Sesi Şebnem İşigüzel, Gözyaşı Konağı’nda, 19. yüzyıl Osmanlısının boğucu atmosferini, ataerkil bir ailenin baskısıyla Büyükada'ya sürgün edilen genç bir kadının
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön