..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gerçek bir sevgide diğer insanın iyiliğini istersin. Romantik sevgide diğer insanı istersin. -Margaret Anderson
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Estetik > Mustafa Günay




8 Eylül 2005
Şiirdeki Felsefe, Felsefedeki Şiir  
Mustafa Günay
Felsefe ve şiir ilişkisi üzerine bir yazı.


:BGGG:


          ŞİİRDEKİ FELSEFE, FELSEFEDEKİ ŞİİR
                              
Mustafa Günay

     “Başlangıçta şiir vardı.” Ya da “Önce şiir vardı” gibi sözleri sıkça duyarız. Bu sözler şiirin önemini, taşıdığı değeri ifade etmektedir. Peki ya günümüzde, çağımızda durum nedir? Günümüzde şiir yaşamın ve kültürün neresinde yer almaktadır? Şiir kaybolmuş, unutulmuş gibi görünse de kimi zamanlarda, yeniden ortaya çıkar, kendini farklı biçimlerde dile getirir. Çünkü şiir hep vardır ve olması da gerekir. Çünkü insan şiirini yitirmiş bir hayatı sürdürmek istemez. İnsanın başkaldırdığı, yaratıcılığını gösterdiği her eylem ve etkinlik gücünü şiirden alır. Çünkü şiir edebiyatın bir türü olmanın ötesinde bir şeydir. Bir bakıma tüm edebiyatın, sanatın, kısacası kültürün başlıca kaynaklarından biridir şiir. Kültür, yani insanın üretip/yaratıp ortaya koyduğu yaşama dünyası, şiir ve şiirsellik üzerine kuruludur. Şiirini yitiren kültürler ise, aynı zamanda insanın kendisine, insana ve dünyaya yabancılaştığı kültürlerdir. Şiirsizlik bunalımı kültürün insani değerlerini unutmaya başladığının da bir göstergesidir. Bir kültürü canlı tutan, şiirin kaynaklarından beslenmesidir. Şiirin ve şiirselliğin düşmanları, aynı zamanda insanın ve onu insan kılan değerlerin de düşmanlarıdır. Bu nedenle şiirin tarihi insanın özgürlük ve adalet arayışının da tarihidir.

     Uygarlık tarihinin bugüne kadar uzanan kültür birikimi içinde şiir ve felsefe en önemli unsurlar arasında bulunmaktadır. Yüzyıllar öncesinde sanatsal, felsefi ve bilimsel disiplinler/etkinlikler günümüzdeki gibi ayrımlaşmış, sınırları kesin çizgilerle birbirinden ayrılmış değildi. Günümüzde şiir ve felsefe, diğer bilim ve sanat dalları gibi, birbirinden farklı uğraşlar ve disiplinler durumundadır. Ancak şiir ve felsefe arasındaki bağıntılar ve yakınlıklar ortadan kalkmış değildir. Günlük yaşamın ve dilin sınırlamaları ve belirlenimleri üzerine çıkabilen etkinlikler olarak, felsefe ve şiirin birbirinden kopmadığına ilişkin pek çok örnek verilebilir. Kısaca iki örnek üzerinde durmak istiyorum: Ömer Hayyam ve Nietzsche.

     Hayyam, büyük bir bilim adamı ve filozof olduğu kadar, büyük bir şairdir de. Onun rübaileri, şiirdeki felsefenin bir somutlaşmasıdır/görünümüdür. Hayyam’ın dizelerinde humanist bir ahlak felsefesini, özgürlükçü bir dünya görüşünü ve yaşama felsefesini buluruz. İnsanın evrendeki yerini sorgulayan ve varoluşunun anlamını araştıran Hayyam, şiirsel bir söylemle kendi felsefesini ortaya koymuştur. Ama bu durum, onun yazdıklarının şiirselliğini zedelemiş değildir. Aksine içerdiği felsefi boyut, Hayyam’ın şiirine derinlik ve yoğun bir anlam boyutu kazandırmıştır. Belki her şairin doğrudan felsefeyle ilgilenmesi gerekli değildir. Ama şiirin beslendiği kaynaklardan biri de felsefedir. Ayrı bir yazıda işlenmesi yerinde olur, ama yine de şiirdeki felsefeye günümüzden de eklenebilecek şairler az değildir: Asaf Halet Çelebi, Özdemir Asaf, Edip Cansever...Hiç şüphesiz daha pek çok isim sayılabilir.

     Nietzsche’nin pek çok yapıtı ise, felsefedeki şiire ve şiirselliğe örnek olarak verilebilir. Ama felsefe ile şiirin sınırlarında dolaşan, düşüncelerini şiir biçiminde dile getiren filozoflar geleneği uzak bir geçmişe uzanmaktadır. Parmenides ve Empedokles gibi Antikçağ filozoflarının, düşüncelerini şiir biçiminde ortaya koyduklarını hatırlayabiliriz. Erdal Alova ise Herakleitos’un fragmanlarını şiir biçimine dönüştürmüştür.1 Antik Felsefe adlı kitabıyla tanınan Walter Kranz’a göre, “Empedokles’in antik kişiliğini Alman şairi Friedrich Hölderlin bir tragedia’da romantik kılıkta yeniden canlandırmıştır. Freidrich Nietzsche ise Empodekles’i Herakleitos ile birlikte kendinin atası sayıyor.”2

     Yukarıda adını andığımız filozofların yapıtlarında, felsefenin şiir biçiminde, şiirin diliyle ortaya konulması söz konusudur. Ancak bir de felsefi yapıtların içinde yer alan şiirler ve şiirsellikler de söz konusudur. Bu konuda akla gelen en önemli örneklerden biri hiç şüphesiz, Nietzsche’nin “Zerdüşt Böyle Diyordu” adlı kitabıdır.3 Nietzsche’nin bu kitabında felsefe ve şiirin sınırları belirsizdir, neyin felsefe neyin şiir olduğunu ayırt etmek oldukça güçtür. Bu kitapta, felsefeden şiire, şiirden felsefeye gidip gelen bir filozof ve onun şiirsellikle yoğrulmuş düşünceleriyle karşılaşırız. Yeni bir insan anlayışı ortaya koymaya çalışan, insanı aşılması gereken bir varlık olarak gören Nietzsche’nin şiir ve felsefe arasındaki sınırları kaldırması, şiirin başlangıçtaki imkanlarını ve gücünü yaniden canlandırma çabası olarak da değerlendirilebilir.
      Nietzsche büyük bir ahlak filozofu olduğu kadar, büyük bir kültür filozofudur da. Değer problemi, çalışmalarında belirgin bir ağırlık taşımaktadır. “Değerlerin yeniden değerlendirilmesi” çabasıyla dikkati çeken ve felsefe tarihinde iz bırakan Nietzsche, aynı zamanda şiirler de yazmıştır: Dionysos Dityrambosları.4 Onun bu şiirlerinde de felsefi bir boyut göze çarpmaktadır.

     Felsefenin, felsefi düşünme tarzının şiire kazandırabileceği boyutlar kadar, şiirin felsefeye ve aynı zamanda sanata ve bilimsel disiplinlere kazandırabileceği pek çok imkan söz konusudur. Bunun yanısıra özellikle şairlerimizin yapıtlarının, şiirlerinin felsefe açısından yorumlanması ve değerlendirilmesi de önümüze yeni yollar ve ufuklar açabilecektir.

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Ufka uzanan
Gönderen: Murat M. UĞURLU / İstanbul/Türkiye
18 Eylül 2005
Yaşamın kamaşası içinde bocalarken insanlık, çizgileri belirli bir ufka doğru uzanan yazınızı ilgiyle okudum ve yenilerini beklemeye başladım bile. Şiir yaşamın ana damalardından, felsefe onu dolduran, biçimlendiren hava veya kandır.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın estetik kümesinde bulunan diğer yazıları...
Adlandırmak

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hermann Hesse'den Mektup Var
Birkaç Dergi
Attila İlhan'ın Ardından
Şarkılar Kimi Söyler?
Jules Verne
Yola Çıkmak, Yolda Olmak
Anlatmak Anlaşılmak
Bulutlanmak
Kentler ve Yazlar

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Mayıs Yağmuru [Şiir]
Sisifos Gibi [Şiir]
Hal Durumu [Şiir]
Özne: Felsefe - Edebiyat İlişkileri [Bilimsel]
Özne: Nihilizm Sorunu [Bilimsel]
Özne [Bilimsel]


Mustafa Günay kimdir?

Felsefe açısından sanat ve edebiyat eserlerinin değerlendirilmesine önem veriyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Albert Camus, Nermi Uygur, Milan Kundera, Oğuz Atay, Edip Cansever


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Mustafa Günay, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.