..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Değişim dışında hiçbir şey sürekli değildir. -Heraklitos
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Yazarlar ve Yapıtlar > Hakan Yozcu




3 Mayıs 2018
Talip Güvel Anısına Şiirler  
Hakan Yozcu
Talip Güvel, Karacaoğlan şiirleri okur ve o tarzda şiirler de yazardı. Tabii o zamanlar tam olarak şiiri bilmediğim için pek anlamazdım. Ölçülü, kafiyeli, sanatlı şiirler yazardı. Babamda da şairlik vardı. O da kendi çapında şiirler döktürürdü. Bazen bu ikili evde otururlar, birbirlerine yazdıkları şiirleri okur ve saatlerce şiir tartışması yaparlardı. İşte daha o zamanlardan şiir sevgisini ve temelini almıştım farkında olmadan.


:BEJ:
Talip Güvel Anısına Şiirler “YENİ UFUKLARA”
Annemi ziyaret için Güvercinlik Köyü’ne gittim geçenlerde. İçeri girdiğimde aniden çocukluk ve gençlik yıllarıma döndüm. Çünkü Kıymet Abla içeride annemle oturup sohbet ediyordu.
Hasta yatağında yatan annemi ziyarete gelmiş, “Ölüm var kalım var, Dünya gözüyle son bir defa göreyim” demiş.
Kıymet Abla, yıllar önce köyümüzün sakinlerinden biri idi. Çok sevdiğim, saygıdeğer insan Talip Güvel’in eşiydi. Yıllarca aynı köyde beraber yaşamıştık.
Bu aile, ailemizin adeta bir parçasıydı. Rahmetli babam da, annem de bu insanları evlatları gibi görür ve onlara çok değer verirlerdi. Aynı şekilde, bizlerin de onlara değer vermemizi ve onlara karşı saygılı olmamızı isterlerdi. Biz de onlara gereken saygıyı kusursuz gösterirdik. Onlar, bu saygıyı zaten hak eden insanlardı.
Talip Güvel, tüm köyün sevip saydığı, saygı gösterdiği, halini hatırını saydığı bir insandı. Güngörmüş geçirmiş bir ağabeydi köylü için. Herkese yardım eder, herkesin derdini dinler, herkese yol göstermeye çalışırdı.
Terzi idi. Ama öyle sıradan bir terzi değildi. Avrupa görmüş, birçok ülkede çalışmış, eğitim almış biriydi. Hani derler ya “Çok okuyan değil, çok gezen bilir.” İşte Talip Güvel de aynı öyle idi. Hem çok okuyan biri; hem de çok gezmiş biri idi. Hayat tecrübesi oldukça fazla olan biri idi.
Öğrencilik yıllarımda bize gelir, bana saatlerce nasihatlerde bulunur, hikâyeler anlatır, şiirler okurdu. Bana sürekli “Çok kitap okumamı “söylerdi. Hep “Unutma, okuduğun sürece varsın” derdi. Bu sözünü kulağıma küpe etmiş ve yıllar sonra daha iyi anlayıp idrak etmiştim. Gerçekten de okumak insanın ufkunu açıyor ve onu bambaşka diyarlara götürüyordu.
Talip Güvel, Karacaoğlan şiirleri okur ve o tarzda şiirler de yazardı. Tabii o zamanlar tam olarak şiiri bilmediğim için pek anlamazdım. Ölçülü, kafiyeli, sanatlı şiirler yazardı. Babamda da şairlik vardı. O da kendi çapında şiirler döktürürdü. Bazen bu ikili evde oturur, birbirlerine yazdıkları şiirleri okur ve saatlerce şiir tartışması yaparlardı. İşte daha o zamanlardan şiir sevgisini ve temelini almıştım farkında olmadan bu iki insandan.
Bu gün bende bir şiir sevgisi, bir şiir aşkı oluşmuşsa, bunu, Talip Güvel Ağabey’e ve babama borçluyum desem yalan olmaz.
Kıymet Abla, beni görünce çok sevindi. “Hakanım, hoş geldin” dedi. Ben de çok mutlu olmuştum onu görünce. Elini öptüm saygıyla. Biraz yaşlanmıştı. Ama siması hala aynıydı. Görür görmez tanımıştım: “Hoş geldin Kıymet Abla” diyerek “Nasılsın, iyi misin?” diye sordum.
Teşekkür etti. Gözleri dolmuş bir vaziyette “Talip Abi’nin bir vasiyetini yerine getirmek için geldim.” dedi. Devam etti: “Biliyorsun, Talip ağabeyin seni çok severdi. Seninle sohbet yapmak çok hoşuna giderdi. Edebiyatı, şiiri çok severdi. Buradan ayrıldıktan sonra da seni hiç unutmadı. Şiir yazmaya hep devam etti. Ölüm yatağında dahi şiir yazdı. Son olarak da bize: “Yazdığı şiirleri bastırmamızı, kitap haline getirmemizi ve bu kitaptan birini de sana vermemizi vasiyet etti” dedi. “Biz de bu vasiyeti yerine getirdik. Talip Ağabeyinin şiirlerini, O’nun anısına kitap haline getirdik. Bu kitap da senin için” dedi.
