..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ağlamak da bir zevktir. -Ovidius
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Tarihe Yön Verenler > Mustafa CİLASUN




24 Ağustos 2007
Bu Hazımsızlık Ne Kadar Kötüymüş Meğer!  
Elbette ki daha vahim olanı ise şartlanmışlıkta yatıyor olmasıdır.

Mustafa CİLASUN


Organların fonksiyonel çalışmaması sebebiyle başa gelmesi mümkün olan hadiseler, bazen dertler, bir takım telakiler ve ısrar edilen vehimler.


:BJJC:


Organların fonksiyonel çalışmaması sebebiyle başa gelmesi mümkün olan hadiseler, bazen dertler, bir takım telakiler ve ısrar edilen vehimler.

Nedeni konuyu sıhhatinin ve Vucubunun şartları gereği tahlil edememek, sosyolojik ve felsefi boyutunu görememekten kaynaklanıyor.

Elbette ki daha vahim olanı ise şartlanmışlıkta yatıyor olmasıdır.
Bu konuma odaklanmış bir insan her vakit saldırı maduna ayarlanmış olduğundan çaresizdir, idraki kilitlenmiştir, irfanı ötelenmiştir.

Bir tek şey onun için son derece önemlidir.
Çünkü sorunu bir akide olarak değerlendirmektedir, bu yönde ilerlemektedir ve sabrı nimetlerinden, açılımlarından istifade etmeyi asla düşünmemektedir.

Oysaki bu ne acı bir durumdur. Bilenler için, dileyenler içindir elbet.
Ezele ve ebede yaklaşımları bakış açıları o kadar farklıdır ki adeta “necranlar” gibidir.

Tefekkür nerdedir, kimlerin derdidir, hiddet her şeyleridir.
Tahakküm en değerli hasletleridir çünkü ilmi ve irfanı bir değer olarak görmemekteler.

Bizim hassasiyetimiz korunsun ve ona dokunulmasın, devlet, millet değerlendirilmesi nasıl olsa zaman içinde şekillenir diyenlerdir.

Milli değerler ve hassasiyetler tarih sayfalarına hapsedilmeli ve bu necip milletin en önemli değeri olan akidesi bir çöl kanunu anlayışıyla Araplara terk edilmeliydi.

Sekülerliğin gereği paganlaşmak ve izmlere sarılmak olmazsa olmazlarıydı.

En önemli dertleri bu uğurda can vermeyi öncelemekti lakin iş başa gelince vatanı terk ederek Frenklere sığınan gafillerdi.

Neccarlar da kimler mi dediniz?
Biraz sabrederseniz elbette sizleri bilgilendireceğimi göreceksiniz.

Hani evrensel mesajın tek adresi olan Kur’an kerim, geçmiş ümmetlerin akideleri uğruna hangi safhalardan geçtiklerini hikâye eder ve ne çileler çektiklerini ibretle önümüze serer.

Efendimiz ve tek önderimiz bir rahmet sebebi iken neler çekmemişti ki?

Niçin akidesi için öyle değil mi?

Allah sadece gökyüzüne hükmetsin, bizim işlerimize asla karıştırılmasın kaygıları ve zanları, dolayısıyla tercih hakları değil miydi?

Şirkin ne demek olduğunu ve neleri kapsadığını bilmeyecek kadar.
Bir taassubiyet için ölecek kadar, kalp gözleri görmeyecek kadar, vicdanlar kararacak, mahşeri vicdan yaralanacak kadar.

İnanan insanları, kendi halkını sırf akidesi sebebiyle ve Allaha şirk koşmaması nedeniyle mahkûm ediyorlardı.

Bir zamanlar Museviler bu çilenin muhatabıyken, tahakküm adına, tuğyan adına, enaniyet adına bu kez bizzat yaşadıkları eza ve meşakkat tecrübelerini

Hıristiyanlara göstermekten kaçınmamışlar ve onları kaçırana kadar takiplerine ve saldırılara devam etmişlerdir.

Necranlılar ise oldukça geniş çukurlar kazarak, bu çukurlarda ateşler yakarak kor haline gelmesini temin ediyorlardı.

Daha sonra, yakaladıkları tevhidin yolcularını kuyunun ve kor halinde ki ateşin kenarına getirerek,

Ya vazgeçeceksin ya da burada ateşe atılarak yakılacaksın tehdidiyle korkutarak inançlarından vazgeçmelerini sağlayacaklarına kani oluyorlardı,

Başarılı olamayınca da ateşin içine atarak yakıyorlardı zalimler.

Birçok âlimin, Abidin, zakirin, erenin asılarak katledildiği misali.

Birçok mütefekkirin kaçırıldığı misali, arşivlerimizin Bulgarlara satıldığı gerçeği!
Kim ne yapabilirdi ki?
Bir kez bu masum halk korkutulmuş ve inandırılmıştı.

Bu bakımdan sabrı tanıyan, tuğyandan kaçan, elbette ki bir inanan fütursuzluğa, lafazanlığa kaçamaz, enaniyeti için asla bir gayretin içine giremez.









Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ne Çare ki Gül Koparılınca Muhakkak Solacaktır!
Aşk Öyle Bir Düşer ki Nasibi Doğrultusunda!
İftira!
Canı Veren Hakk Emri Verendir Muhakkak!
Allahın Emrinden Edebin Gereğinden Kimler Sorumludur?
İnsanlar Neden Tahakküm Etmeyi Severler!
Anlamaya Çalışıyorum Lakin!
Hiç Tahkik Edilmeyen Acı Olan Gerçekler!
İçselliğimde Yol Alırken Düşündüklerim.
Anlamak İsteyenler Neyi Önceliyorlarsa!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Buselerimi, Sessizliğin Pervazlarında Gizlerim! [Şiir]
Her Lahzada Bir Fark Var, Sırrını İçinde Saklar! [Şiir]
Beklemek Kar Etmedi, Nasip Sükût Ettirdi! [Şiir]
Yürekte Düğümlenir Sukut Ettiren An! [Şiir]
Ruhumun Suskun Hicranı ve Ah U Zarı! [Şiir]
Ey Hicran Aldanan Ben Olayım! [Şiir]
Kalp Hata Etmez, Nefs Vuslata Eriştirmez! [Şiir]
Söyleyemedim, Kalbimin Figanıyla Yetindim! [Şiir]
Kırdın Ümidimi, Yıktın Şu Gönül Lânesini! [Şiir]
Gönül Hüzne Ram Olunca Neyleyim! [Şiir]


Mustafa CİLASUN kimdir?

Düşünmeye hassaten zaman ayıran, naifliği önceleyen, estetiği seven, güzelliklerden şevk alan, gönüllerin deşifresiyle uğraşan, halin dilinden haz alan, aşk için meşkin zaruretine inanan, hilkatin ve aidiyetin serinliğinde yazmaya çalışan bir can.

Etkilendiği Yazarlar:
Mehmet Akif Ersoy,Sezai Karakoç,Necip Fazıl Kısakürek, Cemil Meriç


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Mustafa CİLASUN, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.