..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Hemen yüzüne gül suyu seperek Leyla'yı ayılttılar." -Fuzuli, Leyla ile Mecnun
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




1 Kasım 2020
Bileşim ve Bileşimin Kolektif Özelliği 4  
Bayram Kaya
El kendisine geçen soyut kolektif güçle davranıyordu. Ama dıştaki somut kolektif gücü El; şirk saydı. Kendisine bühtan saydı. El bu eşleşme içinde kolektif etki olanı çekip kendisine alıyordu. Bu durumda kolektif yetenekli yüklerin tümü El ‘e geçen bir anlam yüklenimi olmasıyla; kolektif kapasiteyi El de bulmanız kaçınılmaz olurdu.


:DG:
Başlangıç tek boyutunun yanına eklenen birçok tek boyut olan çizgiler; en, boy gibi iki ayırtı ve iki boyutlu düzlem alanı ortaya koyacaktır. Her eklenen bir boyut bileşim içinde hem en gibi hem boy gibi davranacak. Bileşimdeki yüzey, yüzeydeki alan gerilimiyle belirir.

Bu gerilim sanki bir boyutlu çizginin içinde bir kuvvetmiş gibi bu bir boyut çizgiyi soldan sağa doğru gerer ve açar. Bileşimdeki kuvvet gerilimi, baştaki bir boyutu zara dönüşecek bir inceltmeyle açar. İki boyut süreci bir boyutun açılması gibi böyle de düşünebiliriz.

Kıyıda bir boyut durumla, tarla sınırında açılan bir dalga hem yerindedir hem ileri gider. Tıpkı ekin tarlasındaki dalgalanan başaklar gibi. Tarlanın en sol ayırtında başlayan başak dalgası, ileri doğru gider ve tarlanın ilerideki ikinci eni olan sınırında kaybolur.

Hâlbuki bu dalgalanma içinde bir boyutu oluşan her nokta, yani başaklar; hiçbir yere gitmeyip olduğu yerde durmaktadır. Dalga hareketinin son bulduğu yerde başlangıçtaki bir boyut olan (enerji devimi olan en ilerideki iki boyut en formuna taşınmıştır.

Bu enerji taşınması sırasında baştaki bir boyutu ileri taşıyan enerji hareketi sonunda oluşan ikinci bir boyut en arasında, baştaki bir boyutun ileri doğru olan sağ ve sol yanında iki tane boy ayırtı oluşur.

İşte bir boyutu iki boyuta dönüşüp bir boyutu iki boyutlu zar yapıya dönüşen dalga kuvveti olan yüzey gerilimi böyle bir şey. Başlangıç ayırtı olan bir boyu t hem dalga hareketi olukla ileri taşınıyor hem yerinde kalıyordu.

Bir dalgalanma içinde boy ayırtla oluşan gerilim dalgası ileri yönlü dalga hareketi olan en ayırtını belli bir zamana ve mekâna taşır. Bu dalga hareketi taşınması nedenle başlangıçtaki belirlenim boyutunun yerinde bir boşluk (sanal) enerji alan devinmesi kalır.

Başlangıçtaki bir boyutlu ayırtın yerinde kalan boşluklu alan devinmesinin içinde zıttı olan enerjiyle doludur. İleri açılan zaman mekân devinmesi nedenle açılan enerji boşalmasından sonra aynı alan içinde aynı alan etkisini veya aynı alan kuvvetini gösteren, tersi bir alan durumun kuvveti vardır.

Başlangıcın bir boyutu incelen devimle olasıyken, devimsiz lige göre devimle ve devime göre devimle olmayan bir oyuk alan geçmişle kendisi arasına mesafe koymuştu. Bu durumda geride kalan referans boşluk alan geçmiş olsun ikinci boyutla kazanılan ikinci ayırtımız olan ikinci enlilik te şimdiki zaman olsun.

