..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Tarihten öğreniyoruz ki tarihten hiçbir şey öğrenmiyoruz. -Hegel
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > pelin onay




9 Mayıs 2003
İki kadın..İki yürek  
(hasret her zaman yüreğe düşer)

pelin onay


Bir ara elime telefonu alıp, aklıma bir bıçak gibi saplanan numaraları tuşladım. “Aradığınız aşk’a şu an ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz”


:FEJE:
“İçimdeki her şeyi ortaya dökmeden dünyadan ayrılmam olanaksız. Tanrım, bana yalnızca katışıksız bir gün bahşet.”

Nerede okumuştum ve kim söylemişti acaba..kaç senedir defterimin arasında ve hala nasıl da doğruluk payını koruyor. Hem acı, hala katışıksız bir gün yaşadığıma inanmadığım için..hem de güzel, yaşayabileceğim ihtimali olduğu için..Ama sonra duruyorum:

“bekleme, doğru zaman gelmeyecektir” diyor Napolea Hill, “bulunduğun yerden başla ve senin emrinde olabilecek her türlü araçla çalış. Gideceğin yol üzerinde daha iyi aletler bulunacaktır..”

Bekleyecek miyim, beklemeyecek miyim..? Kafamı karıştırıyor bu sözler..Herkes kendi doğrularını yazmış..Sonra R.Williams düşüyor aklıma; “ geçmişi bir kitap gibi kullanın, eviniz gibi değil..” diyor. Ne güzel söylüyor aslında, anlayana tabiki..Geçmişi okuyarak geleceğime doğru yol alacağım..Bunu yapabilirim sanırım..Ah be kızım, yapıyorsun ya işte..geçmişi evin gibi kullandığın zamanlarda, o ev yanıp kül olmadı mı..?..Ondan sonrada bir daha hiç evin olmadı..

“ Karşılaştığım her hayal kırıklığının beni üzmesine izin verseydim, şu an yerimde sayıyor olurdum..”

Uff, hangi filmin içinden fırlamıştı bu alıntı belleğime, ismini çıkatamıyorum. Ama bir kadın bir erkeğe söylüyordu bunu, hatırlıyorum sahneyi. Bir tartışma vardı aralarında, kadın başı dik, gözleri keskin bir şekilde bu cevabı vermişti..İzlediğim yerde sarsılmıştım, sanki konuşan bendim..Bu lafı sahiplenip yıllar sonra kendi dudaklarımdan çıkardığımda belki de bu yüzden hiç şaşırmadım..

Peyki ya Mariel Strade ne olacak, “ patikanın sizi götürdüğü yere gitmeyin. Patika olmayan bir yerde yürüyün ve iz bırakın..” demiş...Kalacak mıyım, gidecek miyim, bekleyecek miyim, yüreğimi mi dinleyeceğim..? Elbette geçtiğim her yolda iz bırakıyorum ama ya hayat..?

“ Sen, ben ölüm dediğimde ne kadar ürküyorsan, ben de hayat dediğinde öylesine korkuyorum ondan.”

Mehmet Bayar’ın güzel bir sözü..Evet diye haykırıyorum içimden..ben de ölümden değil, hayattan korkuyorum..bıraktığım izlerin silinme ihtimalinden, hayal kırıklıklarımın beni üzme olasılığından, katışıksız bir gün yaşayamadan çekip gitme düşüncesinden..hayat daha korku dolu değil mi..?

-Efendim..? Ah tabiki, seni dinliyorum Funda, sadece düşünüyordum ama bak Adnan Satıcı bir şiirinde şöyle diyor;

“bir şair, tavşan dışında şeyler de çıkartır şapkasından../..ölü ya da diri
ayrılık bunlardan sadece biri..”

-..düşünsene sözün güzelliğini, biz de bu akşam bir sürü özlem çıkartıyoruz şapkamızdan. Belki ben henüz bir şair değilim ama bir şapkam var, hem de içi çok kalabalık bir şapkam..

-peyki ya şarkılar pelin..?..şarkılar da bir sürü özlemi getirip önümüze sunmuyor mu..?

...düşünüyorum..doğru söylüyor. “erkekler ağlamaz” diyor Nilüfer, ama ağlıyorlar.../ “ acılar paylaşılmıyor” diyor Düş Sokağı ama paylaşılıyor../ “Biliyorsun” diyor Sezen ama bilmiyorum..Hiçbir şey bilmiyorum..Şarkılar neden hep bizleri kandırıyordu..?

-Nereye gidiyorsun..?
-.........

Bütün müşteriler kalkmıştı, bar boşalmıştı birden, nereye gittiğimi bende bilmiyordum ama ayaklarım beni barın en güzel yerinde duran piyanoya doğru sürüklüyordu. Piyanonun kapağını açtım, biramı üstüne koydum ve “biliyorsun”u çalmaya başladım..Sezen’den “biliyorsun”u..Çorbada benim de tuzum olsun der gibi, yanaklarımdan süzülüyordu göz yaşlarım..Ah benim asil olan göz yaşlarım..!

