..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Her devrim yokolup gidiyor ve peşinden yalnızca yeni bir bürokrasinin artıklarını bırakıyor. -Kafka
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Politik Olaylar ve Görüşler > Ömer Akşahan




5 Mart 2009
İşimiz Yazmak, Gücümüz Okumak!  
Ömer Akşahan
Seçimlerde henüz resmi propaganda başlamamış olmasına karşın adaylar yoğun bir çalışmanın içine girdiler. Ev ziyaretleri, esnaf ziyaretleri derken seçim büroları da bir bir açıldı. Bundan sonra ne mi olacak?


:BBCH:
Ömer AKŞAHAN

Bu yılki yerel seçimlerin favori sloganını CHP’liler buldu. “İşimiz Ödemiş, gücümüz Ödemiş!” Bunu her kente uyarladılar. Ben de boş durur muyum? Yaptığımız işe uyarladım, sesli okudum, bakalım siz beğenecek misiniz?
“İşimiz yazmak, gücümüz okumak!”
28 Şubat 2009 saat 17.00 itibariyle listeler kesinleşti. Adaylıkları iptal edilenlerin yerine yenileri seçildi. İptal şoku yaşayanlar, partilerinden aday gösterilmeyenler de yavaş yavaş üzerlerinden şoku atmaya başladılar. Kimi küstü, kabuğuna çekildi; kimi küskünler yanlışlarını itiraf edip, kayıtlı oldukları parti saflarına geri döndüler.
Bunların içinde Ödemiş kamuoyunun merakla beklediği ise, eski belediye başkanlarından kıdemli başkan adayı Mehmet Eriş’in Bekir Keskin’le kucaklaşıp kucaklamayacağıydı. O da sonunda gerçekleşti de, bütün CHP’liler derin bir nefes aldı.
Bu kucaklaşmanın ilerleyen günlerde partiye olumlu puan getirmesini samimi partililer bekliyor ve istiyor. Çünkü CHP, oldum olası parti içi çekişmelerin ayyuka çıktığı bir parti imajıyla ancak kendisine zarar verdiğini gördük. İktidar alternatifi olması beklenen bir siyasi oluşumun sen ben kavgalarıyla topluma daha ne kadar süre umut olacağı sorgulanıyordu. Sonunda aday adaylarının bir araya gelerek partinin yükselişi için çaba göstermesi en başta AKP’lileri telaşlandırmış olabileceğini düşünüyorum. Bu birleşmenin ardından Başkan Badem eskisi kadar kendini rahat hissedemeyecektir.
***
Seçimlerde henüz resmi propaganda başlamamış olmasına karşın adaylar yoğun bir çalışmanın içine girdiler. Ev ziyaretleri, esnaf ziyaretleri derken seçim büroları da bir bir açıldı. Bundan sonra ne mi olacak? Ekranlardan görmeye başladık. Antalya’da işsiz adam 20 oyunu pankartla satılığa çıkarmış. Kim onun borçlarını öderse 20 oy o partiye gidecek! Durum bu kadar vahim. Öte yandan Anadolu aslanları diye anılan Gaziantep, Kahramanmaraş, Kayseri ve Denizli’de işten çıkarılan, kapısına kilit vurulan fabrikaların manzaralarıyla küresel krizin etkileri somut biçimde ekrana yansıyor.