Kâğıdımızın iki eni arasında; geçmiş ile geleceği arasında, boşluklu olanla aksi yükle dolu olan alan arasında iki tane ayırt ile iki tane boy, vardı. Bu iki boy da geçmiş ile gelecek arasında, geçmişi geleceğe taşır. En, boyla iç içe geçer. Yani enler boylardan boylar enlerden oluşur.

Bedenimizde çıkan kuvvetin kollarımızı yana açması gibi birçok en ve boyu oluşan dalga parçacık alanlar geçmişi içte her tarafa doğru geren ve gerilimle açar. Ve açılan kolu geri çekme geri çağırma gibi açılma geri çeken boyutlanmayladır. Ve de geren boyut, gerilen bir boyut zamanı inceltir.

Devimin devimsiz ilikle, devimsiz ligin de devimle; mekânın mekân sız ile mekân sız lığın da mekânla; zaman, zamansızlıkla, enerji ters enerjiyle vs. ters durumlar kuantum dünyanın aynı anda üs sel durumuydular. Planck zaman, Planck mekân, Planck ölçü, Planck eylemle belirme gibi belirsizle olma durumlar, kuantum dünyanın aynı analıklar olasılığı olduğu hatırlanmalıdır.

İncelen üs sel durum da ileri geriyle; itim de çekimle vardı. Bunlar birbirini kontrol eden, birbirini var eden süreçlerdi. Ve geriye dönmedikçe; ilk başlangıç yani geride olan; açılmanın verdiği oyuk alanların varlığı ile doluluğu var ediyordu ama bir türlü de kendi ilk doluluğuna erişemiyordu.

Böylece geri de “soyut olan boyutuyla oyuk veya boşluk alanlar, bileşik sürecin üs sel devinmesiyle vardı. Geçmiş şimdiyle vardı. İleri geri boyutla, geçmişle taşınıyor, birbirine karışması engelleniyordu.

Soyut olan, somut olanın bire bir aynısı ve tersi durumuyla vardır. Örtük ve somut kapı, tersten açık ve soyut kapıyla vardı. Ya da somut bir açık kapı, tersten soyut ve kapalı bir kapıyla vardı. Kuantum dünya Planck zamanla, Planck boyutla ve Planck eylemle bir anda bunların hepsi birdendi.

Ama makro boyut içindeki zaman, atom ve moleküler boyutla birbirini sınırlamaktadır. Gerekirci yapmaktadır. Birbirini durdurmakla, birbirine yön veren yavaşlatmalarladır. Ve üs sel çok boyutluluğa karşı iki, üç, dört boyutlu kullanım olmaktan kaynaklı eksikler nedenledirler. Üs sel durumların her ikisi birlikte olmakla beraber makro dünyada boyut eksikliği nedenle biri varken diğeri kullanım dışı belirsizlikti. İkisini aynı anda beliremiyordu. Beliren soyutuyla akılda vardı. Mantık boyutunda vardı.

İleri olan somut, geriye doğru çekilen soyut duruma atfın nötr bir enerji durumu ile vardı. Enerji alan bize görünmez durumla girişiyordu. Geçmiş boşluk alanlı veya oyuk alanlı en az enerji durumlu nötr devinmesiyle şimdiki zaman içinde de vardı.

Soyut bir uzak geçmişle birlikte, içinde olunan zaman şimdiydi. Şimdi ölümle hayatı, zamanı, mekânı boşaltıyor, boşalan alanlarını doğumlar dolduruyordu. Birinci boyutu, kinci boyutla incelten kütlenin iç kuvvet itmesi zaman ile tersinme ve tersinmez ligi ortaya koyan, birbiri üzerinde dolup boşalmaydı. İtme, geriye doğru kütle çekimi veren dolma boşalma içindeki boyutlarıyla ileri akan ve bu boyutların tersi durumla kısıtlanan tersinmez durumlar olmanın bir zaman akışıydı bizim boyut.