Piyanoyu kapattım, biramdan bir yudum aldım ve masama döndüm..Belli ki Funda’nın göz yaşları da çorbada tuz olma olayına girmişti. Birden Platon geldi aklıma:

“gençliğinde müzik öğrenen, felsefeyi daha iyi anlar” demiş..

İzlediğimiz diziler hayatımıza da müdahele ediyor olmalı ki, “babaaa, büyüksün..” dedim içimden...Yani ilerde, yani gün geçtikçe felsefede daha iyi olacağım, öyle mi.?

-pardon canım, tabiki seni dinliyorum, ne diyordun..?..Hakan abi bir bira daha alabilir miyim..?

-..diyorum ki, biz böyleyiz, değişemeyiz Pelin..Sorgulamak gereksiz..biz susmayı beceremeyiz, sevdiğimiz insana kırılamayız bile, affetmek için hemen bir sebep buluruz..Şimdi sana bir telefon gelse, sana ihtiyacım var dese, onca kırgınlığına rağmen, ailene yalan söylemek pahasına, iş yerine yalan söylemek pahasına, atlayıp otobüse yanına gitmez misin..?..gidersin..ben de giderim..çünkü biz sevgiyi böyle yaşıyoruz..

Neden gerçekler bazen bir tokat gibi çarpar yüzümüze..? Kendimize ait gerçekleri kabul etmek../..anlamak neden zaman alıyor..? Oysa ki ne demiş Spinoz; “ anlamak, beğenmenin başlangıcıdır”..Kendimi yeni yeni mi beğenmeye başlıyorum acaba..? Giderek kafam karışmaya başladı..Karşımdaki insanı anlıyorum, yani beğeniyorum da, peyki ben anlaşılıyor muyum..?..Bu arada beğenilip beğenilmediğimi de öğreneceğim ya..Yoksa işimiz özlü sözlere mi kaldı..?..Yok artık..Ama Funda doğru söylüyor...değişemem..değişemeyiz..

Bir yandan Funda’nın söylediklerini düşünüyorum, bir yandan da konuşmanın konusundan olsa gerek, aklıma arkadaşım Kadir geliyor. Onunla yaptığımız böylesi bir sohbetin içinde, söyledikleri bir tokat gibi patlamıştı yüreğimde.

-Sen ayak tırnaklarından saç köklerine kadar duygusal bir insansın. Ama yapma, bir verene sen on verme..ne alıyorsan onu ver, fazlasını değil. Biz erkekler çok fazla alınca uzaklaşıyoruz, biraz fonda kal, sahnenin ortasında değil.

Belki de bir erkeğin bu şekilde konuşması şaşırtmıştı beni ama hemen cevapımı da vermiştim.

-Ben gökten yıldızları istemiyorum ki, beni hediyelere boğmasını da..sadece küçük bir haber, bir telefon bekliyorum. Sence bu çok şey mi Kadir? Ben çok şey mi istiyorum..?

-Hayır, hiç de çok değil. Sen aslında bir erkeğin beraber olmak isteyebileceği bir kadınsın. Ama bizler, bu kadar yürekten verenleri daha çok üzüyoruz galiba.

Üst üste gelen itiraflar, o gece konuşulan onca konu, şu an içnde bulunduğum girdap..Bir erkek bile kabul edebiliyor bunları ama neden olduğunu açıklayamıyor. Sadece, fazla verme, diyor..çok fazla özveride bulunma..Bir yandan Funda, değişemeyeceğimizi söylüyor, bir yandan da Kadir üzülmemek için değişmelisin, diyor..Kadınca duygular ve bir dostun açık sözlü konuşması. Herkesin doğruları ve gerçekleri çakışıyor. Peyki, olması gereken ne..? Üzerime uymayan, bedeni dar bir elbiseyi giyemem ki..Yani değişemem..Evet demek istediğim yerde hayır diyemem, konuşmak istiyorsam susamam, görmek istiyorsam kaçamam, sevgimi erteleyemem..Maalesef oyunu kuralına göre oynayamam. Dönüp dönüp Funda’nın sözlerine takılıyorum, “biz böyleyiz, değişemeyiz”..

- Ne düşünüyorsun..?
- Değişemeyeceğimizi
- Kendini zorlama..Bir gün elbet doğru mevsimde çiçek açacağız. Elbette herkes gülleri sevmiyor, papatyalarıda saven vardır.
-Yapraklarını kopardıkları halde mi..?
-Evet, kopardıkları halde papatyalarıda seven insanlar da vardır.
-Hayır yaaa!!!!

