..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşamım boyunca, ondan birşey öğrenemeyeceğim kadar cahil bir adamla karşılaşmadım. -Galilei
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Popüler Kültür > M.NİHAT MALKOÇ




26 Kasım 2011
Yıl 1433… Hicrî Yeni Yılınız Kutlu Olsun…  
M.NİHAT MALKOÇ
Bazılarınızın içinden “Adama bak, nerelerde kalmış, hicrî yıl, hicrî yılbaşı da ne oluyor, kaç kişi bu takvimi kullanıyor, o da nesi, bu adamlar bizi geri bıraktı, bunlar yüzünden yerimizde sayıyoruz…” dediğini duyar gibiyim. Onlara göre geçmişini unutmayan bizler, geri kalışımızın potansiyel suçlusu… Aslında bizler geri kalmış filan değiliz. Bu serzenişlerde bulunanlarla makul ilericilikte yarışmaya her an hazırız. Biz geri filan kalmadık, onlar lüzumsuz şekilde ileri gittiler. Bu ileri gidiş bilimde, sanatta, edebiyatta olsaydı onları yüceltirdik. Fakat gel gör ki bu ileri gidiş özünü kaybetmekten ve taklitçilikten ibarettir. Bu noktada ecnebi değerleri alıp benimseyenlere, bizi değerlerimizden koparmaya çalışanlara ‘dur’ demek, sanırım, bizim doğal hakkımızdır. Çünkü bizler de bu memleketin çocuklarıyız.


:AHID:
M.NİHAT MALKOÇ

     Bazılarınızın içinden “Adama bak, nerelerde kalmış, hicrî yıl, hicrî yılbaşı da ne oluyor, kaç kişi bu takvimi kullanıyor, o da nesi, bu adamlar bizi geri bıraktı, bunlar yüzünden yerimizde sayıyoruz…” dediğini duyar gibiyim. Onlara göre geçmişini unutmayan bizler, geri kalışımızın potansiyel suçlusu… Aslında bizler geri kalmış filan değiliz. Bu serzenişlerde bulunanlarla makul ilericilikte yarışmaya her an hazırız. Biz geri filan kalmadık, onlar lüzumsuz şekilde ileri gittiler. Bu ileri gidiş bilimde, sanatta, edebiyatta olsaydı onları yüceltirdik. Fakat gel gör ki bu ileri gidiş özünü kaybetmekten ve taklitçilikten ibarettir. Bu noktada ecnebi değerleri alıp benimseyenlere, bizi değerlerimizden koparmaya çalışanlara ‘dur’ demek, sanırım, bizim doğal hakkımızdır. Çünkü bizler de bu memleketin çocuklarıyız.

Mikrofonu elinize alarak en işlek bir caddede durup gelip geçenlere onu uzatıp hicrî kaçıncı yıla girdiğimizi sorsanız kaç kişi bu sorunuza doğru cevap verebilir? Bırakın doğru cevap vermeyi, sorunuzu anlamakta güçlük çekenlerin sayısı da bir hayli kabarık olacaktır. Çünkü dinî ibadetlerimizin zamanlamasında esas aldığımız hicrî takvimin ne olduğundan, neyi esas aldığından haberi olmayanların sayısı hiç de az değil bu Müslüman topraklarda. İsterseniz bir deneyin bakın; hicrî kaçıncı yıla girdiğimizi doğru bilenlerin sayısı en iyimser rakamla bir elin parmakları sayısını geçmeyecektir. Hodri meydan, bir bakın ne haldeyiz.

