..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Mektubum sanırım fazla uzun oldu, çünkü daha kısa yazmak için yeterince vaktim yoktu. -Pascal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Anılar > Ömer Faruk Hüsmüllü




15 Ağustos 2018
Bir Arkadaşımı Kaybettim  
Ömer Faruk Hüsmüllü
Aslancık'tan geriye ne kaldı? Çektiğim birkaç fotoğraf ve “Köpeğin Adı Badi” adlı romanımda onunla ilgili birkaç satır. Güle güle sevgili arkadaşım Aslancık.O masum, temiz bakışlarını hiç unutmayacağım.


:CJD:




     Acı bir gün. Yastayım, üzgünüm, ne yazacağımı da doğrusu tam olarak bilemiyorum. Evet, gerçek olan şu: Bir arkadaşımı kaybettiğim haberini bugün aldım. Arkadaşım bir insan değil; bir hayvan, bir köpek. Yani Aslancık... Gerçek adı nedir bilmiyorum, ama ben ona “Aslancık” derdim.
     Bu sabah çok erken uyandım, tekrar uyumaya çalıştıysam da bir türlü uyuyamadım. Erkenden Şile yolu üzerindeki Ömerli beldesine yani benim stres atmak için sık sık kaçtığım yere gittim. Parkta oturur oturmaz oradaki çayhaneyi işleten bey, önce “Hoş geldin abi!” dedi. Sonra da:
     -Senin arkadaşın gitti, diye ilave etti.
     -Nereye gitti?
     -Yani öldü?
     -Hangi arkadaşım, kim ölen?
     -Hani senin bir köpek vardı ya, işte o!
     -Aslancık mı?
     -Evet, dün bir otomobil çarpmış kafasına ve oracıkta ölmüş.
     -İnanmıyorum.
     -Valla doğru abi.
     Şaşırdım, ne diyeceğimi bilemedim. Boğazıma sözcükler doluştu, tıkandı; bir müddet konuşamadım.
     -Nasıl ölür? Burada araba trafiği fazla değil ki... Dedim, yani gerçeği değiştirmeye çalıştım.
     Haberi veren bey, bana çay getirmeye gitti; ben parkın kapısından Aslancığın girip, sallana sallana yanıma geleceği umuduyla gözümü oraya diktim. Tabii gelmedi, gelemezdi. Sağ olsaydı, benim kokumu aldığında mutlaka gelirdi. Yanıma geldiğinde ben ona “Merhaba, hoş geldin!” derdim ve o da gözlerini gözlerime dikerdi. Sonra da oturduğum bankta yanıma çıkar, arada sırada kafasını koluma sürter, bir müddet sonra da banktan aşağıya inip ayaklarımın ucuna yatar ve gözlerini kapatırdı.
     Aslancık biraz hantaldı, hareketleri yavaştı. Belki de bu hantallığı, sallana sallana yürümesi birkaç sene önce geçirdiği kazadan dolayıydı. O zaman da ona bir araba çarpmış ve arka ayakları kırılmış. Tedavi ettirmiş sahibi ve arka ayaklarına platin takılmış.
     Aslancık, asil bir hayvandı. Hiçbir canlıya saldırmaz hatta havlamazdı. Ona salam verdiğimde bir başka köpek salamını kaparsa hiç sesini çıkarmazdı, hatta bir keresinde ufacık bir kedi bunun salamını kaptı, o sadece baktı.
     İki gün önce, parkta oturur oturmaz yanıma gelmişti. Bazı günler onu göremezdim, bazen de sahibi emlakçının önünde ya da bir ağacın, bir otomobilin gölgesinde yatarken bulurdum.
     -Tembel şey, ne yatıyorsun? Dediğimde gözlerini yavaşça açar, sesten tanımıştır ama görüntüden de tanımak için gözlerini kırpıştırır, yavaş yavaş kalkar ve peşimden gelirdi.
     Ben onunla dakikalarca konuşurdum. Onun dili yoktu ama beni anladığından kesinlikle emindim. Parktan ayrılacağım zaman:
     -Sana mama almaya gidelim mi? Dediğimde hemen yerinden fırlar, zıplamaya başlardı. O tembel Aslancık gider hareketli bir aslancık gelirdi. Markete kadar peşimdeydi, ben içeri girince o kapıda beklerdi, marketin içine girmeye asla teşebbüs etmezdi. Markette biraz oyalanırsam kısa ve hafif bir sesle iki-üç kere havlardı. Markette çalışan kasiyer kız gülerek:
     -Sizinki, sabırsızlanıyor, derdi.
     Marketten çıkıp tenha bir yerde salamlarını vermek için giderken o arkamdan gelir, bizi gören iki-üç köpek de peşimize takılırdı. Salamları yedikten sonra başını okşayıp:
     -Mama bitti, hadi hoşça kal, derdim. O arkamdan bir müddet bakar, sonra ağır adımlarla yatıp dinlenebileceği bir yere doğru giderdi.
     Hesabı öderken:
     -Belki bir başka köpektir ölen; yanlış duymuşsunuzdur. Ben gene de gidip yattığı yerlere bakacağım. Dedim.
     -Yanlış değil abi. Eminim o, ama istersen gene de bak! Cevabını aldım.
     Sahibi emlakçının dükkanı önüne, ağaçların ve arabaların altına baktım. Aslancık yoktu. Ağlamak istiyordum, ağlayamıyordum. Eve gelince gözyaşlarımı koyverdim.
     Aslancık'tan geriye ne kaldı? Çektiğim birkaç fotoğraf ve “Köpeğin Adı Badi” adlı romanımda onunla ilgili birkaç satır.
     Güle güle sevgili arkadaşım Aslancık.
     O masum, temiz bakışlarını hiç unutmayacağım.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anılar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gidenlerden Son Kareler
Düşünen Kafalardan Düşündürücü Cevaplar
Tanıdığım Sen
Yağmurdan Kaçarken
Mersin Garı'nda Bir Sabah
Birde Çokluk,ya da Çokda Birlik