Kitabı elime alınca çok duygulandım. Gözlerim doldu. “Talip Güvel Anısına Şiirler, Yeni Ufuklara” adını taşıyan kitabı aldım ve eve gidince akşam, bir solukta okudum. Okuduktan sonra da bu yazıları sizlerle paylaşmak için kendimi sorumlu tuttum.
Kitabın kapak sayfasında Talip Güvel’in bir resmi yer alıyordu. Beyazdan yeşile doğru kayan bir ton ile hazırlanmıştı kapak. Albenisi oldukça iyi idi. Kapak tasarımı Erkan Er tarafından yapılmış.
Kitaptaki Şiirleri, Eşi Kıymet Güvel derleyip düzenlemiş. Kitap, Adana Seyhan’da Ekrem Matbaası’nda 2017 yılında basılmış.
Kitapta toplam 94 şiir yer alıyor. Bu şiirler, Türk Halk Edebiyatının Halk Şiirleri tarzında, hece ölçüsüyle yazılmış. Şiirler, dörtlükler halinde bir araya getirilmiş. 7’li, 8’li olmak üzere genelde 11’li hece ölçüsü kullanılmış. Şair, şiirlerinde mahlas olarak ya direk “Talip Güvel” adını, ya da “Talip” ismini kullanmış. Kitap, 110 sayfadan oluşuyor.
Arka kapağında ise şairin çocukları için yazdığı:
“Çocuklarım artık geri dönemem,
Dirilip de size öğüt veremem,
Ömür bitti, yüzünüzü göremem,
Dostum, derdinizi sorsun isterim.”
dörtlüğü yer alıyor. Ve dörtlüğün hemen altında ömrünü onlar için adadığı çocuklarının resimleri bulunuyor.
Şair Talip Güvel, 1941 yılında, o zamanlar Adana’nın bir ilçesi olan, Kadirli’nin Gaffarlı Köyü’nde dünyaya geldi. 1968 yılında amcasının kızı Kıymet Hanım ile evlendi. Bu evlilikten 3 çocuk dünyaya geldi.
Yıllarca Türkiye’nin çeşitli illerinde terzilik yaptı. Arada bir Fransa, Almanya, İngiltere gibi Avrupa şehirlerine giderek mesleğini geliştirmek için çaba harcadı. 1976’da Ailesini alarak Kıbrıs’a göçmen olarak gitti. Gazimağusa’ya bağlı Güvercinlik Köyü’ne yerleşti. Burada çiftçilik yaptı. Tarım ve hayvancılık işleriyle uğraştı. Ayrıca asıl mesleği olan Terzilik işine de devam etti. Buradan emekli oldu.
Yaşamının son yıllarında çok sevdiği Kadirli’ye geri döndü. Dünyaya, burada açtığı gözlerini, tekrar burada kapatmak istedi. Son günlerini hastalıkla mücadele ederek geçirdi. Kaderci idi. Kendini dünyaya getiren Tanrı’ya gönülden bağlı idi. Verdiği her nimet için O’na şükretti. Hasta yatağında bile boş durmadı. Şiirler yazdı. Vasiyeti üzerine eşi ve çocukları, onun yazdığı şiirleri derleyerek “Yeni Ufuklara” adında kitap olarak yayınladı.
Talip Güvel, şiirlerinde Türk Halk Şiirinin örneklerini verdi. Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal tarzında şiirler yazdı. Vatan Sevgisi, Yaşama sevinci, özlem, Tanrı sevgisi, ayrılık, ölüm, yaşanılan haksızlıklar gibi bir çok temalı şiirler yazdı.
Şiirlerinde saf, temiz, anlaşılır bir dil kullandı. Akıcı bir üslup ile günümüz Türkçesine yer verdi. Birçok şiirinde yöresel dilini de kullandı. Onun şiirlerinde tatlı, hoş sohbet bir konuşma edası vardır.
Talip Güvel şiirlerini okurken, büyük bir zevk alıyorsunuz. Şiirler, sizleri alıp büyülü bir dünyaya taşıyor. Kendinizi mutlu hissediyor ve bambaşka bir diyarda korkusuzca dolaşıyorsunuz.
İnci gibi peşi peşine dizilen sözcüklerin büyüsüne kapılarak şiir okumanın hazzına varıyorsunuz.
Kitapta Şair, ilk önce çok sevdiği memleketi için yazdığı bir şiiri dile getiriyor. Türkiye’nin Dünya’da eşsiz, benzersiz olduğunu anlatarak benzerinin olmadığını dile getiriyor:
“TÜRKİYE’M
Dört mevsim verimli on iki ayın
Dünyada bulunmaz elin Türkiye’m
Beş kıta içinde parlaktır yerin
Alemi ışıtır pilin Türkiye’m.”

