..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşam hoştur, ölüm rahat ve huzurludur. Zor olan geçiştir. -Asimov
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Deneysel > Arzu Menteşeoğlu




11 Temmuz 2003
Labirent - Kayboldum! -  
Arzu Menteşeoğlu
....Korku insanı öldürür mü dersiniz? Kalbinin bundan daha hızlı çarpamayacağına emindi. Ölümü o anda hissettiği dehşete tercih edeceği geliyordu neredeyse. "O da bunun gibi karanlık olsa gerek." diye düşünüyordu. "Ama; sıcak, güvenli ve mutluluk dolu hiç


:BCGG:
                     LABİRENT


     Etraftaki ölümcül karanlık dehşet vericiydi. Oraya nasıl ve nereden geldiğini hatırlamıyordu. Kendi sesini duymanın vereceği güvene sığınmaya çalışarak "Allah'ım deliler gibi korkuyorum" diye söylendi. Etrafın yeterince karanlık olması yetmiyormuş gibi, giysilerini nemden vücuduna yapıştıran yoğun sis içinde, duyduğu dehşetin de etkisiyle güç soluk alıp verebiliyordu. Karanlık yüzünden gözleri işe yaramadığından, tüm dikkatini kulaklarında toplamıştı. En küçük sesi bile kaçırmamaya çalışan kulakları, ne yazık ki ormanın içinde yankılanıyor vehmine kapıldığı kalbinin atışından ve gürültülü soluklarından başka birşey duyamıyordu.

     Etraftaki ağaçları ancak varlıklarını hissederek algılıyordu. Nerede olduğunu ve buraya nasıl geldiğini hatırlayamadığı için, nereye gitmeyi amaçladığını da bilmiyordu.

     Korku insanı öldürür mü dersiniz? Kalbinin bundan daha hızlı çarpamayacağına emindi. Ölümü o anda hissettiği dehşete tercih edeceği geliyordu neredeyse. "O da bunun gibi karanlık olsa gerek." diye düşünüyordu. "Ama; sıcak, güvenli ve mutluluk dolu hiç olmazsa."

     Nereye gideceğini bilmeden yoluna devam mı etmeliydi? Saatin kaç olduğunu, sanki yetişecek bir yeri varmış gibi, merak etti. Belki vardı, kim bilir? Karanlık gecede fosforlu saati üçü gösteriyordu. İki saat sonra gün doğumuyla birlikte etraf aydınlanır da dehşetin felç ettiği beyni daha iyi çalışır diye beklemeli miydi? Hiçbir şey hatırlamıyor olmanın durumuna kattığı daha çok korku bir yana, hiç alışkın olmadığı beklenmeyen çığlıklarıyla bu orman, değil gün doğumuna kadar beklemek, beş dakika bile dayanılacak gibi değildi.

     Sisin biraz aralanmasıyla ağaç karaltıları güç bela seçilebilecek hale geldi ve o, duyduğu korkunun içgüdüsel bir yaşama isteğinden ileri gelmediğini anladı. O an sadece korkuyordu. Korkunun neye karşı olduğunu anlayamadığı fobi gibi, mantıksız ve çok güçlü, katıksız bir korku hisediyordu. Çevresinde korkmak için yeterince neden varken o, bunların hiçbirinden korkmuyordu da, aynı zamanda vücudunu tir tir titreten, ellerine buz kestiren, kalbini gümbür gümbür attıran korkuyu eliyle tutabilecekmişçesine yoğun hissediyordu. Bilinen bir şeye karşı olmadığı için mantığı da yoktu. Bu durumdan kurtulmak için deliler gibi kendisine yardım edebilecek birilerini aramadığını, birilerine ulaşmaya çalışmadığını şaşırarak fark etti. Dehşetinin nedeni ne karanlık, ne de ormanda yüzyıllar öncesinden gelir gibi yankılanan garip seslerdi aslında. Dehşetinin nedeni kim olduğunu bilmemesi ve geçmişinin olmamasıydı. Ona bunu burada rastlayacağı birileri veremezdi ki. "Kendimi ararken kaybolmuş olmalıyım ben." diye düşündü. Kendi kendinin ilk farkına vardığı bu ormandan kendisini almadan ayrılmak istemiyordu. Oralarda bir yerlerde olmalıydı, ilerideki köşede veya ağacın ardında. Ama orada. Bu yüzden birilerini aramıyordu, ona kendini veremeyecek, sadece ormandan çıkışı gösterecek hiçbir yol göstericiliği istemiyordu. Kendisini almadan gidemezdi ki.

     Ne yaparak kendi kendini bu ormana hapsettiğini bilmiyordu. "Ah Allah'ım hatırlamıyorum ki" diye söylendi yeniden. Bildiği tek şey, ona kurtuluşu gösteren hiçbir iz olmayan ormandan kendi çabasıyla kurtulması gerektiğiydi.

     Belki onu da tanıyan birileri, sevenleri vardır. Yokluğunu fark edip üzülecek birileri. Onu aramaya çıkacak olanlar. Belki onlar kendisinin bilmediği nedeni biliyor, Onu burada aramayı akıl ediyorlardır.

     Kurtuluşun uzakta olduğunu hissettiği bir an, bu umuda sarılsa da, buradan ancak kendi çabasıyla kurtulduğu takdirde, kendine kavuşabileceğini, kendisi olabileceğini...biliyordu. Hatırlayamadığı ama yapmak zorunda olduğu birşeyin varlığı duyduğu dehşetten daha çok rahatsız ediyordu onu. Buradan kurtulmalı ve o herneyse, onu yapmalıydı.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın deneysel kümesinde bulunan diğer yazıları...
Özlem
Dön Mehmet
Gidelim Köyümüze Hüseyin!
Ölüm Güzel Şey

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ölüden Mektup Var
Resme Hapsolan Adam
Melek İnsanlar
Gerçek Miydi? Rüya Sanmıştım
Hayran
Sadece Bir Gazete İlanı
Işık Adam
Video Mert
Yoksa Öldüm Mü?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Hayatın Anlamı [Şiir]
Günlük - 9 [Roman]
Günlük - 5 [Roman]
Günlük - 7 [Roman]
Günlük12 [Roman]
Zara'nın Dünyası [Roman]
Günlük - 6 [Roman]
Günlük 11 [Roman]
Günlük - 8 [Roman]
Zara'nın Dünyası - 1 [Roman]


Arzu Menteşeoğlu kimdir?

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bıtkın kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevincler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana ATAOL BEHRAMOGLU

Etkilendiği Yazarlar:
Dostoyevski,Orhan Pamuk


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Arzu Menteşeoğlu, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.