Dikdörtgen biçimli iki boyutlu A 4 kâğıdının ucunu, boyu olan ikinci boyut üzerinde 360° döndürür iseniz, boyutları birbiri üzerine bir katlama yaparsınız. Veya ileri olan sonu, başlangıç olan geçmiş üzerine çakıştırırsınız. Bir silindir elde edersiniz. Bu katlama veya silindir biçim ile iki en uç, uç uca veya birbiri üzerine gelirler. Birbiri üzerine kıvrılan katlama yüzeyde kalem ucu ile bir delik (bir uzay zaman boyutu) açtığınızda çevreyi dolanmadan aynı anda bu yüzeyden öbür yüzeye geçersiniz. Yani aşılamaz olan, tersinemez olan geçmişle, gelecek bir anda ve aynı anda olurlar.

İşte bu kurt deliğiydi. Bizi bir anda geçmişe götürüp geçmiş ile şimdiyi bir anda yapan boyut kurt deliği boyutuydu. Bu boyut çevremizde varsa da içinde olsak ta henüz kullanmayı bilmiyoruz. Bu nedenle görünmezlik vardır.

Bizler bir zaman boyutunun içinde yaşamakla, zamanın hızını ve hızın boyut engeli nedeniyle zamanın yönünü bilmediğimizden gelecekten geçmişe (geri dönüşe) geçemiyorduk. Oysa şimdi kurt delikleri karadelik ufku, mobius şeridi gibi birçok boyut durumla, böyle bir durumun mutlak ve olası olduğunu artık biliyoruz.

Bilinç, bilgi depo alanı olmak kadar; bilgiyi kullanan bir kapasitedir. Bilgi bir tanımla cisimler arası farkı ayırt etmenin moleküler düzeyde kodlanmasıdır. Cisimlerin veya enerjinin eylem ve nicel durumlarını ölçüşmekle farkı ortaya koyan potansiyel içinde olan bilgi, özdeğin bir devim şeklidir. Bilgi, eksiği olanı tamamlayabilen bir enerji akış formu, olmakla boyuttur.

İşte El ‘in de, içinde olmasıyla farkında olmadan zihinsel yetilerle gelecekten, geçmişe gidiyordu. Her şey şimdi olduğu gibi nasılsa, başlangıçta da öyleydi demekle El; şimdiki üretim hareketi içindeki donanımı kuşanıp, bu donanım başlangıçta da varmış gibi başlangıca koyuyordu. El’ in kullandığı bu düşünce, düşünce olukla şimdiden geçmişe bir kurt deliği açmaktı. Sanal düşünce boyutlu zamanlar arası gezinmeyi El, hileci şekilde inanca dönüştürüp kullanıyordu.

El şimdiki zamanın kolektif kapasitesini, düşünce boyutu içine, başlangıca; belirlenimcilik, yapıyordu Düşünme boyutu içinde kolektif kapasiteyi başlangıca konuyordu. Böylece El kişilere, kişiler üzerinde olan kolektif etkili koruyuculuğun şemsiyesini, yok sayıyor, yok saydığı kolektif koruyuculukla kendisi yer değişiyordu. El ‘in kendisi; bilinen, etkisinden olunan, kolektif etkiye dönüşüyordu.

Artık El kişiler gözünde kendisini kolektif etki ile eşletmekteydi. El ‘in kendisi kişilere “rızk veren” bir koruyucuydu. Elektrik yüklü bir demir çubuk parçasını, yüksüz bir demir çubuğa yaklaştırın. Bu yaklaştırmayı ister temas etmeden, isterseniz iki parçayı birbirine değdirerek yapın. Hiç fark etmez.

Bu eşleştirmede yüklü olan demir çubuktan, yüksüz olan demir çubuğa doğru bir elektrik akışı olur. Yüklü olan çubuğu çekseniz dahi, yüksüz olan demir parçasında elektrik yükleri oluşur. İşte bu olgudan hareketle üreten yapının üretim gücü olan kolektif gücü El ile eşletip başlangıç belirlenmesi içine koyuyordunuz. Kolektif eşletmede olan anlam, boş olan Ele geçiyordu.

Kolektif tutum sağlatan, üreten ilişkilerin güç birliği nedenle, kolektif birim zaman nedenle üreten sistemin, sağlatan sistemin: ortakları olmayı; ortaklaşmasını zorunlu olarak öngörür. Kolektif kapasite ile El mana anlayışının boşluk devinmesini birbirine eşletirseniz; dolu olandan boş olana bir geçiş bir akış olur. Tıpkı yüklü demir parçasının elektrik yükü olmayan demire yükler geçişmeli akış yapması gibi durum sonuç oluşur.

Bu eşleştirme içinde dolu olan, yük veren kolektif kapasiteydi. İçi boş olan El ‘di. Enerji verecek olan kolektif kapasiteydi. Enerji alan El mana anlayışlı boşluk alandı. Bu iki eşleşmede kolektif tutumun ortaklığını, kolektif tutumun ortaklaşmasını, kolektif tutumun ortakları olmasın dan doğan kolektif güç El ‘e geçiyordu.

El kendisine geçen soyut kolektif güçle davranıyordu. Ama dıştaki somut kolektif gücü El; şirk saydı. Kendisine bühtan saydı. El bu eşleşme içinde kolektif etki olanı çekip kendisine alıyordu. Bu durumda kolektif yetenekli yüklerin tümü El ‘e geçen bir anlam yüklenimi olmasıyla; kolektif kapasiteyi El de bulmanız kaçınılmaz olurdu.

Bu eşletmede yükler akışı olduktan sonra (anlam geçişmesi olduktan sonra) kolektif yetenek te olan tüm anlam içermesi ve kapasite içermesi; El ‘e geçer. Kişi zihninde kolektif alana ait ortaklığı oluşan etki alanının düşmesi nedenle, kişi zihninde doğan, bir boşluk alanı oluşur. Bu kolektife alana ait anlamdan kaynaklı boşluğun alanı, kişinin acizliği olukla; kişiye yansır.

Üreten sağlatan kolektif etki çeken etkidir. Şimdi çeken kolektif etki El anlayışı içinde olmakla El çeken bir soyut etkiydi. Kişinin acizliği, kişiyi El ‘in kendisine çeken, rızk veren El ‘e yöneltir. El, kendisine yönelen teslimiyetin üzerine “rızk veren algı” olarak oturur. Boşluk alan, acizliğe rızk verme algısıyla dolar. Siz yeni tutumun anlamını bilmeseniz de, nasıl olduğunu bilmeseniz de günümüz anlayışı hala bu algıyı yönetmektedir.

Bir dolu olanla, bir boş olanın eşleşmesi içinde El kendisine geçen geçen akıştaki kolektif sahiplikle; kolektif gücün koruyuculuğunu El üzerine alıyordu. Siz kolektif alanı unutturur, kolektif oluşu şirk kılıp yok saydığınızda, boşaltılan kolektif düşünce yerine de El düşüncesi dolacaktı.

Kolektif yansıma olan etki, El olan anlam hayali perdeye yansır. Bu yansıma ile El de ete kemiğe bürünür. El bir biçim alışı bulur. El kolektif güç yerine kendini size dayatma yapmakla sizi kendisine inandırıyor olmakla; ilk etapta size rızkı vaat ediyordu. El kolektif ortakları olmaya karşın ortakları olmayan takdir eden irade ile dayatma olan bir sosyal çevre seçeneğiydi.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Toplum 4
Toplum 1 - 2
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 1
Bileşim ve Bileşimin Özelliği 7
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 5
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 3
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2
Toplum 3
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 4
Bileşim ve Bileşimin Özelliği 5

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Küsmem Gam Elinde [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Emekli eğitimci. 1950 Mucur / Kırşehir doğumlu.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Bayram Kaya, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.