Ödemiş, eğer bir sanayi kenti olsaydı benzer manzaraları burada da görebilirdik. Bizdeki işsizlik kayıt kuyuda bağlı olmadığı, çoğunun aile işçiliği dediğimiz küçük tarımsal işletmeler olduğu için belirgin bir görüntüyü yakalama şansımız olmadı.
Ancak son günlerde Ödemiş’te kimin finanse ettiği bilinmeyen bir takım anketörler dolaşmaya başladığı duyumunu aldım. Bu anketörlerden biri de bizim yakın bir tanıdığımıza sormuş: ”Hangi partiye oy vereceksin?” Bir çocuklu genç kadının yanıtı düşündürücü: ”Hiçbir partiye oy vermeyeceğim. Bu memlekete park, yol yapacaklarına o paralarla iş imkânı sağlayacak fabrika niye açmazlar!”
Yani bizim gizli işsizlerimiz de bir lokma bir hırka felsefesine uygun nasıl yaşarız, diye kara kara düşünmeye çoktan başladılar.
***
Bu sıralar yazmaktan okumaya ciddi olarak zaman ayıramıyorum. Okuma dedim de asıl kastım kitap okumak, yoksa haberleri okumadan saymıyorum. Haberler zaten kendisini okutturuyor.
Bu ara okuduklarım arasında Prof. Cevat Geray’ın “Belediyeler ve Kenttaşlık Eğitimi” başlıklı yazısı ilgimi çekti. Sayın Geray’ın bu tebliği Kuşadası 5. Öykü ve Şiir Günleri’nde oluşan kitapta yer alıyor. Onun bazı saptamalarını sizlerle paylaşmak istedim.
“…işsizlikle ve yoksullukla savaşım, mesleğe yöneltme, girişimciliği geliştirme konularında da yerel yönetimler önemli görevler düşmektedir.”
“Toplumsal açıdan da bir takım sorunlu çocukların ve gençlerin, sokak çocuklarının, tinercilerin, uyuşturucu bağımlılarının korunması ve topluma kazandırılması için de bir takım çabalar göstermek zorundadır belediyeler.”
“…küreselleşmenin bir sonucu da, örneğin ‘tarımda siz bunu ekmeyin biz işte ucuza satıyoruz’ diyerek, toprak sahibine doğrudan gelir desteği sağlayarak köylünün üretimden koparılmasıdır. Türkiye kendini besleyemeyen bir duruma düşürülüyor. Köyde işsiz, yoksulluk, hatta açlık sınırının altında kalanlar da kente göçmek zorunda bırakılmaktadır.”
“Belediyeler, bireylerin kişisel gelişmesi yerine işsiz güçsüz insanların işlendirilmesine, kente uyum sağlamasına, kent kimliği kazanmasına yönelik çalışmalara öncelik vermesi gerekmektedir.”
Görüldüğü gibi bugünün temel sorunu, sadaka politikası ile çalışarak üretmesi gereken insanların tembelleştirilmesidir. Edirneli Romanların haykırdığı gibi çalışarak insanca kazanmasını sağlayacak politikaların yürürlüğe sokulmasıdır. Bu sayede, insanımızın onuruyla yaşama bilinci yükselecek; bir avuç şekere, pirince ve yağa oyunu satmaktan uzaklaşacaktır.
Toplumun yardımlaşma duygusunun siyasilerce sömürülmesine karşı ne yapılabilir; bu yanlışlığın önüne nasıl geçebiliriz? Bu soruların yanıtını da lütfen başkanlığa aday olanlar düşünsün ve halka anlatsın.
Bizim işimiz yazmak, gücümüz okumak!