Hicrî takvim de neyin nesi?... Bazıları bunun ehemmiyetli bir şey olmadığını, bir ayrıntıdan ibaret olduğunu düşünebilir. O kişilere şunu sorarım: “Siz miladî kaçıncı yılda olduğumuzu bilmeyen bir kişiye hangi gözle bakarsınız? Miladî kaçıncı senede olduğumuzu bilmeyene deli damgasını vurmaz mısınız? Şöyle bir empati yapın bakalım... Böyle düşünmez misiniz?” Miladi takvim söz konusu olunca durum bu iken bizim öz be öz kültürümüzün ve inancımızın bir parçası olan hicrî takvim söz konusu olunca bunu niçin ayrıntı olarak görüyorsunuz? Bu iki yüzlülük ve çifte standart değil de nedir? Varın bir düşünün…

“Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır” demiş akil kişiler… Biz de öğrenmek isteyenler için söyleyelim... Yüce Peygamberimizin Mekke-i Mükerreme’den Medîne-i Münevvere’ye hicretinin başlangıç kabul edildiği târihe, seneye “Hicrî Yıl” denir. Hicret deyip de geçmeyin. Hicret öyle alelade bir göç değildir. Hicret cemaatten devlet düzenine geçişin başlangıcıdır. Bu yönüyle de İslam tarihinin dönüm noktalarından biridir.

Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz, miladi 571’de, 20 Nisana rastlayan, Rebiulevvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de dünyaya geldi. İslam Peygamberi 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların şemsî yılbaşısı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, hicrî(kamerî) yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların hicrî yılbaşı gecesidir

Malum olduğu üzere Arabî ayların bir yılı, bir güneş yılından on gün kısadır. Hicrî kamerî aylar, hicrî şemsî ve miladî aylara göre, on gün önce gelmektedir. Bunun için Müslümanların mübarek günleri veya geceleri, şemsî yıllara göre, her yıl on gün önce olur; çünkü mübarek günler, güneş aylarına göre değil, kamerî aylara göre yapılır. Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde, kamerî aylar, yani hicrî sene esas alınır. Hac, oruç, kurban ve bayram günleri kamerî aylara göre tespit edilir. Durum bu iken Hz. İsa’nın doğumunu esas alan, dinî hayatımız için hiçbir önemi olmayan miladî takvime bu kadar önem verişimizin sebebi ne? Dinî hayatımızı tanzim etmekte kullandığımız hicrî yılı kulak ardı edişimiz niye?...

     Sorular, sorular; zihnimizi kemiren cevapsız sorular… Bu sorulara makul ve mantıklı cevap verebilenleri dinlemeye hazırız. Fakat onların bırakın makul ve mantıklı olmalarını, bu hususlarda verecek cevapları bile yoktur. Onlar emanet fikirlerle dolaşarak, birilerinin borazanlığını yapmaktadır. Bizi biz yapan değerlerden uzak yaşayan bu insanlara kız(a)mıyor, aksine acıyorum. Çünkü onlar sapla samanı birbirine karıştırmış zavallılardır. Hicrî yılbaşınızı tebrik eder, yeni yılın İslam âlemine ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini dileriz...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın popüler kültür kümesinde bulunan diğer yazıları...
Tevfik Serdar Anadolu Lisesi"nin Semender Dergisi
Trabzon'un Kültürel Meseleleri
Millî Bütünlüğümüz ve Türkçe

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Şair Haydar Çoruhlu'yla Şiirin Kalbine Yolculuk
Ölümünün 7. Yılında Abdurrahim Karakoç ve Şairliği
Ramazan Davulcuları ve Manilerimiz
Hocaların Hocası: Ahmet Hilmi İmamoğlu
Cemil Meriç"in Akıl Defteri
Trabzon"un İkinci Özel Hastanesi: İmperial
Köprübaşı - Beşköy Dostluğu ve Kardeşliği
Mersin Yenice 4. Barış ve Kültür Festivali
Gerçek Hayaller Dükkânı
Zigana'nın Gür Sesi: Herfene Dergisi

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Âh Baba Âh!.. [Şiir]
Kadir Gecesi [Şiir]
Yenicuma'da Bayram Sabahı [Şiir]
İyi ki Vardın Eren [Şiir]
15 Temmuz Kahramanı: Şehit Samet Uslu [Şiir]
Takvimler ve (K) Ağıtlar [Şiir]
Kırmızı Yazmalı Kız [Şiir]
Karanlık Geceler (D) E Yıldız Olmak İstedim [Şiir]
Şükürler Olsun [Şiir]
Milletin Destanı [Şiir]


M.NİHAT MALKOÇ kimdir?

