"Yazmak, beynindeki tüm dertleri kağıda kusmak gibidir; tek fark, kimsenin o kusmuğu yememesidir." – Charles Bukowski"

yazı resimYZ

Gün geçtikçe kaçıyor yaşama hevesim
Elim yorganıma uzanmıyor
Üşüyorum.
Penceremde bir kuş titriyor
Tir tir...
Bir bir ortaya çıkıyor suçluların yüzleri
Kimse kilit vuramaz dilime,
Sövüyorum.

Açıkça söylüyorum diye darılmasın ukalalar
Ben de varım bu yarışta
Ve herkes kadar ben de insanım.
Bilgim dahilindedir,
Ölüm bekletmez beni
Zalimler randevularına sadıktır
Ağlayacak değilim
Dünyadan koptuğum için.
Elimde bir gül
Gidiyorum sonsuzluğa
Açın yolları, açın

Rezil dünyadan göçüyorsam da
İnsan damarım yüzünden
Beni üzen şeyler vardır lakin
Çözemedim zenginliğin denklemini
Rahatlığın formülünü bulamadım

Merhem olamadım bir garibin borcuna
Edepsizler çil çil altınları saçıyorken.
Öte alemde yakanızdadır elim
Aklınız varsa kaçın benden, kaçın!

Meğerse bıçak sırtıymış yaşamak
Hiç kimseler öğretmedi bunu bize
Bir de insan içinde dolaşıyorsunuz hâlâ
Uçuk mavi çizdirdiniz bulutları
Güneşi sapsarı...
Oysa böyle değilmiş gerçekler
Utanın kendinizden be reziller,
Utanın!

Hepiniz mutlaka göreceksiniz ki;
Ölüm: Simsiyah bir tablo çizdiği Tanrı'nın.

]

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön