..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"İşimden büyük tat aldığımı söylemeliyim." -John Steinbeck
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumbilim > Cemal Zöngür




18 Nisan 2020
İnsandaki Bencillik ve Yıkıcılığın Ana Kaynağı  
Doyumsuzluk Düşünceyle Bütünleşmediği Sürece, İnsandaki Yıkıcılık Hayvani Ölçüde Kalmaya Devam Eder.

Cemal Zöngür


Dünyanın her ülkesinde devletler toplumların üst aklı olup, insanların çoğunluğu devletin bu siyaset ve adalet yapısına göre karakter kazanırlar. Bir devlet yönetim sisteminde tek dil, tek din, tek ırk, tek düşünce, tek kültür, tek kişi ukalalığı yaşam ilkesi yapılmışsa, vay haline o toplumun.! Bu tür devletlerde bencillik, yıkıcılık ve ahlaksızlığa karşı olan kişiler, hep aşağılanıp dışlanır. Dışlamayı devlet başlatır toplum uygular.


:ABA:


İnsan kişiliği üzerine net düşünce belirtmek her zaman zor ve meşakkatlidir. İnsan denen canlı varlık, evrenin sonsuzluğuna benzer. Evrendeki galaksi, yıldız ve gezegenlerin oluş, hareketleri nasıl ki tam bilinmiyorsa, insanın derin duygu ve doyumsuzluğunun anlaşılması da aynı şekilde zordur. Ne zaman, ne kadarla doyuma ulaşacağı bilinmeyip, sürekli karakter değişikliği göstermesi, insanla ilgili teorileri çoğu zaman çürütmektedir. Belirli bir aşamaya kadar anlaşılmaya çalışılan insan, başka bir zaman farklı duygu ve tavırla ortaya çıkması, insanın daha derin incelenmesini gerektiriyor. Bu yüzden insan biyolojik düşünce avantajıyla, çok daha derin ve gizemlidir. Önümüzde böyle bir insan gerçekliği varken, bencil ve yıkıcılığını anlamanın yolu psikolojik, sosyolojik olarak, ana karnından itibaren incelemekle mümkündür.

Her şeyden önce insanı acımasız yıkıcı karaktere sahip kılan temel yapı, can ve açlık korkusuyla birlikte doyumsuzluğudur. İnsandaki her üç güdü, düşünceyle organize şekle dönüştüğünde, tam bir canavar olup çıkıyor. Can ve açlık korkusu insana yakışır şekilde öğretilip kavratılsa, doyumsuzluk diye bir şey kalmaz. Doyumsuzluk konusunda her insan, kendisinin mütevazi ve ölçülü olduğunu düşünür. Bir kere adaletin fahişe yapıldığı ülkelerde, sosyal imkanlara göre büyük ya da küçük şekilde doyumsuzluk her insanda vardır. Bunun farkında olup bilinçli sorgulama, kültür disiplini ve temel ihtiyaçların dışında diğer saplantılar öldürülmeden, kimse ben temizim diyemez. Başkaları gibi benimde her şeye sahip olma hakkım var düşüncesi, üç üniversite bitiren her insanda bencil ve yıkıcılığı yükseltiği bilinmelidir.


Kişinin yaşadığı aile, çevre ve devlette, her türlü baskı, korku, haksızlık, diz boyu ise, toplum vahşileşmiş sürüden başka bir şey değildir. Üstelik bağnaz, geri, modern doyumsuz toplumlarda, bencil ve yıkıcılık tanrı, din, devlet kutsallığıyla büyütülmesi, melek gibi insanları bile yoldan çıkarmıştır. İnsanla ilgili olumsuzlukların ana karnından itibaren başladığını, şu şekilde ifade edebiliriz.

Bebek doğurmaya aday bir annenin, bebeğinin iyi bir karaktere sahip olabilmesi, önce anne ve babanın insani standartlara yakın eğitim, kültür ve maddi imkana sahip olması şarttır. Bununla birlikte yaşanılan ülke yönetimi de evrensel demokratik kurallardan uzak olmamalıdır. İfade edilen standartlara uygun olmayan aile, çevre ve devlette, istisnaların dışında çocuklar, bencil yıkıcı karakterin alt yapısıyla üç aşamada şekillenmektedirler.