Talip Güvel’in şiirlerinde Aşk, vazgeçilmez bir temadır. Aşk kalbe düşünce, gözyaşlarının çağladığını, kalbin alevlendiğini dile getirir. Aşk şarabı içenlerin gönlünün aşk aleviyle tutuştuğunu anlatır. Bazı şiirlerinde de bu aşk, Tanrı Aşkı olarak karşımıza çıkar:
Aşk Alevlenir
Aşık ağlar gözyaşları çağlarsa
Akar yar gönlüne aşk alevlenir
Canan canın gözyaşları çağlarsa
Akar yar gönlüne aşk alevlenir.

Aşık’ı maşuka diyorsa aman
Her aman diyene verilmez güman
Dost sevda şarabı içtiği zaman
Akar yar gönlüne aşk alevlenir.

Seven, sevilene gönül açtı mı
Sevilen, sevene aşkın saçtı mı
Gerçek yârin sulu gözü taştı mı
Akar yar gönlüne aşk alevlenir.

Dostu sevgiliden selam alınca,
Sevdiği dostuyla sadık kalınca,
Sevenlerin sel ırmağı taşınca,
Akar yar gönlüne aşk alevlenir.

Talip Güvel, baharda açılır bağlar,
Açılmayan yârla aşılmaz dağlar,
Yârinden ayrılmış gözyaşı çağlar,
Akar yar gönlüne aşk alevlenir.

“Kul Eyle” Şiiri 8’li hece ölçüsüyle Semai tarzında yazılmış bir şiirdir. Şair, bu şiirinde de Halk Şiirinin özelliklerinden yararlanmıştır. Güzel bir Türkçe ile duygularını dile getirmiştir. Şiirde, sevginin karşılıklı olmasını dile getirerek “Sevenin, sevilmesi” gerektiğini belirtmiştir. Şair, sevginin ve sevgilinin ruhuna dolmasını, gül gibi etmesini, başka kimseleri kendisi gibi yakmamasını belirtiyor:
KUL EYLE
Seviyorsan sevil bana,
Yol eyle beni yol eyle,
Aşkın verip sindir cana,
Kul eyle beni kul eyle.

