..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ben bir dünya yurttaşıyım. -Sokrates
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Politika > Cemal Zöngür




21 Mayıs 2020
Türkiye Solunun Sorgu ve Özeleştiri Kültürü Üzerine  
Kültürel Disiplinle Kendisini Sorgulamayan Hiçbir Düşünce Çevresiyle Barış İçinde Yaşayamaz.

Cemal Zöngür


Kitap okumadan kültürlü olmak, sosyalizm, marksizm ve diyalektik materyalist felsefeyi doğru, gerçekçi şekilde kavramadan sol/sosyalist olmak, derin cahillik değilse sola en büyük kötülüktür. Arkadaşına, dostuna, komşusuna bir bardak çayın hesabını yapıp, sol görünüp orta sınıf burjuva özentisiyle yaşamak kimliksiz, kültürsüz, sınıfsız, dejenere bir toplum ve kitle demektir. Bunun sağdan daha tehlikeli bir durum olduğunu, tüm samimi ve değerli sosyalist arkadaşların dikkatine sunulur.


:AA:

Bilgiye dayalı kültürlü insanların eleştirileri birey ve toplumu ileriye taşırken, anlamını yitirmiş ilkelere saplantılı eleştiriler, kavga ve cahilliğin yükselmesine neden olur. Bu yüzden gerçek sosyalistlerin dışında, eleştiri kültürünü ilke edinmiş siyasal düşüncelere kolayca rastlanmaz. Özellikle Türkiyeli sosyalistlerin özeleştiri kültürünü ilkesel olarak işlettiklerini söylemekte oldukça zor. Nedeniyse, yüzyıllık cumhuriyet tarihinde sol adına ilerleme olmadığı halde, eskilerin tekrarıyla yetinilmesi solun eleştiri özeleştiri kültürünü özümsemediğini gösterir. Esasında Türkiye solunu engelleyen bilimsel birçok neden varken, bunlar içerisinden en önemlisi kendileri dışında savaşan farklı devrimcileri küçümseyen bir egoizme sahip olmalarıdır.

Türkiye'deki sola hakim kılınmış tehlikeli anlayış, kendinden olmayanı beğenmeyen, küçük gören, gerici durağan, (Statik) kendine solcu bir yapının kültür haline gelmesidir. Bunun nasıl, kimler tarafından var edildiği tam bilinmese de, Cumhuriyeti kuranların profesyonel dezenformasyonu olduğu kesin. Bu yüzden değil midir, Türkiye solu yetmişli yıllarda 40 parçaya bölündüğünden, 12 Eylül 1980 faşizmininde ortadan silinmiştir. Ve can alıcı farklı bir örnek sol, sosyalist olanların büyük çoğunluğu yabancı devrimcilere saygı sevgilerini ifade ederlerken, Kürt devrimciler söz konusu olduğunda, gizli ırkçı damarları hemen yükselir. Neymiş, Kürt devrimciler ulusalcıdır, sınıf mücadelesinden uzak olmakla suçlanırken, kendilerinin geldikleri noktanın nedenini anlamayacak kadar teorik eksiliği hiçbir zaman görmezler.

Diğer taraftan Türkiye halklarının, İslam ve sahte Türkçülük batağında kimliksizleşmiş hamallar sınıfıyla, niteliksiz emekçiler olduğunu, gerçek ulusal kimliğe, kültüre dahi sahip olamadığını göremeyecek kadar sığ kalındığı. Aynı şekilde Türkiye kapitalizminin ticaret cambazlığıyla yerli üretimden uzak, niteliksiz, soysuz bir burjuva sınıfının varlığını dahi analiz edememişlerdir. Ve 21.yüzyılda yalnızca emek sermaye çelişkisine dayanan ideolojiyle, her şeyin çözüleceğinde ısrar etmek, statikliğin ötesin büyük bir hedefsizliktir. Diğer taraftan ezilenleri, faşist saldırılardan koruyacak devrimci bir odunun yokluğunu dert etmemek solun, sorgulama ve özeleştiri kültüründen uzaklığının bir sonucudur. Bu eleştirileri kabul etmeyip samimi sosyalistlerin şu pratikleri göstermeleri beklenir.