1- Ana Karındaki Aşama: Ana rahmine düşüp el ayak ve cinsiyeti belirlenen bebek, o andan itibaren annenin yaşadığı olumlu olumsuz tüm duygularla birlikte, beslenme şekli direkt yavruyu etkileyip karakterin izlerini oluşturur. Bu dönemde annenin yaşadığı sıkıntıların yansımasının dışında, bebek bir sudan daha temiz ve masumdur. Annenin haricinde ne babanın, ne sistemin, ne tanrının, ne de dinin direkt hiçbir etkisi söz konusu değil bebek üzerinde. Dokuz ay sonra sade temiz bir şekilde doğan bebek, doğumdan sonra anne, baba ve ailenin günlük faaliyetlerindeki olumlu olumsuz ses, koku, renk ve ışık gibi olaylar, bebeğin bilinçaltına etki etmeye başlar. Şayet aile maddi, kültürel, siyasal olarak evrensel değerlerin altında sürekli problemlerle yaşarsa, çocuğun bencil ve yıkıcı karakterden uzak olacağı düşünülemez.

Bebeğin ailesi doğru eğitim, yeterli ekonomik imkana sahipse, bebek fazla olumsuzlukla karşılaşmadan bu dönemini biraz daha uyun tamamlayabilir. Normal aile ortamında büyüyen bebeklerin, ileride daha sakin ve engin bir kişilik kazanması mümkün olsa da, adaletin fahişeleştiği demokrasi dışı toplum ve ülkelerde, bunun hiçbir garantisi yoktur. Çatışma ve kaos ortamında büyüyen bebekler, doğal olarak duygusal, fiziksel ve düşünsel açıdan agresif, negatif enerji ile dolarlar. Agresif enerjiyle dolu çocukların içerisinden çok azı, ileride olumlu bir karaktere sahip olabilir. Bebeklikte oluşan karakter izleri, çocukta yaklaşık altı ve yedi yaşına kadar devam etmiş olup, bu dönemden sonra okulla birlikte ikinci aşamaya geçilir.

2- Çocukluk Aşaması: Bu dönem genel olarak 4 ile 12 yaş arasını kapsar. Çocuğun bu evresinde iki yapı belirleyicidir. Ailenin yaşam şekli, kültür, inanç yapısı birinci faktördür. İkinci faktörse okul eğitimi, öğretmenleri ve arkadaş çevresi. Çocuk iki yapıdan genelde eşit şekilde etkilense de, hem eğitimin vermiş olduğu güçle hem de yaşının ilerlemesiyle, birisinden daha çok etkilenip karar verir. Söz konusu dönemde yine en çok etkili olan yapı, devletin eğitim sistemi ve adalet anlayışıdır. Aile, çevre ve okul, devlet yapısına doğrudan bağlı olduğundan, hepsinin karakteri devlete benzer. Türkiye gibi demokratik ilkelerden uzak adaletsizliğin diz boyu olduğu toplumlarda, insanlar üzerinde devletin etkisi daha fazladır.

3- Gençlik ve Olgunluk Aşaması: Çocuklar yaklaşık on iki yaşlarından itibaren artık gençlik evresine adım atmaya başlar. Çocukluğunda aile, okul ve çevreden aldıklarının çoğunu ya silip süpürür veya hepsini sentezleme yapar. Yinede her şartta bir gencin karakterini, ya ailenin maddi manevi güçlü olması belirler veya devlet yapısı. Her ülkede ailelerin %90'ı karakter ve kişilik olarak devlete göre şekillendiğinden, çocuk ister aileye bağlı olsun isterse devlete, çok fazla bir şey değişmiyor. Her şeyi belirleyen devlette, gençlerin çoğu devletin bencil ve yıkıcı karakterine sahip olurlar. Bir çocuğun; aile ve devletin anormalliğinin dışında farklı bir karakterle ortaya çıkması, devrimci materyalist felsefeye sahip olmasına bağlıdır.

İlköğretimden üniversite bitimine kadar erişkinlerin öğrendiği, gözlemlediği ve yaşadığı olaylar, devletin siyasi politikalarının bir sonucudur. insanların olumlu olumsuz karakter şekillenmesinde direkt devlet sorumludur. Hele Türkiye gibi demokrasi dışı feodalizm, oligarşi ve teknoloji ile iç içe girmiş adaletin fahişeleştiği devlet yönetimlerinde, insanların bencil yıkıcı olması doğal karşılanan bir durumdur. Çünkü devlet her şeye hükmeden anormal bir yönetimi sürekli büyütmektedir. Genç bir insanın bu devleti aşacak karakteri ortaya koyması oldukça zor bir olay.