Gözün gözüme bakıyor,
Ruhun gönlüme akıyor,
Göğsündeki gül kokuyor,
Gül eyle beni gül eyle.

Neşeli bak, üzgün bakma,
Ruhuma acılar sokma,
Benden başka kulu yakma,
Kül eyle beni kül eyle.

Yanıyorsan dost aşkına,
Gönül ver de bak maşkına,
Senden akan gözyaşına,
Sel eyle beni sel eyle.

Yanan aşkım seni arar,
Başkasına kılmaz karar,
Şirin dilin, dostu sorar,
Dil eyle beni dil eyle.

Talip Güvel yatsın kola,
Kaşın kara, gözün ela,
El salla da düşem yola,
Gel eyle beni, gel eyle.

Şair, şiirlerinde kadercidir. Bizi Yaradan Tanrı’ya gönülden bağlıdır. Tanrı’nın bize verdiği tüm nimetler için, akıl fikir için, bizi, ilim irfan ile donattığı için şükür etmektedir. Tanrı’yı her gün andığını, anmayanları da içten içe kınadığını belirtmektedir:
YÜCE YARADAN
Akıl fikir ile yarattın beni,
Şükür olsun sana Yüce Yaradan.
İlim irfan ile donattın beni,
Şükür olsun sana Yüce Yaradan.

Bütün mahlukattan üstün eyledin,
Kul görevi nedir kula söyledin,
Kim seni andıysa onu dinledin,
Şükür olsun sana Yüce Yaradan.

Dünya nimetini âleme serdin,
Kim inkâr ederse edeni yerdin,
Sen, imanlı kulun kalbine girdin,
Şükür olsun sana Yüce Yaradan.

Varlığın birliğin inkâr edilmez,
Haksın, sözlerine karşı gelinmez,
Verdiğin emirler asla silinmez,
Şükür olsun sana Yüce Yaradan.

Talip Güvel, seni günde anıyor,
Anmayanı hep içinden kınıyor,
Rızık verdin yiyip içip kanıyor,
Şükür olsun sana Yüce Yaradan.

Talip Güvel, şiirlerinde, yer yer eşine, dostuna, akrabalarına ve hemşerilerine sesleniyor. Onlara, “Başkalarında hata aramamalarını, hatayı kendilerinde aramalarını söylüyor. Mutlu yaşamın sevgi ile olacağını, mutsuz olan evliliklerin bozulabileceklerini belirtiyor. Evliliğin, saygıda, sevgide, özde güzel olacağını” söylüyor:
KENDİNDE ARA
Dostum, el alemde hata arama
Sen ne arar isen kendinde ara.
Gülüm, el sözünde hata arama,
Sen ne arar isen kalbinde ara.

İnsan, kendi ölüm günün bilemez,
Ölmeden ahreti sağlar göremez.
Kimsenin nefsine kimse eremez,
Sen ne arar isen nefsinde ara.

Mutlu yaşam sevgi ile yaşanır,
Mutsuz olan evli her an boşanır.
Saygıda, duyguda, özde aranır,
Sen ne arar isen sezginde ara.

Aşkın yeli, gönüllerde dolaşır.
Yar sevenler, sevda diye uğraşır.
Gerçek aşık sözleriyle yarışır.
Sen ne arar isen tezinde ara.

Sever Talip Güvel aydınlık günü,
Medeni yaşayan öldürsün beni,
Aynaya bakınca görürsen seni,
Sen ne arar isen bezinde ara.

