..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. -Atatürk
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yazarlar ve Şairler > Ömer Akşahan




7 Şubat 2010
Köşe Yazarlığı  
Ömer Akşahan
İnternet her şeyde olduğu gibi yazarlık konusunda da bir çığır açtı. Daha düne kadar ülke genelinde irili ufaklı yüzlerce gazetede köşe yazarlığı yapanların sayısı 700 kadar iken bugün bu sayı internet gazeteciliği sayesinde nereye ulaştığı kestirilemiyor.


:BGCB:
İnternet her şeyde olduğu gibi yazarlık konusunda da bir çığır açtı. Daha düne kadar ülke genelinde irili ufaklı yüzlerce gazetede köşe yazarlığı yapanların sayısı 700 kadar iken bugün bu sayı internet gazeteciliği sayesinde nereye ulaştığı kestirilemiyor.
Yazma hevesi eli kalem tutan, mürekkep yalamış hemen herkeste vardır. Ancak Feridun Andaç’ın dediği gibi, “Yazarlık bir seçimdir. Kimse sunmaz size. Ne kadar erken yaşta bu yolu seçer, yorulmak bilmeyen bir çaba ile çalışırsanız; ileride ‘ardına sığınacağınız’ yapıtları oluşturabilirsiniz ancak.” Andaç’ın değindiği şey, yazarlığı bir meslek olarak seçenlerle ilgili bir saptama. Günümüzde ise internet aracılığıyla yaygınlaşan yazarlarınsa bu işi Andaç gibi düşünüp de yola çıktıklarını pek sanmıyorum.
***
Peki, bu gazete köşe yazarlığı ile yazarlık işinin aslı nedir?
Gerek köşe yazarlığı gerekse yazarlık mesleği kolayca yapılabilecek bir iş midir?
Köşe yazarlığı ile yazarlık mesleği arasındaki ayrım nerede başlayıp, nerede bitiyor?
Öncelikle belirtelim ki, köşe yazarlığı ile yazarlık mesleği kesinlikle birbirine karıştırılıyor. Köşe yazarlarını yazar olarak lanse eden şu söze bakın: “Mine Kırıkkanat ve Perihan Mağden yazar. Sabah’ta da Çetin Altan ve Can Dündar. Bu insanların dışında Türk basınında yazar yok. Herkes yazı yazıyor.” (Mehmet Y. Yılmaz, Hürriyet, 30.7.2000)
Eğer Mehmet Y. Yılmaz, bu isimleri köşe yazarı olarak yansıtsaydı belki o kadar itiraz edilmez, kendi beğenisidir, der geçerdik. Bu kişiler gazete köşe yazarlığını meslek edinmişler yani profesyonel olarak çalışmaktalar.
Yazarlık mesleği ise gazete köşe yazarlığından çok farklı. Dünyada kitapları milyonlarca satan Paulo Coelho, Amin Maalouf, ülkemizden Yaşar Kemal, Orhan Pamuk yaşamları yazarlıkla sürdüren isimlere örnektir. Bu yazarlar anlaşmalı oldukları yayınevlerinden genellikle yeni bir kitabı yazmaya oturmadan ön ödeme alırlar. Hatta yayınevi yazarının dünyanın hangi köşesine giderse gitsin oradaki harcamalarını karşılar. Yazarlık böyle bir şey olsa gerek!
***
Köşe yazarı her şeyden önce günceli izlemek zorundadır. Günlük gelişen olaylar hakkında yorum yapar, okurlarını bilgilendirir, yetkilileri uyarır, uyandırır.
Yazar kişinin böyle bir derdi yoktur, olamaz. O kendi gündemini, kendi dünyasını, bir aydın sorumluluğu ile kitabına yansıtır. Bunu da seçtiği edebi türde yapar; bu roman, öykü ya da deneme olabilir.
Köşe yazarının yazdıklarım edebi bir değer taşısın diye bir derdi yoktur. Hem gazetenin editörü ne güne duruyor. O, çalakalem, hatta sokak ağzıyla bile yazsa editörü yazısını okunur kılmak için orada değil mi! Bir yazının çok okunur olması o yazının edebi olduğunu göstermez. Yapılan şey, gündemdeki olaylar, sarf edilen sözler anlatılmıştır. Bu türe olsa olsa köşe yazarlığından çok dedikodu yazarlığı denebilir ki, doğrusu günümüzde bir hayli ilgi görüyor.
