..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. -Atatürk
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Politik Olaylar ve Görüşler > Osman AKTAŞ




2 Ocak 2022
Hâkimiyet Kayıtlı Şartlı  
Osman AKTAŞ
Ben, bütün bakanlıklar adına Sağlık Bakanlığı'nın teşkilat şemasını verip, rahmetli Ahmet Hamdi Tanpınar hocanın "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" adlı kitabındaki gibi bu on yedi bakanlıkla ilgili bazı çıkarım ve eleştirilerde bulunmak istiyorum.


:DB:
Bir cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı ve on yedi bakan... Mevcut hükümetin şu an ki yapısı...

Ben, bütün bakanlıklar adına Sağlık Bakanlığı'nın teşkilat şemasını verip, rahmetli Ahmet Hamdi Tanpınar hocanın "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" adlı kitabındaki gibi bu on yedi bakanlıkla ilgili bazı çıkarım ve eleştirilerde bulunmak istiyorum.

Sağlık Bakanı, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İç Denetim Birimleri, Özel Kalem Müdürlüğü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, dört bakan yardımcısı, dokuz genel müdür, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Proje Yönetimi Destek Birimi. Bu birimlerin her birinin alt birimleri, şube müdürlükleri, il koordineleri ve il müdürlükleri, bunlara bağlı hastaneler ve sağlık ocakları.

On yedi bakanlığın her birine baktığımızda, dünya kadar çalışan, ama hiçbir şey konuşamayan, inisiyatif kullanamayan, akli baliğ olmayan çocuk muamelesi gören devlet teşkilatları... Aktif görevde olan doktor, hemşire, sağlık memuru ve hizmetli sınıfındaki personel dışında kalan, yani bürokrat sınıfında olanlara baktığımızda hiçbir etkinliği ve söz sahibi olmayan, konuşamayan, karar alamayan, aldığı kararları uygulayamayan (bakanlarda dahil) bu adamlara neden maaş ödendiğine dair bir bilgisi olan var mı?

Bir bakan ki, kendi personeli için alınmış bir kararı bile personeline kendi iradesiyle söyleyemiyorsa, bu adamlara ne gerek var. Her şeyi cumhurbaşkanı düşünüyor, karar alıyor, alınan kararları basın açıklaması yaparak duyuruyor, uygulanması için bütün birimlere gönderiyor, hatta CİMER üzerinden şikâyetleri değerlendiriyor. Bu adamların maaşlarını ya sayın cumhurbaşkanına vermek lazım ya da tasarruf tedbirleri kapsamında işlevselliği olmayan bu bakanlıkların tamamını kapatmak lazım.

Milli Eğitim Bakanı, başında bulunduğu bakanlığın akademik çalışma sürecinin nasıl işlediğinden bihaber. Yarıyıl tatilinde öğretmen ve öğrenciler kişisel değerlendirmelerini yapıp kendi eksikliklerini görmeleri ve gidermeleri yönünde hareket ederler. Bu dönem bir öz sorgulama sürecidir. Seminer, proje, plan, program yönetim tarafından öğretmenlere yaptırılmaz. Yarım yamalak bilgilerle hareket eden kişiler hem kendi itibarlarını zedeler, hem de gereksiz iş üreterek bıkkınlığa neden olurlar.

Başka bir husus, KPSS sınavında Türkiye birincisi olmuş bir öğretmen adayı mülakata çağrılıyor, mülakat puanına elli beş verilerek eleniyor. Arkasından bakan; "Herhangi bir öğretmen adayına yönelik adaletsiz bir uygulama içinde bulunulmasının söz konusu olmadığı"nı belirtiyor. Şimdi ben soruyorum. Bu bakanlıklara ne kadar ihtiyaç var? İkincisi bakan dahil bu konuyla irtibatlandırılan şahıslar akşam başlarını yastığa koyduklarında rahat uyuyorlar mı? Bir başka soru, o çocuklar sizin çocuklarınız olsaydı, neler hissederdiniz, aynı açıklamayı yapabilir miydiniz?

