..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Roman yazmanın üç kuralı vardır. Ne yazık kimse bu kuralların neler olduğunu bilmiyor. -Somerset Maugham
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Şiir > Bireysel > CAHİDE GÜNALAN




19 Kasım 2016
İzdüşümü  
CAHİDE GÜNALAN
-Senin yerin benim göğüm Etme göğümü yerle/ bir-


:FBB:
-Senin yerin benim göğüm
Etme göğümü yerle/ bir-


Kadın hayatla bir anlaşma yaptı. Ona- hayata- elinde olan tek şeyi- gözyaşını- verecekti. Ondan -hayattan- alacağı kuru bir nefes olacaktı.
“Hayat, hatalar üzerine inşa edilmiş bir genellemeden ibarettir.” dedi kadın. Sesi arz-ı âlemde yankılandı. Yeri ikiye bölüp de geçti. Yerle gök arasında, iki söz hizası bir acı saplandı kâtiplerin yüreğine.
Azrail, kapısında ıslık çaldı ölümlülerin. İsrafil Sur’a üfleyecek oldu, vazgeçti. Gecenin rengi attı korkudan. Yıldızlar söndü birer birer. Kabuğuna sığındı atlıkarınca. Hayat, hatalar üzerine inşa edilmiş bir genellemeden ibaretti çünkü.
Basit bir terk edilişe bir basit not düşürdü aslında kadın. Başını öne eğdi. Gözlerinden mağrur birkaç sızı damladı. Gidenin arkasından su dökmek harcı değildi. Geri dönüşlere sunacak yiğitliği de yoktu.
Söylenecek sözlerin hangi anlamlarına sığınırdı artık kadın? Hayatın sergilediği oyunda kısa bir replikten farksız kalacaktı.

Veda bir sızılı tebessüm gibi yapışmıştı dudaklarına


“Var”lık demişti kadın erkeği için, “yok”luğu ateştendi. Varlıkla yokluk arasında ince bir çizgi vardı, ince bir sancı vardı Araf’ta kalmış bütün yüreklerde. Kadın Araf’ın çocuklarından biriydi şimdi. Ve biliyorlardı ki Araf’ın çocukları, hangi yaz(g)ının ötesine geçersen geç; keder, kadere yapışmıştır bir kere.
Veda kırık hayalleri gibi serpilmişti yarınına

“Ey sevgili, dilime adın düşmedi ve mahzun yüreğim.”dedi kadın. “Adıma adını katmadığındandır sitemim. Gözlerimiz birbirine değdiğinde, kalabalıklardan başka bir şey göremeyecek kadar mı yabancılaştık birbirimize? Şimdi gözlerim kapanmaya çok yakın. Bil ki emin değilim yaşadığıma ve bir vurgunda öldüğümden habersizim.”

Sade bir veda idi yerle gök arasında

Kadın ellerinin çizgilerine bakıp kenetledi avuçlarını birbirine. Kaderine yazılanı çözmek değildi niyeti, ”Ya Rab!” dedi.“Yeri ve göğü birbirinden ayırmadan ayıran Rab, tohumu ve ağacı birbirinin içinden çıkaran Rab, toprağı insana, insanı toprağa bağlayan Rab, içimden içimdekine bir yaz(g)ı...”
“Ya Rab!”dedi yeniden, “Değil mi ki bir yanı aydınlığa uzanmış, bir yanı karanlıkta Nuh da Araf’tır. Değil mi ki bütün isimlerini bilen Âdem hüzün şavkındadır. Ellerimi toprağa sürüyorum, hüznün bütün çocuklarına. Âdem’in de rengi benim rengimdir Nuh’un da.”
“Bütün adlarını anıyorum da dilim dönmüyor, ezberimde bir kelime asılı, hafızam yetmiyor gerisini bilmeye. Ruhumu açmayı düşünsem de ilmekler takılıyor yüreğime. Ya Rab, aşk var, aşk var, aşk var makamımda…”
Nuh, nefeslendi kadının çizgilerinde. Kadın ellerindeki ince, ipince terleri hissetti sadece. Âdem “Kıyamet mi, selamet mi?” diye sorduysa da kadın duymadı. “Ya Rab!” dedi, “Aşk var, aşk var, aşk var yüreğimde.”

Şimdi alkışlamalıydı aşktan muaf tutulmuş yürekler, kâtipleri


Bu hikâye hüzün dolu bir rüya idi ve eğer bir anın rüya olduğuna inanılıyorsa uyanmak zorunda kalınacağı da bilinmeliydi. Kadınsa en çok susmayı bilendi.
Alnını dayadığı taşın sessizliğine büründü kadın. Taş kadının sessizliğine bürünmüştü oysa. Bütün acılardan azade kalacaklardı şimdi taş da kadın da. Sandılar. Bütün doru atlar büründü kadının ve taşın sessizliğine. Doru atlar olmayacakları bildiler. Sustular.

Veda hiçbir şeysiz her şey olmuştu kahreden dünyada




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın bireysel kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sol Yanım Ebabil Yükü
Tamamlanmamış Öyküler

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Fahişenin Ölümü [Şiir]
Yalnızlık Söylencesi [Şiir]
Mesela Diyorum [Şiir]
ve Aşk... [Şiir]


CAHİDE GÜNALAN kimdir?

?


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © CAHİDE GÜNALAN, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.