..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İçine koyabileceğin bir karanlığın olmadan, bir ışığın olamaz. -Arlo Guthrie
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Emine Pişiren




10 Ağustos 2017
Gel Mezarıma İşe Oğlum  
Emine Pişiren
Bankadaki işimiz bitince boş koltuklara oturup beyefendi ile biraz sohbet ettik. Emekli bir memurmuş. Çocuklarının her biri farklı şehirlerdeymiş. Eşi öleli çok olmuş. Yalnız yaşıyormuş. Dizlerinden ameliyatlıymış. Gözleri izin verdiği sürece kitap okumayı çok severmiş. En çok da Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin Kitaplarını okumuş. Hala onları bir kaç sefer okuduğunu söyleyince onu daha çok sevmiştim.


:DHD:


1999 Büyük Marmara Depremi sonrası orta hasarlı evimizi onarmış, göç ettiğimiz özlediğimiz güzel şehrimiz İstanbul’a geri dönüş yapmıştık. Maaşlarımızı alacağımız bankaya nakil işlemi yapmak üzere evimize en yakın bankaya gitmek üzere evden çıkmıştım.

Banka çok kalabalıktı. Gişe işlemleri için insanlar tek sıra halinde sıralanmıştı. İnce bir nehir gibi bankanın dışına kadar uzanmış kuyruğun en arkasına geçip beklemeye başladım.

Kuyruk ilerledikçe bankanın kapısından içeri giriyorduk. Tam arkamda oldukça yaşlı ve ayakta ancak bastonuyla güçlükle duran bir beyefendi vardı. Arada bir sesli düşünmekteydi;

"Neden yavaş şu bilgisayarlar, sıra bana gelecek gibi değil,”
vb.…
Onu fark-edince, içeriye geçip oturmasını, sıra geldiğinde sesleneceğimi söyledim. Önce kabul etmemişti. Daha sonra, güçlükle bastonuyla destekli durmakta olan yaşlı bedeni, izin vermedi ki, bankadaki koltuklara doğru yöneldi.

Sıra bana gelmişti. Ona seslendim, yanıma gelmesi için. Yavaş yavaş gelmeye başlarken arkamdaki bekleyenlerden farklı sesler çıkmıştı. Tam arkamda sıkıntıyla sıra bekleyenlerden koro halinde "itiraz sesleri" yükselmişti.
“Vay efendim, hastaysa gelmesin, yaşlıysa bankada ne işi varmış, çocukları yok mu?” vb. konuşmalar aldı başını gitti.

Tabi itiraz seslerinin arasında anlayış gösteren cılız sesleri de duyuyordum.
Kaşı çıkan, anlayış yoksunu insanlara, o an verebileceğim tek yanıt öfkeli bakışlarım olmuştu. Sıramı yaşlı beyefendiye istemediği halde zorla vermiştim. Sonrası malum, bir kaç kişi itiraz etse de ben yerimden kımıldamadım, hem benim hem beyefendinin işi görülmüştü.

Bankadaki işimiz bitince boş koltuklara oturup beyefendi ile biraz sohbet ettik. Emekli bir memurmuş. Çocuklarının her biri farklı şehirlerdeymiş. Eşi öleli çok olmuş. Yalnız yaşıyormuş. Dizlerinden ameliyatlıymış. Gözleri izin verdiği sürece kitap okumayı çok severmiş. En çok da Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin Kitaplarını okumuş. Hala onları bir kaç sefer okuduğunu söyleyince onu daha çok sevmiştim.

"Ah hanımefendi, burası Türkiye işte dedik bir kere... Bu sözü babam da söylerdi. Bakın size rahmetlinin bana bir vasiyeti olmuştu; vaktiniz varsa onu anlatmak isterim."

Onu seve seve dinleyebilirdim. Anlatımı, kısa ve netti. Üstelik yaşayan bir tarihti. Özellikle; siyah beyaz yaşanmış geçmiş yıllarımızı bir filmin karesi gibi kısa anlatımını keyifle dinlemekteydim.

“Adım Fethi Gültekin. Babamın adı Mustafa Gültekin. Anımsarsanız Ecevit iktidarı döneminde çok umutluyduk. Ama olmadı. Dış güçler izin vermedi. Yağ, şeker, tüp gaz kuyruklarında çileler çektik. Ülkemize yokluk, kargaşa yaşattılar. Belki de siz de yaşadınız.”