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Varoluş ve Ölüm
Bu Dünyaya Veysel Olarak Geldi Âşık Veysel Olarak da Gitti
Sevgili Ölüm Dost Muyuz?
Aşk Üzerine Kıkır Kıkır Fıkralar
Daire İçinde Bir Nokta Mısınız,yoksa Sadece Bir Nokta Mısınız?
Oruç Baba İle Bir Damla Sohbetleri - 2
Bitirilemeyen Bir Mektup
Bunalım Kapıyı Çalınca
Yüreğin İlâcı: Sevgi
Sen Gittikten Sonra

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Siyasi Taşlama: Neşezâde - 2 [Şiir]
Siyasi Taşlama: Karamsarzâde [Şiir]
Kusurî"den Tırtıklama [Şiir]
Zam Zam Zam... [Şiir]
Tırtıklama (Kazak Abdal'dan) [Şiir]
Yoklar ve Varlar [Şiir]
Âşık Dertli"den Tırtıklama [Şiir]
İstanbul,sana Âşık Bu Kul [Şiir]
Dostlarım [Şiir]
Namuslu Karaborsacı [Şiir]


Ömer Faruk Hüsmüllü kimdir?

Uzun süre Oruç Yıldırım adını kullanarak çeşitli forumlara yazı yazdım. İddiasız iki romanım var. Çok sayıda siyasi içerikli yazıya ve biraz da denemelere sahibim. Emekli bir felsefe öğretmeniyim. Yazmaya çalışan her kişiye büyük bir saygım var. Çünkü yazılan her satır ömürden verilen bir parçadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Az veya çok okuduğum tüm yazarlardan etkilenirim.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Ömer Faruk Hüsmüllü, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.