Memnun olunmayan bir bakanın istifası ya da AKP söylemiyle azli sonucunda o bakanla birlikte çalışma yapmış birisinin bakan yapılmasının mantığını anlamış değilim ben, anlayan bana da anlatsın lütfen. Bakan ve yardımcısı her koşulda birlikte karar alan yöneticiler değiller mi? Bakandan memnun olunmuyorsa yardımcısından nasıl memnun olunabiliyor? Tabiri caizse, biri suçluysa diğeri de onunla aynı kararlara imza atarak suça ortak olmuş olmuyor mu?

Bir bakan çıkıp "Sayın Cumhurbaşkanım sizin bilginiz olmadan bir açıklama yapmamız mümkün mü?" diyorsa, o bakanın hiçbir kariyeri, söz hakkı ve itibarı yoktur. O bakan kâğıt üzerinde yer işgal eden ve gereksiz ücret ödenen biridir. Gerçi AKP iktidarı yönetime geldiğinden bu yana hak ve adalet konusunda parti ismi hariç nasıl bir gündem oluşturduğu da meydanda ya zaten. Hatta bu konu sorgulanamayacak kadar ayan beyan ortada.

Şimdi ben diyorum ki, bütün bakanlıklar kapatılsın, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları (sayıları on yediye çıkarılsın) onlara birer sekreter haricinde personel de verilmesin, ciddi bir meblağ tasarruf sağlanmış olur. Her bakanlığın il bazındaki yönetimleri de, bu bağlamda yeniden düzenlensin ve il müdürlükleri de doğrudan cumhurbaşkanı yardımcılarına bağlansın.

Aslında üzerinde bir türlü anlaşılamayan öğretmenlere de gerek yok. Çocuklar nasıl olsa TV ve online eğitime alıştılar. EBA'ya her seviyeden ve her branştan bir öğretmen alınsın. Bu öğretmenlere videolar oluşturulup günün belirlenen saatlerinde yayın yapılsın. Okul, sınıf, yönetim, öğretmen, öğrenci, il ve ilçe müdürlük personellerinden de kurtulmuş olarak hayli kazanç sağlanmış olur. Öğretmen denen asalak yılın yarısını yatarak ve boş beleş maaş alarak geçiriyor. Bunlara da meydan verilmemiş olur. İmam Hatip öğrencileri de her cuma uygulama derslerine camilere giderler.

Rahmetli Yusufelili Huzuri Baba oğluna ne kadar öğüt veriyorsa, öğüt işe yaramıyor, çocuk bildiğini okuyor. O da meşhur "Ters Öğüt Destanı"nı söylüyor.

Bir nasihatim var zamana uygun
Tut sözümü yattıkça yat uyanma
Meşhur bir kelamdır sen kazan sen ye
El için beyhude ateşe yanma

Her nere gidersen eyle talanı
Öyle yap ki ağlatasın güleni
Bir saatta söyle yüz bin yalanı
El bir doğru söz söylerse inanma

Ananın erine çağırma peder
Evvel ahır sana kötülük eder
Kemlik et elinden geldiği kadar
Sakın eylik edip düşman kazanma

Kime ey diyersen darılır söğer
Merhamet zamanı değildir meğer
Yanında birini kesseler eğer
Bir hançer de sen vur sonra utanma
...

Yüz verme saile sarma yakana
Bir tokat vur eğdir doğru bakana
Bir yudum su verme canı çıkana
Aklın topla sersem olma susanma

Üç parmak noksan ölç ölçersen kile
Tatlı söz konuşma bir kimse ile
Dört kuruşa sekiz kuruş et hile
Hilekarlık hoş sanattır usanma
...
Hediye namiyle bir şey gönderme
Adet edip hiç misafir kondurma
Komşun evi yanar iken söndürme
El kariyçin bir adım da uzanma

Bir yetim görünce döktür dişini
Bozmağa çabala halkın işini
Günde yüz adamın vur kır leşini
Bir yaralı sarmak için yeltenme