Türk basın tarihinde köşe yazarı olarak yazdıklarıyla günümüze gelen fıkra, makale dalında Ahmet Rasim, Oktay Akbal, Haldun Taner, Çetin Altan, Aziz Nesin, Falih Rıfkı Atay, Şevket Rado, Hasan Pulur; röportaj dalında Fikret Otyam ve Yaşar Kemal ilk aklımıza gelen isimler. Bu yazarlar yazarken yazar mıyım, değil miyim, kaygısı yerine yaptıkları işin sorumluluğunu bilerek hareket ettikleri için halen okunabilmektedirler.
Yazarlık mesleğini seçen kişi kimi zaman güncel olayların içinde yer alır, izler ancak bunu yapıtlarına yansıtırken bir zaman endişesi yoktur. Onun yazarken kendi üslubunu ortaya koyma gibi bir zorunluluğu vardır. Köşe yazarı gibi akşamki baskıya yazısını yetiştirme derdi yoktur.
Ama bakın John Steinbeck bir romanını tam yedi kez yazmış. Bu olağanüstü disiplin, ancak işini severek ve inanarak yapanlara ve geçimini salt yazdıklarıyla sağlayanlara özgü olsa gerek.
İşte tam bu noktada Canetti’ye kulak verelim: “Gerçekte bugün yazar olma hakkından ciddi olarak kuşku duymayan kimse yazar sayılmaz. İçinde yaşadığımız dünyanın durumunu göremeyenin, o dünya üzerine yazacak hemen hiçbir şeyi yoktur.”
***
Bir yazının altında ya da üstünde isminin görünmesi kimileri için dayanılmaz bir cazibe kaynağıdır. Sırf bu amaçla birçok hevesli insan gazete kapılarını hemen her gün çalar. Görüşme olanağı bulabilirlerse karşılarındaki ister yazı işleri müdürü ister genel yayın yönetmeni olsun, eğer o kişi, oturduğu makama hakkıyla gelen biriyse yazar adayı onun süzgecinden kolay kolay geçemez. Çünkü o yetkili, yaşadığı ülkede yayımlanan gazete ve kitap sayısını iyi bilir. Yine bilir ki, bu ülkede Aziz Nesin’in ironisiyle her üç kişiden beşi şair olduğunu söyler. Hatta kimisi bunu öylesine ileri götürür, adına bastırdığı kartvizite şair olduğunu yazma gafletinde bulunur.
***
Yazma bir tutkudur, dedik. Bu tutkunun alev aldığı yanıp tutuştuğu yürekler günün birinde bir volkanın ansızın patlamasına benzer bir biçimde bir anda yazı dünyasında bulur kendini. Ancak benim gibi daha ortaokul sıralarından yazar olmayı kafaya koyanlar için Türkiye, hiç de kolay bir lokma değildir. Bunun nedenleri arasında biraz önceki tespitimiz gazete ve kitap baskı sayıları başta olmak üzere eğitim kurumlarının okumayı özendirmeyen bir yapılanma içinde olması; öte yandan yazar çizerlerin faili meçhul cinayetlere kurban gitmesi, bu alandaki pek çok heveslinin caymasına neden olduğu söylenebilir.
Mevcut yayınevlerinin bu olumsuz koşullar nedeniyle ve en başta ticari kaygılarla kendilerine önerilen pek çok yeni yazarın kitap dosyasına sıcak bakmayıp, isim yapmış kişilerle iş yapmak istemesi de işin tuzu biberidir.
Sözü internetten girdik. İnternetin öylesine kolaylıkları var ki, say say bitmez. Örneğin kopyala yapıştır, Google gir, ne istediğini söyle karşına sayısız seçenek bir anda düşüversin. Bu düşme elbette internet hızınızla ilgili bir şey. Böylesine kolay bir ortamda kim yazar olmak istemez! Eski yazarlar gibi yüzlerce sayfalık kitapları okuyacaksın, ansiklopedi ve sözlüklerden sözcük araştıracaksın, oturup bunları bir de bilgisayara aktaracaksın… Hiç de günümüz gençliğine yakışan işler mi bunlar!
“Gazetecilik mesleği ile yazarlık mesleği karıştırılıyor gibime geliyor.”diyor, Feridun Andaç
Çok da doğru söylüyor. Öyle ya, gazetelerde genel yayın yönetmenliği yapmış anlı şanlı adamlar dahi gazete köşe yazarlığı ile yazarlık mesleğini karıştırırken, sıradan bir kitap ya da gazete okuru neden karıştırmasın, değil mi?