Ne pahasına olursa olsun sosyalizmin sorgu ve özeleştiri ilkelerini işleterek, önce kendi eksikliğini doğru ve net ortaya koyarken, buna uygun alternatif pratikle hareket edilmesi. Bu da sempatizan, ideolojik aşamayı çoktan aşmış, enternasyonalist derin kültüre sahip olmakla mümkündür. Belirtilen aşamaya gelmiş kişiler, sosyalizmin yalnızca sınıfsal ideolojik teori olmadığı doğayı, insanlığı inceleyen bilimsel, entelektüel devrimci ahlakla yaşamak olduğunu bilir. İfade etmeye çalıştığımız devrimci duruşun, daha çok sosyalizm adına laf söyleyip teorisyen olan kişiler için geçerlidir.

Bir de okumadan duyduklarıyla yetinip sınıfsal, sosyal, siyasal, kültürel yapısı gereği sistemden dışlanıp, kendisini solda gören kişi veya sempatizanların davranışları ayrıca sorgulanmalıdır. Bu alt kültür seviyesindeki insanların çoğunluğu, ömründe bir defaya mahsus maddi ve siyasal sorumluluk almamış, disiplinsiz lümpen topluluğudur. Her zaman istedikleri gibi davranıp yaşayacaklarını düşündüklerinden, bunları kontrol edilip düzene sokacak mekanizmanın olmayışı, solculuğu daha da basitleştiriyor.

Son on beş yıldır alt ve orta sınıfların ciddiyetsiz şekilde, sosyal medya vb. yerlerdeki paylaşımları, insanları solculuktan soğutmaktadır. Devrimci önderlerin resim ve sözlerini paylaşarak kendilerini solcu gösterirken, sola verilen zararı kim sorgulayacak acaba? Bu davranışlardan birisi, devrimcilerin düşüncelerini düzen partilerinin düşüncesiymiş veya o partinin bir parçasıymış gibi gösterilmesi, sol adına haddini aşmak değil midir? Genelde bilinçli bu yapılanların hesabı sorulmadan, sol gerçek yolunu bulamayacaktır. Sol teorisyenlikte kendisini sosyalist sorumlu gören kültürlü insanlar, bu anormalliklere bir an evvel dur demelidirler.

Gelinen aşamada çoğu kişi sosyal medya vb. yerlerde, içi ceviz kabuğunu doldurmayan, düşünmekten uzak basit boş ifadelerle, kendisini sol gösterip solculuğu psikolojik deşarz aracı olarak kullanmaktadırlar. Geçmişte solun yanından geçmemiş veya ufak tefek bir şeyler yapmış olup, onu gereğinden fazla büyüterek kalıntılarıyla deşarz olmak, lümpen proletaryadan daha aşağı bir durumdur.

Bazıları derli toplu sol yok ki, bizlerde ona göre sorumlu hareket edelim şeklinde haklı olarak savunma yapabilirler. Ancak sol ve sosyalist olmada samimi kişiler, bulundukları her alanda sosyal ve kültürel konumuna uygun devrimci duruşu gösterdiğinde, devrimci mahallelerin oluşacağını bilmelidirler. Ve sola, sosyalizme sadık her kişi, başta kendi kültür seviyesini ve çevresini sorgulayarak hareket ettiğinde, düzenin kötü emellerine asla yenik düşmezler. Türkiye gibi bir ülkede, toplumun kültürel, ekonomik, siyasal, tarihsel ve ahlaki yapısı, dejenerasyon üzerine inşa edilmiştir. Buna sorgulayıcı, eleştirici ve özeleştirel kültürle yaklaşılmadıkça, solcu kalmak mucizedir. İşte solu bu durumdan kurtaracak olanlar, gerçek sosyalist entelektüellerdir. Bu gidişin solculuk değil lümpenlik olduğu, üzerine basa basa ifade edilip öne çıkılmalıdır.