Şair, Karacaoğlan’da, Dadaloğlu’nda ve diğer birçok Halk Şairlerinde olduğu gibi Dünyayı Yalancı olarak görüyor. Çünkü Dünya, gelip geçici bir yerdir. Kalıcı değildir. İnsan, Dünyaya gelir, büyür, çilesini çeker ve Hak’tan emir gelince bu dünyadan göçüp gider. İnsanın topraktan gelip toprağa gittiğine inanılır. Bu nedenle İnsanın son yolculuğu toprağadır.
Dünyanın zor günlerinde yanında olmadığından, yorulunca derman olmadığından, doğru olduğu halde doğruluğunun bilinmediğinden, yanlış yapsa bile bunun hoş görülmediğinden yakınır. Çok çalışmasına rağmen, çalışmalarının karşılığını alamadığını, hayatın kendine hep kötü davrandığını dile getirerek hayattan şikayetçi olur:

NEYLEYİM
Dar günümde hiç halimi sormadın,
Yürü yalan dünya seni neyleyim?
Kestin takatimi derman koymadın,
Yürü yalan dünya seni neyleyim?

Doğru oldum, doğruluğum bilmedin,
Yanlış yaptım, yanlışımı silmedin,
Zor zamanda sen yüzüme gülmedin,
Kırgın, dargın geçen kini neyleyim?
     
Bitmeyen işine aklım ermedi,
Çalıştım, uğraştım işin bitmedi.
Ecel geldi bana, gücün yetmedi,
Ölümle son bulan teni neyleyim?     

Hatırdan, gönülden, nazdan anlaman,
Amansız derdime derman bulaman,
Beni istesen de burda koyaman,
Çile çekip giden beni neyleyim?

Talip, bu dünyada yardım arama.
Kimse tabip olmaz senin yarana,
Şükür olsun şu âlemi kurana,
Gamlı gelip geçen geni neyleyim.

Son söz olarak, Merhum Şair Talip Güvel, bu dünyadan göçmesine rağmen güzel, büyülü şiirleriyle aramızda yaşıyor. Onun zevk ve mutluluk veren şiirleri okuyucuya huzur veriyor.
Şiirin büyüsü ile Talip Güvel, bizlere cennetin çiçekli bahçelerinden gülümsüyor ve belki de bizlere el sallıyor. Kendisini saygı ile yâd ediyorum.
Kitabı isteme adresi: “ Pazar Mahallesi 51 Sok. No: 10 (Bereket Değirmeni Yanı) Kadirli Osmaniye
Tel: 0506 865 24 11
Bu, güzel ve içli duygularla yüklü Şiir Kitabını okumanızı diliyor, kütüphanenizdeki zenginliğinize zenginlik katmanızı tavsiye ediyorum.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve yapıtlar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dışardakiler
Masumiyet Müzesi ve Orhan Pamuk
Neredesin Necati?
Tahtalı Köye Rammi 2
"Empati" Romanı Üzerine
İsmail Bozkurt’la Onur Duyduk
Bir Ağır Yürek İşçisi: Nursev Eser Yıldırım

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Boyacı’ya Büyük İlgi
Nkl Sanat Gecesi Büyük İlgi Gördü
öğretmene Verilen Değer Her Şeye Değer
Kültür ve Sanatımıza Önem Vereceğiz
Adanalıyık Allah’ın Adamıyık
Bu Halk Darbe İstemiyor
Bayram Huzur İçinde Geçti
Ayhan Menteş Hoca’mızın Ardından
eğitim Yaz Boz Tahtası Değildir
"Kıbrıslılık" Üzerine

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Minik Bir Şaire Rastladım [Şiir]
50. Yaş Şiiri [Şiir]
Yağmur [Şiir]
Yollarım Sana [Şiir]
Nar Gözlüm [Şiir]
Kazan Mesnevisi [Şiir]
Sen Bilirsin [Şiir]
Bırakıp Gitme [Şiir]
Yaşayan Ölü [Şiir]
Analar [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Hakan Yozcu, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.