Bu bol ünlemli son cevap, ikimizinde aynı anda ağzından çıkıvermişti ve konuşmanın gidişhatından değil, radyoda birdenbire çalmaya başlayan şarkı yüzünden. Şarkılar bazen olmadık yerlerimizden vurur bizleri, damarımıza basar ya da alıp götürür hiç olmadık yerlere. Şarkılar, ahh şarkılar!..Kim söylemişti, şu dakika hatırlamıyorum; ah bu şarkıların gözü kör olsun..!

-Basalım mı..?
-Nereyi..?
-Bu şarkıları çalan radyoyu. Gidelim ve biz geldik diyelim
-Nasıl yani..?
-Nasıl yanisi var mı..?..Kimin hakkı var damarımıza basmaya..? Hem anılarımızın arasında bir de radyo basmak olsun..

Düşünmedik değil, ciddi ciddi düşündük. Hemde elimizde biralarla..Ama yapmadık..sadece sustuk..Uzun bir süre şarkılara sustuk..Bir ara elime telefonu alıp, aklıma bir bıçak gibi saplanan numaraları tuşladım.

“Aradığınız aşk’a şu an ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz”

Nefret ediyordum bu kadından..Nasıl oluyor da sürekli sevdiğim insanla benim arama girip, konuşup konuşamayacağıma karar veriyordu. Üstüne üstlük, lütfen sonra deneyin, diyor. Ona ne..?..Kim bu kadın..? Bu durum onu ne ilgilendiriyor..?..!!!

-Pelincim, artık kapatıyoruz.

-Tamam Hakan abi, sen hesabı getir. Bir de, biralarımız henüz bitmedi, şişeleri de alabilir miyiz..?

-Ne demek, tabiki...

Funda’yla beraber elimizde bira şişeleri sahile indik. Dibimizde deniz, karşımızda İzmir..Şarkılar söyledik, ağladık, konuştuk. İtiraf.com sitesinin sahibi yanımızda olsaydı, hangi birini not edeceğini şaşırırdı..Bir sürü itirafın ortasında yüreğimizle kaldık..

-Çok kızgınım ona Pelin.

-Şair Kahraman Tazeoğlu bir şiirinde şöyle demiş, “ ağlamayacak kadar vazgeçeceğim senden../..öfkeme bile değmezmişsin diyeceğim..”..Gün gelecek, seni onca kıran insana ait bu kızgınlığınıda, sen kendine yakıştıramayacaksın belki..değmezmiş diyeceksin..

-Ne zaman diyeceğim bunu..?

-Belki çok uzun bir zaman sonra, belki de yarın..

Gecelerden bir geceydi..iki kadın yüreklerini döktü bütün çıplaklığıyla..İkisi de kasmadı kendini. Güçlü görünmekten sıkılmışlardı, yumruklarını sıkmaktan..Utanmadan, doya doya ağladılar ve konuştular..Dün akşam iki kadın, her şeye rağmen değişemeyeceklerine inandılar, İzmir körfezinden gökyüzüne sevdalarını uçurdular..Dün akşam iki kadın, ne olursa olsun, sevdaya kırılamadığını, kırılamayacağını itiraf etti. Dün akşam iki kadın, yüreklerini sessizce maviye bulayıp, gökyüzüne gönderdiler..

Acaba görmesi gerekenler, o yürekleri gökyüzünde gördü mü..?..İkisi de hala bilmiyor..


.Eleştiriler & Yorumlar

:: iki kadın ...iki yürek
Gönderen: Y. Aynur Öztürk / , Türkiye
27 Ağustos 2014
yüreğinize sağlık

:: Mrb.Pelin
Gönderen: Şükrü SAYIN / Siirt/Türkiye
19 Eylül 2006
Çok harika yazıyorsunuz.adeta duygularıma tercüman oluyorsunuz. yüreğinize sağlık. Başarılarının devamını dilerim.

:: benden sıcak bir merhaba size:))
Gönderen: gönül sevinç / türkiye/Türkiye
20 Aralık 2004
çok güzel bir yazı okudum...okudukça okudum... çok beğendim kalbinizi aktarmışsınız yazıya yazılarınızın devamını diliyor. elinize yüreğinize sağlık diyorum sevgiyle kalın...

:: ?
Gönderen: ilyas emre öncü / İzmir/Türkiye
20 Kasım 2004
Sence ne yapmalı Kaçmalı mı, Yoksa kaçmak yerine durup ta düşünmeli mi Kaçtığım duygunun neye bağlı olduğunu… Sorunun neye bağlı olduğunu düşünürken Aklımla bir an anlamsız varlıklar geldi Sabahın erken saatlerinde Korkarak gittiğin yerin nerde olduğunu bilmeden koşmak Güneşin doğuşunu anlamsız bir şekilde

:: bu kadar içten olunmaz ki!!
Gönderen: yüksel özbek / Samsun/Türkiye
8 Ağustos 2004
evet,bu kadar içten olunmaz ki!!!insanın erkek olduğundan utanası geliyor!!! şakası bir yana uzun zamandır bu kadar "içten" ve güzel bir yazı okumamıştım...işin duygusal kısmı sizin olsun!! edebi kısmı harika olmuş...usunuza sağlık....yüksel özbek

:: jülyen
Gönderen: bülent / iskenderun
21 Temmuz 2003
Tüm dileklerini alıp karşısına çıktı Tanrının. Pazarlığa oturdu Tanrıyla. Korkmuyorum dedi senden, senin getireceklerinden. Yaşanan tüm felaketlerden uzak bir tek gün istiyorum sadece senden. Bir gün borcun var bana hayatımdan kalan. Tutkuyla yaşamak istediğim, her şeyi unutmak istediğim, her şeyi tatmak istediğim bir tek gün. Eğer bu borcunu ödeyemeyeceksen; mızıkçılık yapıyorum ve bırakıyorum hayat oyununu. Al senin olsun sevinçlerin, mutlulukların, acıların, korkuların... Tanrı düşündü, eğer yapılan pazarlıksa o da bir şey istemeliydi karşılık olarak. Gülüşünü istedi kızdan. Bir günlük mutluluğa karşılık bir ömürlük tebessüm istedi. Olur dedi kız... Gülüşünü verdiği adamın yanına gitmek için ayrıldı. Tanrının yanından. Görmediği bir adamın sevgi sözlerini sevmişti, tanımadık kokusunu duymak için korkularını bırakıp kenara, olduğu gibi o adama gelmişti. Ne istediğini bilmiyordu ya da gecenin sonunda ne hissedeceğini. Bir yüz, bir ses, bir koku... Ezberine alıp uzak diyarlara götürmek için. Tüm bunların da o adama ait olmasını istiyordu. Karanlıkta bir ses duydu, onun sesini... Elini tuttu... Sarıldı... Kokusunu duydu. Geceye beraber yürümeye başladılar. Her dokunuşta biraz daha arttı sarhoşlukları. Her öpücük bir yudum şarap oldu dudaklarında tattıkları. Bir kalp atışı uzaklıkta birleşti vücutları ve dansetmeye başladılar bildik melodilerde. Önce yavaş, utangaç ve mesafeli. Her dokunuşta kayboldu mesafeler, her nefes alışta hızlandı vücutları, birbirlerinin terini tattıkça uzaklaştılar utangaçlıktan. Beklentiden uzak tek bir gündü yaşayacakları. Ama kız tüm özgürlükleri içinde bir bağlılık olmak istedi, karanlık bir öpücük yerine güneş ışığında bir gülüş olmak istedi, herhangi biri değil; biri olmak istedi adamın hayatında. Gün doğduğunda yabancı kaldı kız yaşadıklarına. Sabah serinliğinde gecenin sarhoşluğunu hissetti yüzünde. Gülmek istedi, gülemedi. Bu gece için vazgeçmişti gülüşünden. Gülerek hatırlamak istedi adamı, yüzünü, kokusunu, sesini... Kızda gizli bir gülüş kaldı adamdan geriye... Sadece adamın görebildiği...

:: geçmişim en değerli kitap....
Gönderen: pelin karcı / ankara
11 Mayıs 2003
Sevgili adaşım; Çok büyük bir keyifle okudum yazını... Geçmişin kitabını açıp önüme koydum sonra... sevgiler... kalemine sağlık..




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Eski bir pişmanlık hikayesi

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Giderken beni de götürür müsün..?
Bir itiraf borcu

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Üşüyorum... /... Sesimi Ört [Şiir]
Nisan Yağmuru... /... Olma [Şiir]
Dilimde Ay Tutuldu... /... Dilsizim [Şiir]
Düşüme Düştün... /... Canın Acımadı Ya [Şiir]
Kelimeleri Bırak, İşimiz Dokunmak [Şiir]
Bana biraz hüzün ver usta, sek olsun! [Şiir]
İsmimi Unutma [Şiir]
Düşünürken sizi [Şiir]
Aşk beklemektir [Şiir]
Düş (Me) Ler... /... Aşk Bitti [Şiir]


pelin onay kimdir?

şiir tutkusu,müzik hayatı,deniz sevdalısı,aşk ise bitiremediği romanı. . orhan veli'yle aynı derdi paylaşıyor; bir de rakı şişesinde balık olabilse. .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet,Orhan Veli,Attilla İlhan,Murathan Mungan,Şükrü Erbaş,Hayyam,Yılmaz Odabaşı, Cemal Süreya, Buket Uzuner,Oğuzhan Akay, Akgün Akova,Altay Öktem, Akif Kurtuluş,


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © pelin onay, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.