Tüm demokrat ve sosyalist düşünenler bir araya gelerek, 21. yüzyıl gerçekliğine uygun nasıl bir sol yapılandırılmalıdır? Sorgulama ve özeleştirisiyle hareket edilmesi şarttır. Ve her şeyi sil baştan ele almak en öncelikli plan olmalı. Bundan iki yüzyıl önce kaleme alınan sol ilkelerin, (Manefesto) günümüze ne kadar cevap verip verdiği, vermiyorsa alternatifinin oluşturulması için derin bilimsel tartışmalar acil bir zorunluluktur. Hepsinden önemli, bu zamana kadar “Birleşik Sosyalist Devrimci Ordu” neden oluşturulmamıştır? Bu soruların cevabı ve alternatifi bulunmadan başkalarını eleştirmek, lümpen entelektüel ve sol sapmacılıktır.

Mevcut sol teoriler, Anadolu halklarının demografik, sosyal, kültürel, ulusal, ekonomik ve sınıf yapısı ile, kapitalist burjuvazinin niteliksizliği hakkında doğru bir analize henüz sahip değiller. Her ülke toplumunun emekçileri çok faklı özelliklere sahip olduğu gibi, kapitalist burjuvazisi de aynı şekilde diğerlerinden farklıdır. Bu da farklı örgütlenme ve mücadeleyi şart koşarken, bu vb. konuları dile getiren ve dikkate alan bir devrimci örgüt bulunmak maalesef zor. Varsa da biz duymamışız. İfade edilen toplumsal farklılıklara doğa, iklim, insan, insanlık, sınıf, emek, emekçi gibi tüm alanlarındaki değişimler eklendiğinde, yalnızca emek sermaye teorisiyle hareket etmek, kapitalizmin ekmeğine yaş sürmektir. Materyalizm ilkesi gereği değişim ve dönüşümden yana bilimsel bir felsefeyken, yıllardır yerinde sayan yapıda ısrar eden solu, nasıl açıklamak gerekir? Bu anlayış başkalarının ortaya koyduğu alternatifleri küçümserken, kendi statikliğini devrimci görmek, Marksizme ters hareket etmek değil midir?

Kitap okumadan kültürlü olmak, sosyalizm, marksizm ve diyalektik materyalist felsefeyi doğru, gerçekçi şekilde kavramadan sol/sosyalist olmak, derin cahillik değilse sola en büyük kötülüktür. Arkadaşına, dostuna, komşusuna bir bardak çayın hesabını yapıp, sol görünüp orta sınıf burjuva özentisiyle yaşamak kimliksiz, kültürsüz, sınıfsız, dejenere bir toplum ve kitle demektir. Bunun sağdan daha tehlikeli bir durum olduğunu, tüm samimi ve değerli sosyalist arkadaşların dikkatine sunulur.


Cemal Zöngür



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politika kümesinde bulunan diğer yazıları...
Halktan Para Dilenerek Büyük Devlet Olmanın Hafifliği
Alevilere, Kürtlere, Sosyalist ve Demokratlara Çağrı
İsrail - Filistin Düşmanlığının Tarihçesi
Gelin Siyasal İslam'ı Birlikte Tartışalım
15 Temmuz 2016 Darbesinin Esas Planlayıcısı Kimdir?
Türkiye Sosyalistleri ve Burjuvazi Artık Konuşmasın (1)
Türkiye'nin Temelsiz Siyaseti ve Carablus Çıkmazı
Amerika, Suriye'den Neden Çekildi?
Mahalli Seçimler ve İlkesizlikler
İşid'in Sonu, Kürt Referandumu ve Bölgenin Gelecek Yüzyılı

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Her Şeye Muktedir Tanrı ve Kapitalizm Ölüm Döşeğinde
İnsanda Tapınmanın Oluşumu
Coronanın Hatırlattıkları, Dünyanın Geleceği
İnsandaki Bencillik ve Yıkıcılığın Ana Kaynağı
Alevilik; İslam Dışı Din Değilse Pozitif Felsefe Midir?
Osmanlı - Yeniçeri Ocağı, Bektaşilik ve Kızılbaşlar
Karakterin Oturma Sorunu
İnsan İle Hayvanın Birbirinden Ayrılışı - 2 -
Hayvan İle İnsanın Birbirinden Ayrılışı - 1 -
Siyasal Düşüncelerin İnsanlığı Getirdiği Nokta!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Alevilerin Kapılarına Saldıranların Açık Kimliği [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Cemal Zöngür, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.