Alıntılar: Feridun Andaç, Celile’de Kuşlar Ölüyor, 1. baskı, Can Yayınları, Eylül, 2003

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Teşekkür
Gönderen: Ömer Akşahan / , Türkiye
8 Şubat 2010
Ben de yorumunuz için teşekkür ederim Ömer Faruk Bey...

:: Teşekkür
Gönderen: Ömer Faruk Hüsmüllü / , Türkiye
7 Şubat 2010
Doğrusu bilgilendim.Sağolun.Saygılarımla...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve şairler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sonbahar Soloları
Sözlence
Okumaz Yazarlar
Şiir, Şair ve İklim
Şiir Atı
Sokrat"ın Aynasında Görünen miydi Gerçek?
Bakır Ustası
Varolmak Kavgası
Edebiyatın Kumaşı
Şeylemeler

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Efeler, Yörükler, Türkmenler
İsimsizler
Okumadığım Her Şey, Bir Şenliktir!
Aynı Dili Konuşmak
Kum Tanesi İle Yosun
Velad'la Mariya...
Sokrat Chat Yaparsa...
Beyaz Afrika Menekşesi
Her Şey Yaşanmış Olmak Zorunda Mıydı!
Dün Gitti, Yarın Meçhul, Bugün Bir Nimet

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Hiçliğe Övgü [Şiir]
Kayıtdışı Şiir [Şiir]
Gece Dokunuşları [Şiir]
kalem [Şiir]
Meğer [Şiir]
Güz Yağmurları [Şiir]
Küçük Mariya İçin Kar Senfonisi [Şiir]
Giderken Düşürdünüz 'Ben'i Çantanızdan [Şiir]
Issız Sokak [Şiir]
ayrılıklar [Şiir]


Ömer Akşahan kimdir?

Kendini nasıl anlatır ki insan… Oturup yazılmaya kalkılsa, her edebiyat işçisinin yaşamı kalın bir roman olur. Ben bunu zaman zaman yazdığım denemelerde ve şiirlerimde yansıtmaya çalışıyorum. Yapıtlarımı izleyenlere küçük birer ipucudur; söylenen her bir sözcüğümüz, tümcemiz. . Kendimi şiirde ilk keşfedişim beni aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığı yaşattı ve düzene yenik düştüm. Yol göstericim de yoktu yanımda; düzene isyan edeceğime, şiire küsüp öyküye yöneldim. Bütün bu yaşananlar ortaokul dönemime rastlar. Yine bir gün düzen beni aldı, bir sonbahar yaprağı gibi Aydın Dağlarının zirvesine fırlattı. Yıl 1981. Ve beni yeniden hayata bağlayan sihirli gücün şiir olduğunu orada anladım. O gün bugündür, can yoldaşım, arkadaşım, sırdaşım ve en büyük sığınağımdır ŞİİR! İnanıyor ve haykırıyorum; şiir mabedinde yanmayan hiç kimse, ben buyum, ben şuyum diyemez. Tek inancım, ömrüm oldukça yazmaya, gerekirse yazdırarak da olsa şiire ihanet etmeyeceğim. Aydın’ın İncirliova ilçesinde, ‘53 yılının Ocak ayında, bir Kova erkeği ve sevgili annemin tek eşinden 14. yavrusu olarak dünyaya gelmişim. Babam ve annem ümmiydi. Okul yüzü görmemiş bir ailenin ilk üniversite mezunu olarak kutsal öğretmenlik uğraşımı resmi düzeyde ‘99 yılına dek sürdürdüm. Halen özel sektörde işimden arta kalan zamanlarda, öğrencilere Türkiye’nin hemen her noktasında şiir dersleri veriyorum, gönüllü. Yeni Türk şiirini mevcut Türkçe ve Edebiyat kitaplarından öğrenemeyen gençlere yeni Türk şiirinin kapısını aralamaya çalışıyorum. İnanın bu çalışmalarda şiir adına öyle ilginç olaylara tanık oluyorum ki, gözyaşlarınızı inanın tutamazsınız. Tüm uğraşlarımdan edindiğim çok önemli bir gerçeğin altını kalınca çizmek istiyorum: ŞİİR ÖYLESİNE SİHİRLİ BİR ANAHTAR Kİ, AÇMADIĞI BİR KAPIYI GÖSTEREN HENÜZ ÇIKMAMIŞTIR! Bugüne dek, bir çok edebiyat dergilerinde şiir, deneme, öykü, inceleme, gezi , anı yazılarımla yer aldım. ‘90’da Ödemiş EFE dergisi yöneticiliği, Almanya’da Almanca yayımlanan GEMEİNSAM adlı yayının sorumluluğunu yaptım. Almanca şiir, öykü denemelerinin yanı sıra yurda döndükten sonra da Almancadan Türkçeye şiir kazandırma çalışmalarımı yayımladım. ‘90’da “Nasıl Çalışalım? Nasıl başaralım?” adlı çalışmam M. E. B. ca tavsiye edildi. Egebank tarafından 3000 adet basıldı. ‘98’de ilk şiir kitabımı Sivas’ta yakılan 37 güzel insana adadığım için yalnızca 37 şiir içermektedir. Evliyim. Eşim de emekli sınıf öğretmeni olup, bir oğlum ve bir kızımla beraber yaşamımızı renklendirmeye çalışmaktayız.

Etkilendiği Yazarlar:
Mayakovski, Cemal Süreya, Sabahattin Ali, Cahit Tanyol


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ömer Akşahan, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.