"Akıl, kendi kendini cilalayan bir ayna gibidir; ne kadar çok bakarsan, o kadar az görürsün." - Stanisław Lem (Kurgusal)"

Uzun Yalnız Yol

Yolculularız birbirine değil, koltuklara sarılan...

yazı resim

] ] ]

Sesim her uçurumda bekler
Resimleri güzelleştirmek için.

Bir gün durmadan akıyordu.
Ezbere yaşıyordu bir el, tespih taneleri telaşlı
(Oysa tek tek sevmeliydi her birini, hepsi kırmızıysa da)
Bir çocuk, bakmanın zaman aşımıyla, otobüs camlarında büyüyordu.
(Ve her kırmızıda adam bilmeden, geçen çocukluğunu çağırıyordu)

Otobüs
Durdu.
Nefes aldık.
Kalktı.

Bir gök vardı, dışından taşıyordu.
Yüzüme gözüme bulaştırdım, çukur aynalar harflerimle dolu.
(Yankımla ıslandık her yön değişiminde, belki de hiç kıpırdamamalı )
Bir çerçeve, resme bile değmeden dikenler doğuruyordu.
(Belki de hiç cümle kurmamalı)

Koltuklar
Sarıldılar.
Uyuduk.

Bir karanlık her molada dumanlanıyordu.
Ama aydınlıktı uçlarım, uzamak güzelleşti algıladıkça hikayeleri.
(Farkına varsalar nasıl da kalabalıktık aslında)
Bir hiç kimse, bir hiç kimse daha, o tespihin taneleri gibi.
(Aynı balkondan aşağı sarkıyorduk, farkına varsalar)

Durduk.
Otobüs
Nefes aldı.
Kalktık.

Her sonda içime düşer sesim
Haydi sığınaklara!

KİTAP İZLERİ

ZEYTİNDAĞI

Falih Rıfkı Atay

Bir İmparatorluğun Veda Mektubu: Falih Rıfkı Atay'dan Zeytindağı Her milletin tarihinde, hatırlamaktan kaçındığı, üzerine bir sessizlik perdesi çekmeyi yeğlediği dönemler vardır. Bizim için Osmanlı İmparatorluğu'nun
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön