..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ama gene de dünya dönüyor! -Galilei
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




12 Ağustos 2013
Bir Uygarlığa Dair 9  
Bayram Kaya
Devami yazı


:DAF:
Bir zamanlar kurulun gizli kararlarını Utnapiştim’e bildirerek kurulun ihanetçisi olan, kurul sözcüsü Ea, şimdi de insanlarla (kulların) otoriter güç arasın da; tek ağız olmanın sözcülük aracısı olacaktı. Bu yeni dönemle birlikte panteon totemleri arasında hiyerarşik konuma bir görev dağılımına giden totemlerden biri; söz gelimi Ea ilah totemi, haber getirip haber götüren bir elçiye dönüşmüştü. Beyinle (kurulla), organları (sosyal yapı) arasında iletişim ağı olmakla diğer totemlerin her biri bir görev dağılım misyonunun içine girecektiler.

İlerleyen süreçlerde gök ehli insanlar olan yukarı yerlerin melekleri ile tatlı suyun aşağı yerin Ea’sı yaratan (kurulun) gücüyle insanlar arasında, aracı elçi totem görevini yapıyordu. İlerleyen Babil süreciyle tüm düzenleyen ilahların anlamı bu günkü görev melekleri kavramınına doğru dönüştü.

Diğer yandan da Ea mesajcılığı olan melek, Cebrail olmuştu. Cebrailin insanlar arasındaki teması da Sümer Zisudrası; Babil Utnapiştim’i, İsrail Nuh’u gibi rabbaniler soyuna dönüşecekti. Kurulun yaratan gücü tek Tanrı gücü ve düzenleyen ilahlar anlayışı somut olan konulardı.

İşin icabı bu somutluklar iyice soyutlaşmağa başlayacaktılar. Tanrı ile insan arasına ilahlar girmişti. Şimdi Tanrı ile kul arasına melek girmekte. Tanrı ile kul arasındaki alan boşluğa meleğin girmesi yatmeyecekti. Melekle insan arasına İsrailiyattaki gibi bir totem soy kahin soy olacaktı Levililer gibi.

Sosyal birliklerin grup totemi dönemindeki yaşantılardan edinilen gerçek deneyimleri okuyup, totem aracılığıyla, atalar sözü olarak ataların torunları için aktarılan seslenmeler şimdi; ittifakı sürecin ortaya koyduğu birçok alternatiflerden bir ya da birkaçı oluşla, ittifakın kendi deneyimlerini söylemek, etnik totem mesajları olmak yerine, ilahi olan tek tanrı mesajlarına dönüştürmüştüler.

Totem dönemi büyücü ya da kam olan bilgin kâhinleri; akıllı, duyarlı kişiler de, yeni dönemden sonra rabbiler (resul) soyu olacaktılar. Yaptıran, gözeten, koruyan; torunlarını terbiye eden, torunlarının acı çekmesi karşısında merhamet eden ATALAR da; köleleri terbiye eden, köleye acıyan RAB, olmuştu.

Böylece, sosyal ortamda birikmiş olup ta, seçilen yaşantı düzenleyici ilkeler ortalaması; sayıca belli bir çokluğun kabulüne ulaşana kadar taraftarlarını, kendi ekseni etrafında toplanmasına sıra gelmişti. Siz bu hal ile tarihin bin yıllarının etnik kültür kemerini kırıyordunuz. Bunu rabbiler denen çok duyarlı ve erdemli kişiler olan peygamberler yapıyordular.

İttifakı süreç, etnik yapılar ittifakında İMANI ortaya koymuştu. Sosyo toplumlara uzun bir süre din ve imani düşünce ekseninde bakılacaktı. Arap Yarımadası'nın da 6. yüz yıl başlarına gelene kadar birçok inançları ve birçok iman konuları vardı.

Bunlar namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek gibi ibadeti ve davranışsal aitlikler olduğu gibi bir de toplumsal tabanlı iman konuları vardı. Köle ruhlu ve köle kaderli olup, köle doğmak. Zengin doğmak. Anlınıza zenginlik ya da fakirliğin yazılması. Sudan yaratılmak. Topraktan yaratılmak. Yumurtadan yaratılmak. Ağaçtan (kişidumdan, hurmadan) yaratılmak. Çok eşlilik. Toplumsal kurum olma gerekçesi ortadan kalkmış ama gelenek oluşla iman konusu olan süt emme yoluyla kardeşlikler. Yine atalarla yol birliği içinde olmanın kutsallığı gibi birçok anlamlar ifade eden, birçok kültürleri vardı.

Sevgili Peygamber bu oluşmaların içinde kendi seçmelerini yapıp; seçilenleri kendi eğip bükmesiyle düzenleyip; özlü güzel cümlelerle ilan edip; kendi taraftarlarını toplayışla etraflarındaki kişileri yeni bir kimlik, yeni bir aitlik olan ülkü gücü içinde çevrimleyip, grupların yöneten gücünü ortaya koyacaktı.

Seslenme yakından uzağa olmanın genel ilkesi ile işleyecekti. Bu seslenme aslında Arabın övünme âdetinde olduğu gibi kendi aile ve kabilesini övmekle başlayacaktı. Önce Kureyş'in; birlik dirlik ve esenliğine seslenilmiştir. Küreyiş’linin mülkü gibi olan ve Kureyş’lilerin yönettiği mülk olan; "şehirlerin anası Mekke’ye ve çevresine (Ummul Kura’ya)" seslenilmişti. Mümtaz insan olan sevgili peygamber işe böyle başlayacaktı. Uzun uğraşla, 13 yılda 80 kişiyi irşat edecekti. Asıl başarısı Medine’de olacaktı.

Bin bir zorluklarla elde edilen iyi kötü mücadele ve başarılar sonundaki gelişmelerle; seslenme hep kendi soydaşlarına olamazdı. Soydaşlarının geçinmek zorunda olduğu; içiçe oldukları Yahudi Hristiyan, Mecusi ve başka Arap kabilesinden insanlar da vardı. Bu başka başka insanların inancından ötürü de ey iman edenler genel vurgu ve açılımıyla, iman etmeyen insanlığa (Medine ve Mekke'de ki Arap ve Arap olmayan insanlarla, mevalilere!) seslenirken, Yüce Allah bu çağrısını; imparatorlukları eliyle de yeryüzü âlemine seslenmeyi direktif edecekti! Çünkü imparatorluklar yeryüzü egemenliği savaşıdır.

Nitekim İç Arabistan Tarihinde İlk kez; iç Arabistan periyottu ve iç Arabistan kaynak salınımlı düzenle; sosyo-toplumsa yapılı merkezi otoritesini ortaya koyan Arap dehası, çok büyük bir güçle ve çok büyük bir gayret ve düzenlemeyle insanlık kültürünü de ortaya koyacaktı.

Bu kültür, ileri süreçlerle muntazam inşalaşacaktı. Muazzam bir sosyo-öznel ve sosyo-toplumsal kültüre dönüşecekti.

On binlerce akıl toplamı inşasıyla bu kültürün varyasyonlarını size miras edecekti. On binlerin bilinç bileşkesi sizden büyük olmanın cesameti ile de sizi inşanın kendisine hayran eden bir inanır kılacaktı. Böylesi bir inşacı tutumlaşmayı Arap dehası ortaya koyacaktı.

O günlerin geçer akçe olan siyaseti sizi inandırarak uyruklaştırıyordu. O günler siyaseti bu günkü gibi entegre olucu eşit talep yapmanın hizmetiyle girişici uyrukluk oluculuğun bir konsensüslüğü değildi.

Yine bu yeni ve güçlü kültür, asıl inşa amacını, günahıyla sevabıyla Emevi devletiyle başlatıp, Abbasi imparatorluğuna; oradan Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu ile olgunlaşmalarını yapıp (diğerlerini de unutmamak kaydıyla); insanların ruh dünyasında inşalaşmağa devam eden bir mutmainliğin kesikli sürekliliğine dönüşmüştü.

19.07.2013


*İslam, kendi kurumlaşmasını yaparken, birliği sağlayan panteon totemi yanındaki aracı totemelere; yeni olan inşanın inançları bağlamında, put deyip te dışlanması ve eski yapıyı put sembolizmi üzerinde sosyal yapının dışına atması kadar normal bir şey olamazdı. Ancak genel bağlamla tarihselliği içindeki totemleri de hep imanı kavlin putu olarak görmek te, bir o kadarı da oldukça yanlıştır.

İslam’ın kurumlaştığı dönemde eski totem fikri, uygarlıklar kurmuş kimi dünyada demode olmuştu. Ama 6. Yüz yıl Arap yabancılaşması içinde totem hem bir fosil kalıntı durumundaydı, hem de bir işlev oluşla sürüyordu. Bunu da tespit etmek gerekirdi. Yapıyı değiştirirseniz, elbette yapının totem algısı da; totemin yeni işlev devindirmesi de, değişecekti.

19.07.2013

**Eski Ahit-Yaratılış-4. Bölüm bap 4-15



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anlamak Gerek 45
Anlamak Gerek 43
Anlamak Gerek 71
Anlamak Gerek 64
Anlamak Gerek 55
Anlamak Gerek 56
İttifaklardan Ne Anlamalıyız 3
Anlamak Gerek 70
Anlamak Gerk 17 - 18
Anlamak Gerek 32

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anlamak Gerek 26
Anlamak Gerek 38
Kurtuluşun Felsefesi 161
Hatırlama 1
Mal mı, İnsan mı?
Mamon'du Belirme 1
Sahiplik İmanı 1
Bağ Enerjisi 1
Denge ve Dengesizlik Süreçleri 24
Tarihi Olan İlahi Adalet1

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yıkılışa Direniş Direnişe Yıkılış [Şiir]
Coğrafyan Fiziğin İle Ya Fiziğin [Şiir]
Aslına Yüz [Şiir]
İzan Mizan [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Mevsimsel [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Bayram Kaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.