Genç ve olgun insanlar ister serbest çalışsınlar ister de özel veya kamuda, hayatı idame ettirmenin tek yolu devletle iyi geçinmeye bağlıdır. Adalet iktidarların fahişe basında metresi olursa, devleti pezevenkler yönettiği için, genç kuşakların farklı karaktere sahip olması, dahice zekayla ancak mümkündür. Her insan üstün zekalı olamayacağına göre, devletin karaktersizliği genç ve olgun insanların üzerinde hep etkili olmuştur.

Bir devlette asırlarca belirgin ve etkili şekilde zengin fakir ayrımının uçurum derecesinde yaşanması. Zenginin her dediğini devletin yerine getirmesi. Her türlü yolsuzluk yapanın hiçbir şekilde cezalandırılmadığı. İslam Arap kültürüyle toplum bilinci işlemez duruma getirilip, demokrasiyi yalnızca oy kullanmada görmek. Erkeğin her türlü egemen olduğu İslami toplumda, bencillik ve yıkıcılığın temeli, ana rahminden itibaren atılmış demektir.

Dünyanın her ülkesinde devletler toplumların üst aklı olup, insanların çoğunluğu devletin bu siyaset ve adalet yapısına göre karakter kazanırlar. Bir devlet yönetim sisteminde tek dil, tek din, tek ırk, tek düşünce, tek kültür, tek kişi ukalalığı yaşam ilkesi yapılmışsa, vay haline o toplumun.! Bu tür devletlerde bencillik, yıkıcılık ve ahlaksızlığa karşı olan kişiler, hep aşağılanıp dışlanır. Dışlamayı devlet başlatır toplum uygular.

Konuyla doğrudan örtüşen şu deyim her şeyi daha net ifade ediyor. “Balık baştan kokar”. Bir devlet kokuşmuşsa, toplum baştan ayağa kokmuş demektir. Kendisini tanrı kadar kutsal, Ejderha kadar büyük gören devletlerde, her türlü ahlaksızlıklar dönmeden ayakta kalınması imkansızdır. Halkın çoğunluğu bunun hiçbir zaman farkında olamaz. Halbuki adaletin oturmadığı ülkelerde hırsız yönetimler, kendi yaptığı ahlaksızlıkları sürekli birilerinin üzerine atarak hedef şaşırtırlar. Halk ise devletten aşırı derecede korktuğu için, hesap sormak yerine topluluğu suçlar. Böylece bencil ve yıkıcılığın ana kaynağı devletin suçu bilinçli olarak buharlaştırılarak, hırsız devletlerin ömrü uzatılmış olur.


Cemal Zöngür



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ana Tanrıçalar, Hz. İbrahim'in Tek Tanrı Masalına Nasıl İnandılar?
Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Tablosu
Hayvan İle İnsanın Birbirinden Ayrılışı - 3 -
Alevilik İle Sosyalizm Arasındaki Düşünsel Fark ve Bütünleşme Sorunu
Sosyalist Devlet Başkanları ve Politikalarının Analizi
Karakterin Oturma Sorunu
Siyasal Düşüncelerin İnsanlığı Getirdiği Nokta!
İnsanda Tapınmanın Oluşumu
Siyasi Düşüncelerin Küreselleşme Diyalektiği
Düşündüğünü Düşünen İnsan Engelli mi?

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Her Şeye Muktedir Tanrı ve Kapitalizm Ölüm Döşeğinde
Türkiye Solunun Sorgu ve Özeleştiri Kültürü Üzerine
Coronanın Hatırlattıkları, Dünyanın Geleceği
Halktan Para Dilenerek Büyük Devlet Olmanın Hafifliği
Alevilik; İslam Dışı Din Değilse Pozitif Felsefe Midir?
Alevilere, Kürtlere, Sosyalist ve Demokratlara Çağrı
Türkler Şamanist mi Kalsaydı?
Türkiye Siyasetini Tıkayan Etkenker (Araştırma Yazısı)
Kudüs, Dinler Savaşı ve Haklı Olan Kim?
Şii Fars ve Araplara Neden Alevi Denilmektedir?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Alevilerin Kapılarına Saldıranların Açık Kimliği [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Cemal Zöngür, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.