NİHAT MALKOÇ’UN BİYOGRAFİSİ Beş çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak 1970 senesinin 1 Haziran’ında Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan Köyü’nde hayata “Merhaba” dedi. İlkokulu komşu köy olan Güneşli Köyü’nde okudu. Orta ve lise öğrenimini Köprübaşı Lisesi’nde tamamladı. En büyük emeli iyi bir hukukçu olmaktı. Lise son sınıfta girdiği üniversite imtihanında KTÜ/Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı. Dersaneye gitme imkânı ve zaman kaybına tahammülü olmadığı için kazandığı fakülteyle yetindi. 1992 yılında okulu bitirdi. İlk göz ağrısı olarak nitelediği Gümüşhane’de beş yıla yakın öğretmenlik yaptı. Her geçen gün öğretmenliği daha çok sevdi. Artık öğretmenliği bir tutku olarak görüyor. Vatan borcunu İstanbul’da Kara Kuvvetleri Lisan Okulu’nda Yedek Subay Öğretmen olarak onurla yerine getirdi. Bu peygamber ocağında yüzlerce yabancı subaya güzel Türkçe’mizi öğretti. Ankara’da girdiği sınavı kazanarak Akçaabat Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı. Burada iki yıl görev yaptı. Daha sonra girdiği yazılı ve sözlü imtihanı kazanarak Türkî Cumhuriyetlerden Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a,üç yıl görev yapmak üzere, öğretmen olarak gönderildi. Burada Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde ve İlâhiyat Lisesi’nde Türk Dili öğretmeni olarak çalıştı. Yine Aşkabat’ta Türkçe Öğretim Merkezi’nde(TÖMER) bir yıl boyunca değişik milletlerden kişilere Türkçe’yi sevdirerek öğretti. Şu anda Akçaabat’a bağlı Derecik İlköğretim Okulu’nda görev yapmaktadır. Bugüne kadar,en büyüğünden en küçüğüne kadar onlarca dergi ve gazetede fikrî,edebî,felsefî ve kültürel konularda yüzlerce yazı ve şiir yazdı. Bu yayın organlarından Türk Edebiyatı,Türk Dili,Bizim Çocuk,Çınar,Bizim Azerbaycan,Anadolunun Sesi,Üniversitelinin Sesi,Türkiye,Bizim Okul,Şenliğin Sesi,İnsanlığa Çağrı,Yeni Sesleniş,Gençliğin Sesi gibi dergilerde;Türksesi,Demokrat Gümüşhane,Kuşakkaya,Ortadoğu,Yeni Mesaj,Hergün,Candaş,Edebiyat,Bolu Üçtepe,Akçaabat Yeni Haber,Karadeniz Olay,Hizmet gibi gazetelerde yıllardan beri deneme,makale,fıkra ve şiirler yazmaktadır. “Bizim Okul” isimli kültür,sanat ve edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptı. Kültürel organizasyonların çoğunda aktif olarak görev aldı. Sevgi,Dostluk ve Kardeşlik konulu şiir yarışmasında birincilik,Trabzon Belediyesi’nin düzenlediği Çevre ile ilgili yarışmada birincilik,yine aynı belediyenin düzenlediği “İki binli Yıllara Doğru Trabzon” konulu makale yarışmasında mansiyon,Akçaabat Belediyesi’nin değişik zamanlarda organize ettiği şiir yarışmalarında birincilik,ikincilik,üçüncülük ödülleri kazandı. Karadeniz Yazarlar Birliği kurucularındandır. Halen bu birliğin üyesidir. Bunların yanında elinin altındaki öğrencilere rehberlik ederek ve bizzat örnek olarak,onların da pek çok kültürel yarışmada ödüller almasına zemin hazırlamıştır. İkisi kız,biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Etkilendiği Yazarlar:
Necip Fazıl Kısakürek,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © M.NİHAT MALKOÇ, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.