Kaynağın tut varsan suyun bendine
Zira herkes pesent ede fendine
Öz aklın yetişir kendi kendine
Eflatun da görsen aklın beğenme

Keyfin bozma altı için beş için
Korku çekme olur olmaz iş için
Canın feda eyle bir sarhoş için
Kuru sofuların sözüne kanma

Yanında saklama namus gayret ar
Bilcümle mekruhu eyle ihtiyar
Meyhane dibine seccadeyi ser
Safası olmıyan yerde dolanma
...
Huzuri neylersin dünya rif'atin
Kesme doğruluktan meyl ü rağbetin
Cenab-ı Mevlanın iste izzetin
Her şaşkın sözünü duyup bulanma

Ben de Huzuri Babanın öğüdü gibi bir öğüt vereyim dedimse de, baktım ki, benim söylememe gerek kalmadan AKP zaten yapıyor.
Peşinden gidenlerde yapılan her şeye tapıyor adeta.

Ben de işte sustum. Ancak Nietzsche "Susku bir isyandır" diyor.

Hakka karşı sürç-i lisan eyledikse affola...

2 Ocak 22
Gölcük



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politik olaylar ve görüşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Akademik Küstahlık
Toplu Gözleşme
Turfanda Düşler
Bir Bakanı Yolcu Ederken
Cami ve Genelev Meselesine Dair
Alışılmış Bir Koku
Atatürk Olma Elzemi
İcraatın Dışından
Dinemaskop
Eşref ile Safilin

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Okumak
Oy Madımak
Çocuklar İçimizde Çoğalacaklar
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Notları...
Bir Ülkeyi Diri Diri Yakmak
"Hakkın Kulu Sayılır Mı"
Üç Din ve Bir Filistin
Hrant Dink'i Anarken
Akif'e Dönüşmek mi Akif'i Dönüştürmek mi
"Nerede Bir Can Ölse Oralıdır Yüreğim"

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Veda Partisinde Veda Hutbesi [Şiir]
Düş Geçiti [Şiir]
Saat Gökyüzüne Yaklaşıyor [Öykü]
Efsun [Öykü]
Bugün 23 Nisan [Deneme]
Aşkın Tarifi [Deneme]
Mahmur Bakışlara Akif Göstermek [Deneme]
Temel (Siz İç) Güdü [Deneme]
Kendimle Empati Kurmak [Deneme]
"Korkma Sönmez... "" Şairi [Deneme]


Osman AKTAŞ kimdir?

1965 Erzurum doğdu. Gazi üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, TDE bölümünden mezun oldu. Sırasıyla Van, Bartın, Antalya,Bursa, Ankara, Bodrum'da öğretmen olarak görev yaptı. Halen Kocaeli'bde görev yapmakta. yaklaşık 40 yıldır şiir,öykü ve eleştiri yazıları yazmakta. Eserleri: 1. ayArsız; Uludağ Yayınları 2007 (Şiirler) 2. bermudayı tek geçmek; Cinius Yayınları 2016 (Şiirler) 3. AsiMilat(ör); Cinius Yayınları 2017 (Politik Denemeler) 4. (D)OKU(N)MUŞTUK; Cinius Yayınları (Kitap Eleştirileri) 5. cennet cazgırları; Cinius Yayınları 2017(Şiirler) 6. çorak düşler ülkesi; Cinius Yayınları 2018 (Şiirler) 7. Yağmur Yankıları; Artus Yayınları 2018 (Öyküler) 8. Sessiz Çığlık; Cinius Yayınları 2018(Kitap Eleştirileri) 9. dar vakitte aşk; Cinius Yayınları 2018 (Şiirler) 10. Âşık Hüseyin Fizâhî; Cinius Yayınları 2018 (Şiirler) 11. Şuaraya Elhan Olmak; Cinius Yayınları 2019 (Şairler Üzerine Denemeler) 12. ναυάγιο αγάπης (enkaz-ı aşk): Cinius Yayınları 2019 (Şiirler)


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Osman AKTAŞ, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.