Onun sözünü kesmedin dinliyordum: “Yaşamaz mıyız? Hem de nasıl yaşadık!” dedikten sonra başımla onun sözlerini onaylamıştım. Babasının vasiyetini söyleyince çok şaşırmıştım. O beyefendinin babası ölmeden önce özellikle oğluna şu sözleri tutması için tembihlemiş:

"Oğlum, işte geldim, gidiyorum. Sana vasiyetimdir: Eğer Türkiye düzelirse, bugünkü durumdan çok çok iyiye giderse, istikrar, huzur ve barış yurdumuza gelirse ki, hiç umudum yok... İşte o zaman oğlum, sen hemen gel mezarımın üzerine işe. Ben duyar hissederim. Hatta öte âlemde çok mutlu olurum."

O beyefendinin sözleri hiç kulağımdan çıkmamıştı. Günümüze geldiğimiz zaman ülkemize bakıyoruz, düzeldik mi? Sorusunu sormuyorum bile.
Evet, hastaneler yenilendi, özel hastanelerde seçenekli tedavi olanakları da sunuldu. Ama gıda terörüyle, kötü beslenmeyle, yoksullukla hastalıklar, ölümler de sıklaştı.

Evet, kamu binalarında uygulama ve düzenlemeler de kolaylıklar oldu, sistem yerine oturdu. Hatta ulaşım kolaylaştı, yollar çift oldu, köprüler, metrolar inşa oldu, uçaklarla gider olduk bir yerden bir yere, vs, Ama terör, hayat pahalılığı, işsizlik arttı, geçim zorlaştı. Yanı-sıra ülkemizin dış ve iç siyasetinde güven krizleri yaşanırken, insanlar "açık kapalı, dinli dinsiz, " gibi ayrışarak gelecekle ilgili kaygılarımız daha da arttı.
Bir de vatanımıza Peşmergeli, Suriyeli, Afrikalı, insanların ellerini kollarını sallayarak içimizde dolaşmaları kaygılarımız daha çok arttırmaktadır.

Evet, biz ülke olarak çağ atladık, bilgi çağındayız. Öyleyse, renkli bir yaşama geçtiğimiz halde günümüzde neden mutsuzuz. Niçin hayat pahalı? Neden insanlar ölüyor? Bir önceki yılı arar olduk, eskiyi özlemekteyiz.

Çünkü bizim zamanımızda siyah ve beyaz olmak üzere iki renk hâkimdi. Henüz insanlık ve adalet ölmemişti.

Emine Pişiren
2017-Kocaeli



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Biz Önce Beş Kişiydik
Anılarımın Dallarında Bir Hüzün Tomurcuğu
Davetsiz Konuk - 3 -
Davetsiz Konuk - - - Son Bölüm - - -
Bana İnsanca Yaşamayı Öğrettiğin İçin Teşekkür Ederim Anne
Hastanedeydim (Son)
Atatürk'ün Fotoğrafçısı Cemal Işıksel ve Ben
Hüzün Çizdim Yine Yüreğimin En Dip Köşelerine…
Çıkar Ağzından Baklayı
Abdülbaki Gölpınarlı İle Söyleşim

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anne Cennette Yemek Var mı?
Yumurtanı Nasıl İstersin Canım, Rafadan mı Kafadan mı?
Aşık Olmak İstiyor Musunuz?
Seni Seviyorum Işıl
Bu Çocuk Benim Değil
Davetsiz Konuk - 2 -
Vurgun Yedi Yüreğim!..
Biri Hayat Bulmuştu Kollarında
Aşk Kağıda Yazılıyormuş...
Acı İçindeydi...

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Adamdan Saymışız [Şiir]
Ah Ulan Istanbul! [Şiir]
Hangi Dua İle Sana Gelelim? [Şiir]
7. Didim Şiir ve Şairler Buluşması [Şiir]
Çekinme Söyle [Şiir]
İsterdim [Şiir]
Madem ki... [Şiir]
Davetsiz Konuk - 1 - [Şiir]
Git Demene Gerek Yok [Şiir]
İstanbul_um [Şiir]


Emine Pişiren kimdir?

Yazmayı, okumayı ve birikimlerimi paylaşmayı seven biriyim. Edremit'in yerel bir gazetesinin köşe yazarıyım. Bazı web sayfalarında da edebiyat adına paylaşımlarım yayınlanmaktadır. Sevgi ve ışık sizle olsun.

Etkilendiği Yazarlar:
Mehmet Emin Yurdakul, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Victor Hugo, Balzac, Leo Buscaglia, Eric Frrom, Irvın Yalom, Dale Carneige, Doğan Cüceloğlu, Haluk Yavuzer...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Emine Pişiren, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.