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politik olaylar ve görüşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Seçim Potporisi
25'le 35 Kelimelik Bir Yaşam
Türkiye Yeni Oluşumlara Ne Kadar Hazır?
Lozan Barışının 85. Yılında Türkiye
Değişim Geçmişin Benlerini Yok Eder mi?

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Eleştiri Ya Da...
Yazar Adaylarına...
Dilek Kutusu! Peri Olmak İstiyorum!
Aforizmalar, Kafka
Eğitim, Ama Nasıl?
Eleştiri mi Özeleştiri mi?
Öğretmen Benisa
Tazlar Köyünden Borusan'a
Folklor Şiire Düşman
Kum Torbası

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Hiçliğe Övgü [Şiir]
Kayıtdışı Şiir [Şiir]
Gece Dokunuşları [Şiir]
kalem [Şiir]
Meğer [Şiir]
Güz Yağmurları [Şiir]
Küçük Mariya İçin Kar Senfonisi [Şiir]
Giderken Düşürdünüz 'Ben'i Çantanızdan [Şiir]
Issız Sokak [Şiir]
ayrılıklar [Şiir]


Ömer Akşahan kimdir?

Kendini nasıl anlatır ki insan… Oturup yazılmaya kalkılsa, her edebiyat işçisinin yaşamı kalın bir roman olur. Ben bunu zaman zaman yazdığım denemelerde ve şiirlerimde yansıtmaya çalışıyorum. Yapıtlarımı izleyenlere küçük birer ipucudur; söylenen her bir sözcüğümüz, tümcemiz. . Kendimi şiirde ilk keşfedişim beni aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığı yaşattı ve düzene yenik düştüm. Yol göstericim de yoktu yanımda; düzene isyan edeceğime, şiire küsüp öyküye yöneldim. Bütün bu yaşananlar ortaokul dönemime rastlar. Yine bir gün düzen beni aldı, bir sonbahar yaprağı gibi Aydın Dağlarının zirvesine fırlattı. Yıl 1981. Ve beni yeniden hayata bağlayan sihirli gücün şiir olduğunu orada anladım. O gün bugündür, can yoldaşım, arkadaşım, sırdaşım ve en büyük sığınağımdır ŞİİR! İnanıyor ve haykırıyorum; şiir mabedinde yanmayan hiç kimse, ben buyum, ben şuyum diyemez. Tek inancım, ömrüm oldukça yazmaya, gerekirse yazdırarak da olsa şiire ihanet etmeyeceğim. Aydın’ın İncirliova ilçesinde, ‘53 yılının Ocak ayında, bir Kova erkeği ve sevgili annemin tek eşinden 14. yavrusu olarak dünyaya gelmişim. Babam ve annem ümmiydi. Okul yüzü görmemiş bir ailenin ilk üniversite mezunu olarak kutsal öğretmenlik uğraşımı resmi düzeyde ‘99 yılına dek sürdürdüm. Halen özel sektörde işimden arta kalan zamanlarda, öğrencilere Türkiye’nin hemen her noktasında şiir dersleri veriyorum, gönüllü. Yeni Türk şiirini mevcut Türkçe ve Edebiyat kitaplarından öğrenemeyen gençlere yeni Türk şiirinin kapısını aralamaya çalışıyorum. İnanın bu çalışmalarda şiir adına öyle ilginç olaylara tanık oluyorum ki, gözyaşlarınızı inanın tutamazsınız. Tüm uğraşlarımdan edindiğim çok önemli bir gerçeğin altını kalınca çizmek istiyorum: ŞİİR ÖYLESİNE SİHİRLİ BİR ANAHTAR Kİ, AÇMADIĞI BİR KAPIYI GÖSTEREN HENÜZ ÇIKMAMIŞTIR! Bugüne dek, bir çok edebiyat dergilerinde şiir, deneme, öykü, inceleme, gezi , anı yazılarımla yer aldım. ‘90’da Ödemiş EFE dergisi yöneticiliği, Almanya’da Almanca yayımlanan GEMEİNSAM adlı yayının sorumluluğunu yaptım. Almanca şiir, öykü denemelerinin yanı sıra yurda döndükten sonra da Almancadan Türkçeye şiir kazandırma çalışmalarımı yayımladım. ‘90’da “Nasıl Çalışalım? Nasıl başaralım?” adlı çalışmam M. E. B. ca tavsiye edildi. Egebank tarafından 3000 adet basıldı. ‘98’de ilk şiir kitabımı Sivas’ta yakılan 37 güzel insana adadığım için yalnızca 37 şiir içermektedir. Evliyim. Eşim de emekli sınıf öğretmeni olup, bir oğlum ve bir kızımla beraber yaşamımızı renklendirmeye çalışmaktayız.

Etkilendiği Yazarlar:
Mayakovski, Cemal Süreya, Sabahattin Ali, Cahit Tanyol


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Ömer Akşahan, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.